TERTEMİZ BAYRAMLAR

Pembegul Abla

Editor • 5/28/2026

TERTEMİZ BAYRAMLAR

TERTEMİZ BAYRAMLAR

Mübarek Kurban Bayramı yaklaştıkça “bayram gelmiş neyime” gazelini dillendirenlere rastlıyorum. Kimimiz sevdiklerimizin özlemini çekiyoruz, bazımız hastalıklarla cebelleşirken kim bilir ellerde ne dertler var, olabilir. Amma bayram hepimize doğrudan arşı aladan hediye gelmiş. Bu bayram insanların uydurduğu başka bayramlara hiç benzemez. Evlere bereket, ruhlara neşe, midelere ziyafet olan bu güzeller güzeli bayramı layıkıyla kutlamaya devam edeceğiz. Bayram sayesinde endişelerimiz, elemlerimiz, depresyonlarımız üzerlerimizden dökülüp gidecek, neşeleneceğiz. Şöyle ki, en elemli zamanlarımda bile benden başkaları bari neşelensin, bayramlarını kutlayayım, tebrik edeyim derken insan kendi derdini unutup biraz huzur buluyor doğrusu. Aklım erdiğinden itibaren hepsi birbirinden farklı ne güzel bayramlara şahit olduk. Tatil durumlarına göre bazen İzmir’de bazen de köyde mutlu bayramlar yaşadık. Hepsi de tertemiz, pırıl pırıl bayramları bir kez daha yad etmek isterim. Öncelikle bayram demek, o gün gelmeden en az iki hafta öncesinden evlerden başlayarak sokaklara kadar her yerin tertemiz olması demekti. Köyde olduğumuzda önce sabahtan akşama kadar bayram için yufka ekmek yapılırdı. Ekmek işleri bittikten sonra tandırın üzerine kocaman bir kazan su doldurup önce bütün ev halkı sırayla banyo yaptırılır ardından dağ gibi çamaşırlar yıkanır, serilirdi. Eğer bayram için halı-kilim yıkanacaksa bu daha önceden halledilirdi. Bazıları bayram için bütün evi çamurla sıvar tazelendirirdi. Tarladaki işleri de herkes bayram gününe bitirip yetiştirmeye çalışırdı. Temizlik işlerinden sonra bayrama bir iki gün kala sinilerde baklava yapılır fırın olmadığı için köz ateşinde altı üstü kızartılır hazır edilirdi. Aynı günde mayalı hamurdan pişi yapıp komşulara dağıtırdık. Herkes birbirine pişi dağıtırdı. Ölmüşlerimizin bu hayırdan haberdar edildiğine inanırdık. Çok eskiden bayram için kumaş alınır ninelerimiz kendileri kesip bayramlıkları ellerinde dikerlermiş. Sonraları terzilere ısmarlama daha daha sonraları çarşıdan bayramlık kıyafetler almalar başlamış. Herkes bayramda yeni veya yıkanmış temiz elbise giymeye çok dikkat ederlerdi. Bayram sabahı erkenden hayvanlar yemlenir, sağılır, ev içerden taa sokaklara kadar tertemiz süpürülür gelen gidene karşı ortalık tertemiz yapılırdı. Bayram namazından sonra bayramı kutlamaya başlardık. İzmir’deki bayramlar köydeki kadar yorucu olmasa da yine de emek vermek gerekiyordu. Şehirde mevsimine göre bayram için evini badana-boya yaparak işe başlayanlar olurdu. İzmir de de evde yıkanabilecek ne varsa her şey bol suyla deli gibi yıkanır, kaynatılır tertemiz yapılırdı. Bazen eşyaların yeri değiştirilip bayram süslemesi olurdu. İzmir’de çarşı-Pazar bol olduğu için herkese bayramlık elbise, ayakkabı, çocuklara mendil, şeker, kolonya mutlaka alınır hazır edilirdi. İzmir’de kocaman sinilerde baklava yaptığımız için pişirmeye en yakındaki ekmek-simit fırınlarına götürürdük. Bayramdan önce fırınlarda tatlı pişirtmek için izdihamlar olurdu. Bizde pişi yapar komşulara dağıtırdık. Eskiden İzmirde kurban kesilecek yerler belli olmadığı için evin çatısında, orada, burada kurban kesenler iyi bir görüntü olmazdı ama şimdilerde sokakta kesmenin yasaklandığını duydum. İzmirde bayram sabahı erkenden kalkıp temiz olan evimizi tekrar süpürür, siler taa sokaklara kadar temizlerdik. Herkes aynı işlemi yaptığı için bayram günü her yer tertemiz olurdu. Bütün işler hep beraber hal edildikten sonra arefe gününde daha çok beyler mezarlık ziyaretini mutlaka yaparlardı. İnsanlar o zamana göre çok dindar değillerdi ama mevtalarına hayır hasenet yapmış olma adına ne gerekiyorsa Allah için yapmaya çok dikkat ederlerdi. Bilhassa bayramlarda mevtalarımızla dahada yakınlaşıp ölümüde hatırlar unutmazdık yani. Bayram sabahında dedeler, babalar oğullarıyla beraber bayram namazına giderlerdi. Camide herkes bayramlaşıp evlerine geçerdi. Kurban bayramı yemeklerimizde kavurma et, çorba, sarma veya dolma, kömbe dediğimiz hamur işi veya pişi olurdu. Genelde çok tatlı yeme imkanımız olmadığı için en sona hep beraber baklava yerdik. Yemek faslından sonra sırayla bayramlaşıp sarılır tebrikleşirdik. Aynı manzara köyde birazcık farklı olurdu. Yere serilmiş sofrada hep beraber yemek yedikten sonra gençler bir ibrikte ılık su ve küçük bir bakır leğen getirirlerdi. Dedemden başlayarak sırayla büyüklerin önüne leğeni koyarlar ellerini sabunla yıkatıp havlu uzatırlardı. Herkes sırayla oturduğu yerden elini sabunlayıp yıkardı, ne güzel değilmi? Bayram günlerinde ninelerimiz ve dedelerimiz evlerin baş köşelerine oturtulur çok saygıyla muamele görürlerdi. Hep beraber bayramlaşırken ninem uzaklarda olan bir evladını anar, hasretle birkaç göz yaşı dökerdi. Hem köyde hemde İzmirde yaşlı, yalnız veya hasta komşu akraba varsa onları asla unutmaz sıcak yemek götürürdük, sonradan bayramlaşmaya giderdik. Kimseyi unutmaz ihmal etmezdik, herkes bayramdan nasibini bol bol alırdı. Bayrama gelemeyenler için tebrik kartları yüzünden postacılar biraz fazla çalışırdı. Moral yönünden ne halde olursanız olun, bayrama hazırlık yapamasanızda bayramı kutlayan en yakınlarınıza usulca sokulun, bayramlaşın, bayramlaşanların neşesi, mutluluğu bir şekilde sizede bulaşır neşelenir mutlu olursunuz. Sağlıklı mutlu nice bayramlar dilerim. Pembegül  Abla