Gundem

2026 Census’ta katılım yüzde 95’i aşacak

Australian Bureau of Statistics, ülke genelinde yaklaşık 10,5 milyon hane sayım formunun ulaştığını ve 2026 Census’a katılım oranının yüzde 95’in üzerine çıkmasının beklendiğini açıkladı. İlk sonuçların Haziran 2027’de yayımlanması planlanıyor.

Australian Bureau of Statistics (ABS), 2026 Census kapsamında ülke genelindeki hanelerin gösterdiği yoğun katılım için Avustralyalılara teşekkür etti.

ABS tarafından yapılan açıklamada, yaklaşık 10,5 milyon haneye ait sayım formunun teslim alındığı ve 2026 Census’un ülke genelinde yüzde 95’in üzerinde katılım oranına ulaşma yolunda ilerlediği bildirildi.

Bu oranın, yakın dönemde gerçekleştirilen başarılı nüfus sayımlarıyla benzer düzeyde olduğu belirtildi. 2021 Census’ta katılım oranı yüzde 96,1 olarak kaydedilmişti. Söz konusu sayım, COVID-19 nedeniyle uygulanan kapanmalar sırasında gerçekleştirilmişti.

Çevrim içi ve kâğıt form seçenekleri sunuldu

ABS, Avustralyalıların Census formlarını hangi yöntemle dolduracakları konusunda seçim yapabildiklerini belirtti.

Katılımcıların büyük bölümü sayımı çevrim içi olarak tamamlarken, kâğıt form kullanma seçeneğinin de birçok kişi için önemini koruduğu vurgulandı.

2026 Census’un yüzde 95’in üzerinde katılım oranına ulaşma yolunda ilerlemesi, dünya genelinde anket ve araştırmalara katılımın azaldığı bir dönemde dikkat çekici bir sonuç olarak değerlendirildi.

ABS, sayımın gerçekleştirilmesinde görev alan kurum çalışanlarına ve katılım sağlayan tüm Avustralyalılara teşekkür etti.

İlk sonuçlar Haziran 2027’de açıklanacak

2026 Census’un ilk sonuçlarının Haziran 2027’de yayımlanması bekleniyor.

ABS’nin açıklamasına göre, sayımın başarıyla tamamlanmasında ülke genelindeki hanelerin katılımı ve sayım sürecinde görev yapan çalışanların katkısı önemli rol oynadı.

Son Dakika Haberleri

Gundem

Dallas Semtinde silahlı saldırı

Dallas Semtinde silahlı saldırı: İki kişi ağır yaralandı

Melbourne’un kuzeyindeki Dallas’ta pazar sabahı meydana gelen silahlı saldırıda 22 ve 19 yaşlarındaki iki erkek hastaneye kaldırıldı. Polis, olayın birbirini tanıyan kişiler arasında yaşandığını değerlendiriyor.

Melbourne’un kuzeyindeki Dallas bölgesinde pazar sabahı meydana gelen silahlı saldırıda iki erkek ağır yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Polis, 18 Ekim 2026 Pazar günü saat 08.20 sıralarında, Kaniva Street, Dallas adresindeki bir evde iki kişinin ciddi şekilde yaralandığı yönündeki ihbar üzerine olay yerine çağrıldı. İlk ihbarlarda yaralanmaların silahlı saldırıdan kaynaklanmış olabileceği belirtildi.

Yaralanan 22 yaşındaki Dallas sakini ile 19 yaşındaki Craigieburn sakini hastaneye kaldırıldı. İki kişinin de tedavilerinin sürdüğü ve polis gözetimi altında tutulduğu bildirildi.

Olay yerinde kan izleri bulundu

Olay yerinden alınan fotoğraflarda, bir aracın önündeki zeminde ve aracın kaputu ile ön ızgarasında kan izleri görüldü. Polis, olay yerini güvenlik çemberine alarak inceleme başlattı.

Victoria Police bünyesindeki Armed Crime Squad dedektifleri, saldırının nasıl gerçekleştiğini ve olayın arka planını belirlemek amacıyla soruşturmayı sürdürüyor.

Polis, olayda yaralanan iki kişinin birbirini tanıdığına inandıklarını açıkladı. Soruşturmacılar, olaya başka kişilerin karıştığını düşünmediklerini belirtti.

Komşular gece boyunca bağrışmalar duydu

Bölge sakinlerinden biri, gece boyunca bağrışma sesleri duyduğunu, sabah saatlerinde ise silah seslerinin geldiğini söyledi.

Yerel sakin, bölgenin geçmişte yaşamak için iyi bir yer olduğunu ancak zaman içinde değiştiğini ifade etti.

“Bu bölge çok korkutucu” diyen komşu, yaralanan kişiler için de üzüntüsünü dile getirdi.

“İnsanların acı çekmesine çok üzülüyorum” ifadelerini kullandı.

Polis görgü tanıklarına seslendi

Dedektifler, olayın koşullarını aydınlatmak için görgü tanıklarından ve olayla ilgili bilgi sahibi olan kişilerden yardım istedi.

Olayı görenlerin, ellerinde bilgi bulunanların veya araç kamerası (dashcam) görüntülerine sahip olanların Crime Stoppers ile iletişime geçmeleri istendi.

Bilgi paylaşmak isteyenler 1800 333 000 numaralı telefonu arayabilir veya www.crimestoppersvic.com.au adresini ziyaret edebilir.

Soruşturma devam ediyor.

Kaynak: Victoria Police Media Unit

schedule39m ago
Gundem

eyalet seçimleri öncesinde TOLL vaatleri

Victoria’da Kasım 2026’da yapılacak eyalet seçimleri öncesinde, sürücülerin 

ödeyeceği otoyol geçiş ücretleri önemli bir tartışma konusu haline geldi. 

Labor haftalık 30 dolar, Liberal National Coalition ise 50 dolar geçiş ücreti üst sınırı öneriyor. Ancak iki teklifin süresi, başlangıç tarihi ve uygulama ayrıntıları farklı.

Liberal-National Coalition’ın planı ne?

Liberal National Coalition, lideri Jess Wilson’ın açıkladığı plana göre, iktidara gelmesi halinde sürücülerin otoyol geçiş ücretlerini haftada en fazla 50 dolarla sınırlandırmayı öneriyor. 

Planın 1 Temmuz 2027’de başlaması ve iki yıl sürmesi öngörülüyor.

  • Üst sınır: Haftada 50 dolar.

  • Süre: İki yıl.

  • Başlangıç: 1 Temmuz 2027.

  • Kapsam: Otomobiller, hafif ticari araçlar ve beş araca kadar küçük işletme filoları.

  • Geri ödeme: Sürücüler ücretleri önce ödeyecek, ardından üç aylık dönemler için Service Victoria üzerinden geri ödeme talep edebilecek.

  • Hedef kitle: Aileler, esnaf ve küçük işletmeler dâhil 100 binden fazla aile ve işletme.

  • Ek vaat: Otoyol geçiş ücretleri sisteminin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi.

Liberal-National Coalition, planın ailelerin ve küçük işletmelerin maliyetlerini düşürmeyi amaçladığını belirtiyor. 

Liberal’in otoyol geçiş ücreti planının tüm ayrıntıları

Liberal-National Coalition’ın resmî açıklamasını ve 2026 Victoria seçimleri öncesindeki haberleri inceledim. Liberal’in planı, Labor’ın teklifinden daha yüksek haftalık üst sınır, ancak daha uzun uygulama süresi öngörüyor. 

Liberal-National Coalition

$50 / hafta

1 Temmuz 2027’den itibaren 2 yıl

Labor

$30 / hafta

1 Ocak 2027’den itibaren 1 yıl

Her iki teklif de seçim sonrası ilgili partinin hükümeti kurmasına ve planın uygulanmasına bağlıdır.

Liberal’in teklifinde öne çıkan ayrıntılar

  • Uygulama süresi: 1 Temmuz 2027 – iki yıl.

  • Haftalık üst sınır: 50 dolar.

  • Tahmini toplam tasarruf: Program süresince uygun sürücüler için 6.000 dolara kadar.

  • Kapsam: Otomobiller, hafif ticari araçlar ve beş araca kadar küçük işletme filoları.

  • Kapsam dışı gruplar: Ağır kamyonlar, rideshare araçları ve yıllık cirosu 10 milyon doların üzerindeki işletmelerin ticari filoları.

  • Geri ödeme yöntemi: Sürücüler otoyol ücretlerini önce ödeyecek, ardından her üç ayda bir Service Victoria üzerinden geri ödeme talebinde bulunabilecek.

  • Tahmini kamu maliyeti: İki yıllık program için 180 milyon dolar.

  • Ek vaat: Victoria’daki otoyol geçiş ücreti sisteminin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi.

Planın CityLink, EastLink ve West Gate Tunnel dâhil Victoria’daki ücretli yolları kapsaması öngörülüyor. 

Peki, Labor’ın planı nasıl farklılaşıyor?

Labor, 1 Ocak 2027’den itibaren bir yıl boyunca haftalık geçiş ücretlerini 30 dolarla sınırlandırmayı öneriyor. Programın tahmini maliyeti 191 milyon dolar.

Labor’ın açıkladığı plana göre otomobil, ute, van ve motosiklet kullanıcıları kapsamda olacak. Aileler ve işletmeler en fazla beş araç için geri ödeme talep edebilecek. Program kapsamında yıllık 5.000 dolara kadar tasarruf sağlanabileceği belirtiliyor.

Labor ayrıca e-Tag kullanmayan sürücülere gönderilen kâğıt geçiş bildirimlerinin idari ücretini 16 dolardan 5 dolara düşürmeyi vaat ediyor. 

Önemli fark: Her iki sistemde de sürücüler geçiş ücretlerini başlangıçta kendileri ödeyecek. Destek, haftalık 30 veya 50 doları aşan uygun harcamalar için sonradan geri ödeme biçiminde uygulanacak. Dolayısıyla bu teklifler, otoyol geçiş ücretlerinin baştan doğrudan düşürülmesi anlamına gelmiyor.

schedule8h ago
Gundem

5 bin işletmeyi ilgilendiren yeni plan

Sydney Gece Hayatında 20’den Fazla Yeni Eğlence Bölgesi Planı

City of Sydney, canlı müzik, gösteri sanatları ve gece geç saatlere kadar hizmet veren restoranları desteklemek amacıyla 20’den fazla özel eğlence bölgesi oluşturmayı planlıyor. Yaklaşık 5 bin işletmenin yararlanması beklenen plan, 26 Kasım’a kadar halkın görüşüne açık olacak.

City of Sydney, Sydney genelinde gece ekonomisini canlandırmak, canlı müzik ve kültürel etkinlikleri desteklemek ve işletmeler için daha esnek çalışma koşulları oluşturmak amacıyla 20’den fazla özel eğlence bölgesi belirlemeyi planlıyor.

City of Sydney tarafından açıklanan öneri kapsamında, yaklaşık 5 bin işletmenin bu düzenlemelerden yararlanması bekleniyor. Planlar 15 Ekim ile 26 Kasım tarihleri arasında kamuoyunun görüşüne sunulacak. Görüş toplama sürecinin ardından öneri, nihai onay için Council’a geri götürülecek.

Mevcut geç saatlere kadar ticaret yapılan bölgeler temel alınarak hazırlanan plan, yalnızca bir veya iki sokakla sınırlı kalmayacak. Bunun yerine, City of Sydney sınırları içindeki çok sayıda bölgeyi kapsayacak şekilde genişletilecek.

Özel eğlence bölgeleri, yerel yönetimlerin bölgenin özelliklerine göre ses yönetimi kuralları ve ticaret saatleri belirlemesine imkân tanıyor. Bu düzenlemelerin amacı, canlı müzik ve eğlence mekânlarını desteklerken bölgede yaşayanların yaşam kalitesini de korumak.

Bu bölgelerdeki işletmeler, uygunluk koşullarını karşılamaları hâlinde NSW Government tarafından sunulan teşviklerden de yararlanabilecek. Bunlar arasında uzatılmış ticaret saatleri ve bazı işletmeler için indirimli içki ruhsatı ücretleri bulunuyor.

City of Sydney Lord Mayor Clover Moore AO, yerel toplulukların Sydney’nin gece hayatının geleceğini şekillendirmede önemli rol oynayabileceğini söyledi.

Clover Moore, “Özel eğlence bölgeleri, Sydney’yi küresel bir şehir yapan canlı müzik, kültür ve konaklama-eğlence mekânlarını desteklerken, bölge sakinlerinin yüksek yaşam kalitesini sürdürmesini sağlamayı amaçlıyor” dedi.

Moore, bölge sakinlerinden, işletmelerden, mekân işletmecilerinden ve sanatçılardan ilk görüşlerin alındığını belirterek, ayrıntılı planlar hakkında daha fazla kişinin görüş bildirmesini istediklerini ifade etti.

20’den fazla bölge plana dahil ediliyor

Öneri, City of Sydney’nin mevcut geç saatlere kadar ticaret yapılan bölgelerini de kapsayan 20’den fazla özel eğlence bölgesini içeriyor.

Planlanan bölgeler arasında şunlar bulunuyor:

  • Central Sydney: Central station’dan The Rocks’a kadar uzanan alan; Haymarket, YCK ve George Street üzerindeki Ivy precinct dâhil.

  • Oxford Street precinct: Crown Street ve Bourke Street çevresi.

  • Surry Hills: Crown Street ve Elizabeth Street boyunca uzanan alanlar.

  • Kings Cross: Macleay Street, William Street ve Stanley Street çevresi.

  • Newtown: Erskineville Road çevresi.

  • Redfern: Redfern Street, Botany Road ve South Eveleigh.

  • Green Square: Green Square, north Alexandria ve Danks Street.

  • Central Park: Central Park, Broadway ve Glebe Point Road çevresi.

Plan, mevcut gece hayatı bölgelerinin bazılarının genişletilmesini ve yeni bölgelerin belirlenmesini de öngörüyor.

Bu kapsamda Ultimo’daki Harris Street boyunca, Powerhouse Museum’u da içeren yeni bir bölge oluşturulması planlanıyor.

Chippendale’de Meagher Street ve Shepherd Street çevresindeki bölgeler genişletilecek. Oxford Street bölgesi ise The National Art School ve Qtopia’yı kapsayacak şekilde büyütülecek.

Bazı bölgelerde ticaret saatleri uzayabilir

Öneri kapsamında bazı alanların daha üst bir düzenleme seviyesine geçirilmesi ve böylece işletmelerin daha uzun saatler boyunca faaliyet gösterebilmesi de gündemde.

Bu bölgeler şunları içeriyor:

  • Walsh Bay arts precinct içindeki 3 ve 4 numaralı iskeleler.

  • The Rocks bölgesinde Mercantile Hotel çevresindeki bazı sokaklar.

  • Oxford Street’in Taylor Square’in doğusunda kalan bir bölümü.

  • Regent Street, Botany Road ve Redfern Street’in bazı kesimleri.

  • Surry Hills’te Campbell Street, Foster Street ve Commonwealth Street çevresindeki Hollywood Quarter.

Bu düzenlemeler, uygun bölgelerde işletmelerin çalışma saatlerini uzatabilmesine olanak sağlayabilecek.

Bölgeye özel ses kuralları uygulanacak

City of Sydney, eğlence mekânlarının içinde ve çevresinde akustik ölçümler yaptıktan sonra bölgeye özel ses kuralları da önerdi.

İzin verilen ses seviyeleri günün saatine göre değişebilecek ve belirli sokaklara veya bölgelere özel olarak düzenlenecek. Bölgeye bağlı olarak izin verilen ses seviyeleri, mevcut kurallarla aynı düzeyde olabilecek veya mevcut sınırların üzerine çıkabilecek.

Planın, eğlence işletmeleri, bölge sakinleri ve ziyaretçiler açısından daha fazla öngörülebilirlik sağlaması hedefleniyor.

City of Sydney, ayrıca Newtown’daki King Street için ayrı bir öneri üzerinde çalışıyor. Bu bölgeye ilişkin kamuoyu danışma sürecinin Inner West Council ile birlikte 2027 yılının başlarında yürütülmesi planlanıyor.

Görüşler 26 Kasım’a kadar sunulabilecek

City of Sydney, plan hakkında bölge sakinlerinin, işletmelerin, mekân işletmecilerinin, sanatçıların ve diğer ilgililerin görüşlerini bekliyor.

Öneri hakkında ayrıntılı bilgi almak ve görüş bildirmek isteyenler, City of Sydney’nin Sydney Your Say platformunu ziyaret edebilir.

Kamuoyu danışma sürecinin tamamlanmasının ardından plan, nihai değerlendirme ve onay için Council’a sunulacak.

schedule9h ago
Gundem

Avustralya’da yeni konut satışları yüzde 17,5 düştü birazdan

Avustralya’da yeni konut satışları yüzde 17,5 düştü

2026’nın Eylül çeyreğinde yeni konut satışları sert gerilerken, Queensland ve Victoria en büyük düşüşlerin yaşandığı eyaletler oldu. Housing Industry Association (HIA), yükselen faizlerin, vergilerin ve inşaat maliyetlerinin konut sektöründeki toparlanmayı tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Avustralya’da yeni konut satışları, 2026 yılının Eylül çeyreğinde yüzde 17,5 düşerek 2025’te başlayan toparlanmayı tersine çevirdi. Housing Industry Association (HIA) Baş Ekonomisti Tim Reardon, satışların son 18 ayın en düşük çeyreklik seviyesine gerilediğini açıkladı.

HIA’nın 16 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre, Eylül ayında yeni konut satışlarında yüzde 3,4’lük sınırlı bir artış yaşandı. Ancak bu yükseliş, piyasada kalıcı bir toparlanmanın başladığı anlamına gelmiyor. Eylül çeyreğindeki satışlar, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16,4 daha düşük gerçekleşti.

Reardon, 2025 yılında faiz indirimlerinin ardından başlayan satış toparlanmasının artık tersine döndüğünü belirtti. Yüksek faiz oranları, artan vergiler ve genel ekonomik belirsizliğin konut piyasası üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Eylül 2026’da nakit faiz oranında yapılan artışın da yeni konut satışlarını daha fazla olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

En büyük düşüş Queensland ve Victoria’da

HIA verilerine göre, 2026’nın Eylül çeyreğinde Avustralya’nın beş büyük eyaletinin tamamında yeni konut satışları geriledi.

  • Queensland: Yüzde 26,3 düşüş

  • Victoria: Yüzde 23,3 düşüş

  • New South Wales: Yüzde 17,4 düşüş

  • South Australia: Yüzde 7,6 düşüş

  • Western Australia: Yüzde 1,7 düşüş

En sert gerileme Queensland’da yaşanırken, Victoria ikinci sırada yer aldı. Western Australia ise satışlardaki yüzde 1,7’lik düşüşle diğer eyaletlere kıyasla daha sınırlı bir gerileme kaydetti.

Konut alıcıları finansman bulmakta zorlanıyor

HIA, sektörden gelen geri bildirimlerin konut piyasasındaki zayıflığın devam ettiğine işaret ettiğini belirtti. Örnek konut projelerine yapılan ziyaretlerin, müşteri taleplerinin, potansiyel satış bağlantılarının ve bu taleplerin gerçek satışlara dönüşme oranının düşük seviyelerde kaldığı bildirildi.

Yeni konut siparişlerinin iptal oranı da yılın başlarında yüzde 10’un altındayken Eylül ayında yüzde 13,6’ya yükseldi.

Reardon’a göre, faizlerin yükseldiği dönemlerde bu tür iptallerin artması olağan. Bunun nedenlerinden biri, yeni ev inşa etmek için ön koşullu finansman onayı alan bazı alıcıların, ekonomik koşullar değiştiğinde finansmanlarını kaybetmesi.

Bu durum, yalnızca satış rakamlarını değil, inşaat projelerinin hayata geçirilmesini de etkileyebiliyor.

İnşaatlardaki artış kalıcı olmayabilir

Yeni bir konutun satılmasıyla inşaat onayının alınması ve fiilen inşaata başlanması arasında önemli bir zaman farkı bulunuyor. HIA’ya göre, 2025’in sonlarında ve 2026’nın başlarında satışlarda yaşanan artışın etkileri, ancak şimdi Australian Bureau of Statistics (ABS) tarafından açıklanan yapı ruhsatı ve inşaat başlangıcı verilerine yansıyor.

Son dönemde inşaat başlangıçlarında görülen iyileşme olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de HIA, bunun sektörün kalıcı bir toparlanma dönemine girdiğinin kanıtı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Yeni konut satışlarındaki son gerilemenin, piyasa koşulları iyileşmediği takdirde inşaat faaliyetlerindeki toparlanmanın kısa süreli kalabileceğine işaret ettiği belirtildi.

Avustralya’nın konut hedefinin gerisinde

HIA’nın açıklamasında, Avustralya’nın konut arzındaki açığı kapatma hedefinin de risk altında olduğuna dikkat çekildi.

Ülkede 2025/26 döneminde yalnızca 204.500 konutun inşaatına başlandı. Bu sayı, Housing Accord hedefini karşılamak için gereken yıllık 240.000 konutun oldukça altında kaldı.

Aradaki fark 35.500 konut. Başka bir ifadeyle, inşaat başlangıçları yıllık hedefin yaklaşık yüzde 14,8 altında gerçekleşti.

HIA, mevcut konut açığının henüz giderilmediğini belirtti. Mevcut konut fiyatlarındaki düşüş ve yeni konut üretim maliyetlerindeki artışın, yeni projelerin ekonomik açıdan uygulanabilirliğini giderek zorlaştırdığı ifade edildi.

HIA’dan faiz, vergi ve düzenleme uyarısı

Tim Reardon, inşaat sektörünün yeniden bir yükseliş ve düşüş döngüsüne girmesinin, piyasa koşulları düzeldiğinde konut arzını artırmayı daha zor ve daha maliyetli hâle getirebileceğini söyledi.

Reardon, daha yüksek faiz oranlarının tek başına daha fazla konut inşa edilmesini sağlamayacağını, yeni konutlara uygulanan vergi ve düzenleme yükünün artırılmasının da arz sorununu çözmeyeceğini savundu.

HIA’ya göre, yeni konut üretim maliyetlerini düşürecek reformlar hayata geçirilmediği sürece Avustralya, Housing Accord kapsamında belirlenen konut hedefine ulaşmaktan daha da uzaklaşabilir.

Satışlardaki düşüş, yükselen inşaat maliyetleri ve finansmana erişimdeki güçlükler, Avustralya’nın konut arzını artırma çabalarının önündeki temel sorunlar olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde faizlerin seyri, alıcıların finansmana erişimi ve yeni konut üretiminin maliyeti, sektörün toparlanma ihtimalini belirleyen önemli faktörler olacak.

schedule10h ago
Gundem

Avustralya’da telefon kapsaması değişiyor

Avustralya’da cep telefonu çekmeyen bölgeler için yeni dönem

Albanese Government, ülke genelinde mobil kapsama alanını genişletecek yasayı kabul etti. 1 Aralık 2027’de başlaması planlanan yeni uygulamayla Telstra, Optus ve TPG’nin, gökyüzünün görülebildiği hemen her yerde SMS ve sesli arama hizmeti sunması hedefleniyor.

Avustralya’da özellikle kırsal ve uzak bölgelerde yaşayanların mobil iletişim hizmetlerine erişimini artıracak önemli bir düzenleme Parlamento’dan geçti. Albanese Government tarafından kabul edilen yeni yasa, ülke genelinde temel mobil kapsama alanını genişletmeyi ve iletişim hizmetlerine erişimde hiçbir Avustralyalının geride kalmamasını amaçlıyor.

Yeni düzenleme neleri değiştirecek?

Universal Outdoor Mobile Obligation (UOMO) adı verilen yeni yükümlülük kapsamında, Avustralya’nın ulusal mobil operatörleri Telstra, Optus ve TPG, gökyüzünün görülebildiği hemen her yerde vatandaşlara SMS ve sesli arama hizmeti sağlamakla yükümlü olacak.

Özellikle şehir merkezlerinden uzakta yaşayanlar, kırsal topluluklar ve uzak yerleşimlerdeki vatandaşlar için önemli bir değişim yaratması beklenen düzenleme, mobil bağlantının daha geniş bir alana ulaşmasını hedefliyor.

Hükümete göre bu adım, yalnızca iletişim imkânlarını artırmakla kalmayacak, aynı zamanda acil durumlarda yardım çağrısı yapılabilmesini kolaylaştırarak insanların güvenliğine de katkıda bulunacak.

Uydu teknolojisi de devreye girecek

Yeni kapsama alanı, mevcut karasal baz istasyonları ile Alçak Dünya Yörüngesi uydularını kullanan yeni teknolojilerin bir araya getirilmesiyle sağlanacak.

Direct to Device (doğrudan cihaza bağlantı) teknolojisi sayesinde mobil sinyallerin uydu üzerinden uyumlu cihazlara ulaşması mümkün olacak. Böylece geleneksel mobil altyapının erişiminin sınırlı kaldığı bazı bölgelerde bağlantı imkânlarının genişletilmesi hedefleniyor.

Mobil operatörlere kalite ve güvenilirlik şartı

Yeni yasa, Communications Bakanı’na mobil hizmet sağlayıcılarının uyması gereken standartları, performans ölçütlerini ve kuralları belirleme yetkisi de veriyor.

Bu düzenlemeyle hükümet, operatörlerin yalnızca kapsama alanı sunmasını değil, aynı zamanda Avustralyalıların ihtiyaç duyduğu kaliteli ve güvenilir hizmetleri sağlamasını da güvence altına almayı amaçlıyor.

Uygulama 1 Aralık 2027’de başlayacak

Universal Outdoor Mobile Obligation uygulamasının, piyasadaki gelişmelere bağlı olarak 1 Aralık 2027’de başlaması planlanıyor. Hükümet, uygulamanın hayata geçirilmesi için sektör temsilcileri ve ilgili paydaşlarla birlikte çalışmayı sürdürecek.

Communications Bakanı Anika Wells, düzenlemenin Avustralya’nın iletişim altyapısı açısından önemli bir reform olduğunu belirtti.

Wells, mobil telefonların insanların yaşadığı yerden bağımsız olarak günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline geldiğini vurgulayarak, yeni yükümlülüğün mevcut evrensel hizmet çerçevesini günümüz iletişim alışkanlıklarına uygun hâle getireceğini ifade etti.

Wells ayrıca, iletişim altyapısına ve sistemlerin dayanıklılığına yönelik yatırımlarla birlikte yeni yasanın, özellikle bölgesel ve kırsal kesimlerde yaşayanların daha güvenli ve daha bağlantılı bir yaşam sürmesine katkıda bulunacağını söyledi.

Yeni düzenleme, Avustralya’da mobil iletişim hizmetlerinin daha geniş alanlara ulaştırılması ve acil durumlarda bağlantı sorunlarının azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

schedule11h ago
Gundem

Hayat pahalılığı Avustralyalıları ağrıyla çalışmaya zorluyor

Hayat pahalılığı Avustralyalıları ağrıyla çalışmaya zorluyor

Yeni araştırmaya göre, işle bağlantılı ağrı yaşayan çalışanların yüzde 89’u dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam ediyor. Gelir kaybı korkusu, iş güvencesi endişesi ve tedavi masrafları, sağlık sorunlarının kronikleşmesi riskini artırıyor.

MELBOURNE — Avustralya’da hayat pahalılığı, çalışanların sağlıklarını korumak için ihtiyaç duydukları molaları vermelerini ve tedavi almalarını zorlaştırıyor. Australian Chiropractors Association (ACA) tarafından yaptırılan ve bağımsız araştırma kuruluşu Pureprofile tarafından 1.056 kişiyle gerçekleştirilen yeni ulusal araştırma, işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı yaşayan çalışanların büyük bölümünün dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde işlerini sürdürdüğünü ortaya koydu.

19-25 Ekim tarihleri arasında düzenlenen National WorkSpace Week 2026 öncesinde yayımlanan araştırmaya göre, işle bağlantılı ağrı yaşayan ve hâlen çalışan Avustralyalıların yüzde 89’u, son 12 ay içinde dinlenmeleri veya iyileşmek için izin almaları gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Yüzde 43’ü ise ağrıya rağmen düzenli olarak çalıştığını belirtti. Bu oran kadınlarda yüzde 50’ye çıkarken erkeklerde yüzde 37’de kaldı.

Araştırma, sağlık sorunlarının yalnızca fiziksel çalışma koşullarıyla değil, ekonomik baskılar ve iş güvencesi kaygılarıyla da yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Gelir kaybı korkusu çalışanları işte tutuyor

Araştırmaya göre, ağrı yaşamasına rağmen çalışmaya devam edenlerin yüzde 49’u gelir kaybını karşılayamayacağını belirtti. Bu oran kadınlarda yüzde 54’e yükseldi.

Hayat pahalılığı, işle bağlantılı ağrı yaşayan çalışanların yüzde 46’sının ağrıya rağmen çalışmayı sürdürmesine, yüzde 45’inin iyileşmek için işten izin almamasına ve yüzde 42’sinin tıbbi tedaviyi ertelemesine veya tedaviden kaçınmasına neden oldu.

İş güvencesini kaybetme korkusu da önemli bir etken olarak öne çıktı. Ağrıya rağmen çalışmaya devam edenlerin yüzde 43’ü işlerini kaybetme veya iş güvencelerinin zarar görmesi endişesi taşıdığını söyledi. Bu oran 18-30 yaş grubunda yüzde 50’ye yükseldi.

Bulgular, çalışanların bir bölümünün sağlıklarını korumakla gelirlerini ve işlerini sürdürmek arasında seçim yapmak zorunda kaldığını gösteriyor.

Avustralyalıların dörtte üçü iş kaynaklı ağrı yaşadı

Araştırmaya katılan ve hayatlarının bir döneminde çalışmış olan Avustralyalıların yüzde 76’sı, çalışma yaşamları boyunca işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı veya yaralanması yaşadığını bildirdi. Bu oran, hâlen çalışanlar arasında yüzde 83’e yükseldi.

Katılımcıların yüzde 73’ü son 12 ay içinde işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını belirtti. Hâlen çalışanlar için bu oran yüzde 82 olarak kaydedildi.

En sık bildirilen sorunlar sırt ağrısı, boyun veya omuz ağrısı ve baş ağrısı ya da migren oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 67’si işle bağlantılı sırt ağrısı, yüzde 61’i boyun veya omuz ağrısı ve yine yüzde 61’i baş ağrısı veya migren yaşadığını söyledi. Ağrı yaşayanların yüzde 77’si altı farklı ağrı veya yaralanma türünden en az üçünü deneyimlediğini bildirdi.

Kadınların işle bağlantılı ağrı yaşama olasılığı erkeklerden daha yüksek çıktı. Kadınlarda bu oran yüzde 79, erkeklerde yüzde 73 olarak belirlendi. Hâlen çalışan kadınlarda oran yüzde 87’ye ulaştı.

Ağrının en yaygın görüldüğü yaş grubu ise yüzde 86 ile 31-40 yaş arasındaki çalışanlar oldu.

Sırt ağrısı kronikleşiyor

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, işle bağlantılı ağrıların uzun süre devam etmesi oldu.

Sırt ağrısı yaşayanların yüzde 44’ü ağrısının üç aydan uzun sürdüğünü ve kronikleştiğini belirtti. Boyun veya omuz ağrısı yaşayanlarda bu oran yüzde 41 oldu.

Sırt ağrısı yaşayanların yalnızca yüzde 21’i sorunun tamamen ortadan kalktığını söyledi. Katılımcıların yüzde 5’i ise yaşadığı ağrı nedeniyle önceki işine geri dönemediğini bildirdi.

Ağrı yaşayanların yüzde 31’i herhangi bir ağrı veya yaralanma için daha önce tanı ya da tedavi aramadığını belirtti. Katılımcıların yüzde 65’inin ise en az bir tedavi edilmemiş ağrı veya rahatsızlığı bulunuyor. Tedavi edilmemiş sorunu olanların oranı kadınlarda yüzde 71, erkeklerde yüzde 57 olarak ölçüldü.

Son 12 ay içinde işle bağlantılı ağrı yaşayanların yüzde 49’u bu nedenle işten izin aldığını belirtti. Hâlen çalışanlarda bu oran yüzde 55’e yükseldi.

Ağrı ruh sağlığını da etkiliyor

Araştırmaya göre, işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı yaşayanların yüzde 72’si bu durumun ruh sağlığını ve genel iyilik hâlini etkilediğini söyledi. Katılımcıların yüzde 19’u ruhsal etkilenmenin önemli veya çok ciddi düzeyde olduğunu bildirdi.

18-30 yaş grubunda herhangi bir ruhsal etkilenme yaşadığını söyleyenlerin oranı yüzde 82’ye yükseldi. Bu yaş grubundaki katılımcıların yüzde 27’si ruh sağlıklarının önemli veya çok ciddi düzeyde etkilendiğini belirtti.

Ağrı yaşayanların yüzde 63’ü yaşam kalitelerinin etkilendiğini söyledi. Sırt ağrısı yaşayanların yüzde 80’i ev işlerini yaparken zorlandığını, yüzde 73’ü ise ağrının uykularını etkilediğini bildirdi.

Katılımcıların yüzde 25’i ağrının ailelerinden veya aynı evde yaşadıkları kişilerden birinin de iş kaynaklı boyun ya da sırt ağrısı veya baş ağrısı yaşamasıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

ACA Başkanı Dr Billy Chow, sonuçların işle bağlantılı ağrının birçok Avustralyalı için çalışma hayatının olağan bir parçası hâline geldiğini gösterdiğini söyledi.

Chow, çalışanların davranışlarını değiştirmek, işlerini uyarlamak veya erken tanı ve etkili tedavi aramak yerine çalışmayı sürdürmelerinin kaygı verici olduğunu belirtti.

Dr Chow, işle bağlantılı bir yaralanmaya rağmen çalışmaya devam edilmesinin kısa süreli bir sorunun kronik bir rahatsızlığa dönüşmesine yol açabileceğini; bunun çalışanlar, aileleri, işverenler ve Avustralya ekonomisi açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Masa başı çalışanlar da risk altında

Araştırma, işle bağlantılı ağrının yalnızca ağır fiziksel işlerde çalışanları etkilemediğini ortaya koydu.

Bilgisayar veya masa başında çalışanların yüzde 83’ü işle bağlantılı ağrı yaşadığını bildirdi. Bu oran kaldırma işi yapanlarda yüzde 88, itme ve çekme gibi fiziksel görevleri yerine getirenlerde yüzde 91 oldu.

Klinik sağlık hizmetlerinde çalışanlar ise yüzde 93 ile işle bağlantılı ağrının en yaygın görüldüğü meslek grubu olarak öne çıktı. Hâlen çalışan klinik sağlık personeli arasında bu oran yüzde 98 olarak kaydedildi; ancak bu alt grubun örneklemi 52 kişiden oluştu.

Araştırmada bilgisayar kullanımının yüzde 31, masa başı çalışmanın yüzde 30 ve kötü duruşun yüzde 30 oranında işle bağlantılı ağrının nedeni olarak gösterildiği belirtildi. İş sırasında akıllı telefon kullananların yüzde 37’si başını öne eğerek ve boynunu bükerek telefon kullandığını bildirdi.

Haftada en az bir kez fazla mesai yapan çalışanların yüzde 91’i işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı yaşadığını söyledi. Hiç fazla mesai yapmayanlarda bu oran yüzde 71 oldu.

İş yerinde düzenli veya zaman zaman stres yaşayanların yüzde 89’u bu tür ağrı veya yaralanma yaşadığını belirtirken iş yerinde stres yaşamadığını söyleyenlerde oran yüzde 77 olarak ölçüldü. Katılımcıların yüzde 74’ü iş yerinde stres yaşadığını, yüzde 17’si ise bunu düzenli olarak deneyimlediğini bildirdi.

Çalışanların yüzde 40’ı işverenine söylemiyor

Araştırma, iş yerlerindeki önleme ve destek mekanizmalarına ilişkin önemli eksikliklere de işaret etti.

İşle bağlantılı ağrı yaşayanların yüzde 40’ı bu durumu hiçbir zaman işverenine bildirmediğini söyledi. Sorununu işverenine bildirenlerin yüzde 19’u herhangi bir önlem alınmadığını, yüzde 11’i ise yeterli destek görmediğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 46’sı işverenlerinin hiçbir zaman resmî bir ergonomik değerlendirme yapmadığını söyledi. Yüzde 13’ü böyle bir değerlendirme yapılıp yapılmadığından emin olmadığını bildirdi.

Çalışanların yalnızca yüzde 24’ü işverenlerinin hareket molalarını aktif olarak teşvik ettiğini belirtti. Yüzde 22’si molalara izin verildiğini ancak bunların teşvik edilmediğini, yüzde 40’ı ise işverenlerinin hareket molalarını teşvik etmediğini söyledi.

Çalışanların yüzde 52’si yoğunluk nedeniyle hareket etmek veya esnemek için mola veremediğini, yüzde 42’si ise mola vermeyi unuttuğunu belirtti. Yüzde 11’i mola vermenin kendilerini daha az üretken göstereceğinden endişe ettiğini söyledi.

İş yerinde çalışanların yalnızca yüzde 33’ü sık sık veya yaklaşık her saat başı hareket molası verdiğini bildirdi. Katılımcıların sadece yüzde 11’i işle bağlantılı yaralanma riskini nasıl azaltacağı konusunda kendisini çok bilgili ve güvenli hissettiğini belirtti.

Riskleri azaltma konusunda kendine güvenmeyen çalışanların yüzde 92’si daha önce işle bağlantılı ağrı yaşadığını söylerken bu oran riskleri azaltma konusunda kendine çok güvenenlerde yüzde 73 oldu. Bu ilişki, tek başına nedensellik kanıtı olarak değerlendirilmemeli.

147 bin 200 ciddi iş kazası tazminat talebi

Safe Work Australia tarafından Ekim 2026’da yayımlanan verilere göre, 2024-25 döneminde Avustralya’da 147 bin 200 ciddi işçi tazminat talebi kaydedildi. Bu, günde 400’den fazla ciddi talebe karşılık geliyor. Bu kapsamdaki ciddi talepler, en az bir haftalık işten uzak kalmayı gerektiren vakaları içeriyor.

Kas ve iskelet sistemi yaralanmaları ve hastalıkları, ciddi işçi tazminat taleplerinin yaklaşık yüzde 53’ünü oluşturdu.

Verilere göre, 53 bin 900 talep eklem, bağ, kas ve tendonlarda travmatik yaralanmalarla; 24 bin talep ise kas ve iskelet sistemi ile bağ dokusu hastalıklarıyla ilişkiliydi. Kas ve iskelet sistemi ile bağ dokusu hastalıklarına ilişkin talep sayısı önceki yıla göre yüzde 6,7 arttı.

Vücudun zorlanmasına bağlı yaralanmalar, 51 bin 800 taleple toplam ciddi taleplerin yüzde 35,2’sini oluşturarak en yaygın yaralanma mekanizması oldu. Düşme, kayma ve takılma olayları 32 bin 700 taleple yüzde 22,2; hareketli cisimlerin çarpması 23 bin 800 taleple yüzde 16,2; ruhsal stres ise 17 bin taleple yüzde 11,5 pay aldı.

Safe Work Australia verilerine göre, büyük meslek gruplarının tamamında vücudun zorlanması yaralanmaların başlıca nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. Kaldırma, itme, çekme ve eğilme gibi hareketler, kas ve iskelet sistemi sorunları açısından önemli riskler arasında yer alıyor.

Kas ve iskelet sistemi hastalıklarının sağlık sistemine maliyeti 17,5 milyar dolar

Australian Institute of Health and Welfare (AIHW) tarafından Ekim 2026’da yayımlanan verilere göre, Avustralya’da kas ve iskelet sistemi hastalıklarının doğrudan sağlık harcamalarına maliyeti 2024-25 döneminde 17,5 milyar dolara ulaştı. Bu tutar bir önceki yıla göre 1,2 milyar dolar, yani yüzde 7,4 artış anlamına geliyor.

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları, hastalık ve yaralanmalara bağlı sağlık harcamaları arasında üçüncü sırada yer aldı. Kanser için yapılan harcamalar 21,7 milyar dolar, kalp ve damar hastalıkları için yapılan harcamalar ise 18,4 milyar dolar olarak bildirildi.

Sağlık harcamalarında öne çıkan üç durumdan ikisi kronik kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarıydı. Osteoartrit için 5,2 milyar dolar, sırt ağrısı ve sırt sorunları için 4,3 milyar dolar harcandı.

AIHW verilerine göre, yaklaşık 7,3 milyon Avustralyalı, yani nüfusun yüzde 29’u, kronik kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarıyla yaşıyor. Bu hastalıklar Avustralya’nın toplam hastalık yükünün yüzde 12,7’sini, ölümcül olmayan hastalık yükünün ise yüzde 22,9’unu oluşturuyor. Kas ve iskelet sistemi hastalıklarına bağlı toplam yükün yüzde 33’ü sırt sorunlarından kaynaklanıyor.

Musculoskeletal Australia ve Deloitte verilerine dayandırılan tahminlere göre, sağlık harcamalarının yanı sıra üretkenlik kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüş de hesaba katıldığında bu rahatsızlıkların Avustralya ekonomisine yıllık toplam maliyeti 55,1 milyar doları buluyor. Bu tahmin, 2018 tarihli Deloitte Access Economics çalışmasına dayanan ekonomik maliyet hesabını yansıtıyor.

Kadınlar, gençler ve bölgesel bölgelerde yaşayanlar daha fazla etkileniyor

Araştırma sonuçları, işle bağlantılı ağrıların bazı gruplarda daha yaygın olduğunu gösterdi.

  • Kadınlar: Kadınların yüzde 79’u, erkeklerin ise yüzde 73’ü işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Kadınlar ayrıca sırt, boyun ve omuz ağrısı ile baş ağrısı veya migreni daha sık yaşadığını belirtti.

  • Genç çalışanlar: 18-30 yaş grubundaki ağrı yaşayan çalışanların yüzde 50’si iş güvencesi endişeleri nedeniyle çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Bu grubun yüzde 82’si ağrının ruh sağlığını etkilediğini bildirdi.

  • 31-40 yaş grubu: Bu yaş grubunun yüzde 86’sı çalışma yaşamında işle bağlantılı ağrı yaşadığını belirtti.

  • Bölgesel bölgelerde yaşayanlar: Bölgesel bölgelerde yaşayanların yüzde 46’sı işle bağlantılı ağrıyı düzenli olarak yaşadığını söyledi. Büyükşehirlerde bu oran yüzde 36 oldu. Bölgesel bölgelerdeki ağrı yaşayan çalışanların yüzde 55’i ağrıya rağmen düzenli olarak çalışmayı sürdürürken büyükşehirlerde bu oran yüzde 39 olarak kaydedildi.

  • Sağlık çalışanları: Klinik sağlık hizmetlerinde çalışanların yüzde 93’ü işle bağlantılı ağrı yaşadığını bildirdi.

  • Fazla mesai yapanlar: Haftada en az bir kez fazla mesai yapanların yüzde 91’i işle bağlantılı ağrı yaşadığını söyledi.

Bölgesel bölgelerde yaşayan ağrı hastaları, büyükşehirlerde yaşayanlara kıyasla daha az izin aldığını bildirdi. Son 12 ay içinde ağrı nedeniyle izin kullananların oranı bölgesel bölgelerde yüzde 41, büyükşehirlerde yüzde 54 oldu.

Bununla birlikte, bölgesel bölgelerdeki ağrı yaşayanların yüzde 56’sı aile hekimine başvurduğunu söyledi. Büyükşehirlerde bu oran yüzde 52 olarak ölçüldü. Bölgesel bölgelerde yaşayanların yüzde 27’si daha önce tanı veya tedavi aramadığını belirtirken büyükşehirlerde bu oran yüzde 33 oldu.

Eyaletlere göre araştırma sonuçları

Araştırmada 1.056 katılımcının eyaletlere ve bölgelere göre dağılımı da incelendi. Aşağıdaki genel oranlar, hayatının bir döneminde çalışmış olan tüm katılımcılar arasında işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı veya yaralanması yaşadığını söyleyenlerin oranını gösteriyor.

NSW: Katılımcıların yüzde 77’si işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Hâlen çalışanlarda oran yüzde 82 oldu. Kadınlarda oran yüzde 83, erkeklerde yüzde 71 olarak ölçüldü. Sydney’deki kadın katılımcılarda bu oran yüzde 92’ye ulaştı. Ağrı yaşayanların yüzde 90’ı dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Eyalette en fazla etkilenen yaş grubu 18-30 yaş oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 49’u GP olarak bilinen aile hekimine başvurdu; ulusal oran yüzde 53’tü.

Victoria: Katılımcıların yüzde 78’i, hâlen çalışanların ise yüzde 87’si işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını söyledi. Son 12 ay içinde bu sorunu yaşayanların oranı yüzde 77 ile eyaletler arasındaki en yüksek düzeydeydi. Ağrı yaşayanların yüzde 53’ü işten izin aldı; bu oran beş büyük eyalet arasındaki en yüksek düzeydi. Ağrıya rağmen çalışmayı sürdürenlerin oranı yüzde 89 oldu. Ağrı, katılımcıların yüzde 76’sının ruh sağlığını etkiledi. Katılımcıların yalnızca yüzde 48’i riskleri azaltma konusunda kendine güvendiğini belirtti.

Queensland: Katılımcıların yüzde 73’ü, hâlen çalışanların yüzde 80’i işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Kadınlarda oran yüzde 75, erkeklerde yüzde 71 oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 48’i işten izin aldı; yüzde 87’si dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Ruh sağlığının etkilendiğini söyleyenlerin oranı yüzde 66 oldu. En fazla etkilenen yaş grubu 51-60 yaş olarak belirlendi. Ağrı yaşayanların yüzde 48’i durumunu hiçbir zaman işverenine bildirmedi.

Western Australia: Katılımcıların yüzde 79’u işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Bu oran eyaletler arasındaki en yüksek düzeydi. Hâlen çalışanlarda oran yüzde 88’e yükseldi. Perth’te genel oran yüzde 82 oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 92’si dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti; yüzde 51’i bunu düzenli olarak yaptığını söyledi. Ağrı yaşayanların yüzde 79’u ruh sağlığının etkilendiğini, yüzde 36’sı ise ağrının yaşam kalitelerini sık sık veya sürekli etkilediğini bildirdi. Bu son oran beş büyük eyalet arasındaki en yüksek düzeydi.

South Australia: Katılımcıların yüzde 72’si işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını söyledi. Bu, beş büyük eyalet arasındaki en düşük orandı. Hâlen çalışanlarda oran yüzde 80 oldu. Erkeklerde ağrı veya yaralanma bildirme oranı yüzde 74, kadınlarda yüzde 70 olarak ölçüldü. Ağrı yaşayanların yüzde 91’i dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Katılımcıların yüzde 44’ü iş yerinde sık sık veya her zaman hareket molası verdiğini bildirdi; bu, ulusal yüzde 33’lük oranın üzerindeydi. Bununla birlikte, ağrı yaşayanların yüzde 49’u durumunu hiçbir zaman işverenine bildirmedi.

Tasmania: Araştırmaya 28 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 71’i, hâlen çalışanların yüzde 84’ü işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını söyledi. Ağrı yaşayan çalışanların 16’sından 15’i dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Örneklem küçük olduğu için sonuçlar dikkatle değerlendirilmelidir.

ACT ve Northern Territory: Araştırmaya toplam 24 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 63’ü, hâlen çalışanların yüzde 75’i işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Ağrı yaşayan 15 kişinin 12’si, sorunun ruh sağlıklarını etkilediğini söyledi. Bu sonuçlar da küçük örneklem nedeniyle ihtiyatla değerlendirilmelidir.

Eyaletlere ilişkin sonuçlar, her bölgedeki katılımcı sayısının farklı olması nedeniyle doğrudan nüfus sıralaması olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle Tasmania ile ACT ve Northern Territory sonuçlarında örneklem sayıları düşüktür.

WorkSpace Week: Önleme ve erken müdahale çağrısı

National WorkSpace Week, bu yıl beşinci kez 19-25 Ekim tarihleri arasında düzenleniyor. Kampanya, Safe Work Australia tarafından yürütülen National Safe Work Month ve Australian Work Health and Safety Strategy 2023–2033 ile uyumlu olarak, iş yerlerinde kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarını azaltmayı amaçlıyor.

Bu rahatsızlıklar tek bir iş kazası sonucunda ortaya çıkabileceği gibi uzun süre tekrarlanan hareketler, uygun olmayan çalışma alanları ve fiziksel zorlanma nedeniyle de gelişebiliyor. Riskler arasında yanlış kaldırma teknikleri, itme ve çekme, eğilme, tekrarlayan hareketler, kötü duruş, uzun süre araç kullanma ve ergonomik olmayan alanlarda bilgisayar kullanımı bulunuyor.

Araştırma, ruhsal stresin de fiziksel sağlık üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Stres, boyun kaynaklı baş ağrıları ve kas gerginliği gibi sorunlarla bağlantılı olabiliyor; bu durum çalışanların konsantrasyonunu, üretkenliğini, sosyal yaşamını ve genel iyilik hâlini etkileyebiliyor.

Risk altındaki meslek grupları arasında sağlık, yaşlı bakımı, çocuk bakımı, NDIS ve engelli hizmetleri gibi alanlarda çalışan toplum ve kişisel bakım personeli bulunuyor. İnşaat, imalat, teknik işler, taşımacılık, ağır işçilik ve makine operatörlüğü de riskin yüksek olabildiği alanlar arasında yer alıyor.

Dr Billy Chow, işverenlerin iş güvenliği kontrollerini gözden geçirmesi, düzenli risk değerlendirmeleri yapması ve erken müdahaleyi desteklemesi gerektiğini söyledi.

Chow, önleme ve erken müdahalenin kronik rahatsızlıkların önüne geçmeye, çalışanların sağlığını ve yaşam kalitesini iyileştirmeye, işe devamsızlığı ve ilgili maliyetleri azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtti.

Önerilen önlemler arasında çalışma duruşunun iyileştirilmesi, düzenli egzersiz ve hareket molaları, esneme ve güçlendirme çalışmaları, ergonomik çalışma alanları, işe özgü görev ve ekipman değişiklikleri, manuel taşıma ve kaldırma eğitimi, çalışma saatleri ile iş yüklerinin dengelenmesi ve ruhsal stresi azaltan bir iş yeri kültürünün oluşturulması bulunuyor.

Safe Work Australia verilerine göre, travmatik eklem, bağ, kas ve tendon yaralanmaları ile kas ve iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıklarına ilişkin ciddi tazminat talepleri son sekiz yılda yüzde 28,7 arttı.

Ücretsiz kaynaklar erişime açık

Australian Chiropractors Association, çalışanları ve işverenleri National WorkSpace Week hareketine katılmaya çağırıyor.

Çalışanlar ve işverenler; WorkSpace Week kontrol listesi, egzersiz posterleri, bilgilendirme föyleri ve podcast'ler gibi ücretsiz kaynaklara workspaceweek.org.au adresinden ulaşabiliyor.

Kampanyanın temel mesajı, çalışanların ağrılarını görmezden gelmek zorunda kalmadığı; erken tanı, uygun tedavi, ergonomik düzenlemeler ve iş yerinde önleyici tedbirlerin fiziksel ve ruhsal sağlık açısından önemli olduğudur.

Araştırma hakkında: 2026 Impact of Work-related Musculoskeletal Disorders or Injuries on Australian Workers araştırması, Australian Chiropractors Association tarafından yaptırıldı ve bağımsız araştırma kuruluşu Pureprofile tarafından gerçekleştirildi. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri, hayatının bir döneminde çalışmış 1.056 Avustralyalı katıldı. Katılımcıların 515’i erkek, 541’i kadındı. Yüzde 65’i büyükşehirlerde, yüzde 35’i bölgesel bölgelerde yaşıyordu. Katılımcıların 751’i hâlen çalışıyor, 207’si emekli, 98’i ise öğrenci, işsiz, ebeveyn veya izinli gruplarda bulunuyordu. Ağrı ve yaralanma verileri katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor; araştırmada kullanılan WMSD ifadesi her katılımcıya resmî bir tıbbi tanı konulduğu anlamına gelmiyor.

Kaynaklar: Australian Chiropractors Association (ACA) ve Pureprofile, 2026; Safe Work Australia, Key Work Health and Safety Statistics, Ekim 2026; Australian Institute of Health and Welfare (AIHW), Ekim 2026; Deloitte Access Economics'in ekonomik maliyet tahmini.

schedule11h ago
Gundem

Wollert’te şüpheli cinayet, Werribee’de kundaklama ve St Kilda’da 33 ayrı suçlama

MELBOURNE’DE SON 24 SAATTE POLİS RAPORLARI

Wollert’te şüpheli cinayet, Werribee’de kundaklama ve St Kilda’da 33 ayrı suçlama

WOLLERT’TE ŞÜPHELİ CİNAYET

Wollert’te bir evde hayatını kaybeden erkeğin ölümünün, yeraltı suç dünyasıyla bağlantılı hedefli bir saldırı olup olmadığı araştırılıyor.

Acil servis ekipleri, dün akşam saat 17.30 sıralarında Gypsum Drive üzerindeki bir adreste bir erkeğin tepkisiz halde bulunduğuna ilişkin ihbar üzerine olay yerine çağrıldı.

Polis, mevcut aşamada ölümü hedef alınarak gerçekleştirilen bir saldırı kapsamında değerlendirdiklerini açıkladı.

Olayla ilgili henüz gözaltına alınan kimse bulunmuyor. Cinayet Masası dedektifleri, soruşturma kapsamında ölümün organize suç dünyasıyla bağlantısı olup olmadığını araştıracak.

WERRIBEE’DE MEYVE VE SEBZE DÜKKÂNINA KUNDAKLAMA SALDIRISI

Werribee’de bir meyve ve sebze dükkânı ateşe verildi.

Acil servis ekipleri, Station Place ile Watton Street kavşağı yakınlarında çıkan yangına ilişkin ihbar üzerine saat 03.45 sıralarında olay yerine müdahale etti.

Soruşturmayı yürüten ekipler, yangının çıktığı sırada bölgede beyaz bir Toyota Hilux marka aracın görüldüğüne inanıyor.

Kundaklama saldırısı, aynı dükkâna yönelik önceki bir girişimden birkaç gün sonra gerçekleşti. Önceki olayda bir araç dükkâna sürülerek içeri sokulmuş ve kundaklama girişiminde bulunulmuştu.

Polis, son yangının sorumlularını belirlemek amacıyla soruşturmasını sürdürüyor.

ST KILDA’DA SEKİZ KADINA YÖNELİK SALDIRI İDDİASI: 33 SUÇLAMA

St Kilda’da bu hafta yaşandığı öne sürülen bir dizi saldırı olayının ardından 48 yaşındaki bir erkek, aralarında ısrarlı takip ve öldürme tehdidinin de bulunduğu toplam 33 suçlamayla karşı karşıya.

Polis iddiasına göre St Kilda’da yaşayan erkek, Fitzroy Street çevresinde birbirinden ayrı olaylarda sekiz kadına sözlü hakaretlerde bulundu ve kadınlara saldırdı.

Yetkililer, olaylarda adı geçen kadınların hiçbirinin fiziksel olarak yaralanmadığını bildirdi.

Polis ekipleri, 48 yaşındaki şüpheliyi dün Park Street üzerindeki bir konutta gözaltına aldı. Şüpheli sorgulandıktan sonra toplam 33 suçlamayla itham edildi.

Suçlamalar arasında şu maddeler bulunuyor:

  • 2 kez öldürme tehdidinde bulunmak

  • 6 kez saldırı

  • 6 kez bir kadına yönelik ağırlaştırılmış saldırı

  • 2 kez başka bir kişiyi ısrarlı şekilde takip etmek

  • 5 kez kamuya açık alanda taşkınlık çıkarmak

Şüpheli, 8 Aralık’ta Melbourne Magistrates’ Court’ta hâkim karşısına çıkmak üzere tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

Şüphelinin olaylar sırasında kefaletle serbest bırakılmış olup olmadığına ilişkin soru yöneltildiği, ancak bu konuda henüz bir yanıt paylaşılmadığı belirtildi.

schedule2d ago
Gundem

COVID-19 Destek Ödemesi 9 Bin İşletmeye Usulsüz !

IBAC ortaya çıkardı: 9 bin uygun olmayan işletmeye 250 milyon dolardan fazla COVID-19 desteği ödendi

Victoria'daki pandemi destek programını inceleyen yolsuzlukla mücadele komisyonu, yaklaşık 257 milyon doların uygun olmayan 9 binden fazla işletmeye ödendiğini belirledi. Rapora göre, üst düzey kamu görevlileri şüpheli ödemelere ilişkin bilgileri dönemin sorumlu bakanı Martin Pakula'ya iletmedi.

Avustralya'nın Victoria eyaletinde COVID-19 salgını sırasında işletmelere sağlanan destek ödemelerine ilişkin soruşturma, 250 milyon doları aşan kamu kaynağının uygun olmayan işletmelere aktarıldığını ortaya koydu. Victoria'nın yolsuzlukla mücadele kurumu Independent Broad-based Anti-corruption Commission (IBAC) tarafından hazırlanan özel rapora göre, 9 binden fazla işletme, destek programının koşullarını karşılamadığı hâlde ödeme aldı.

Pandemi döneminde Melbourne'de art arda uygulanan kapanmaların etkilerini hafifletmek amacıyla işletmelere milyarlarca dolarlık destek sağlanmıştı. Söz konusu hibelerden yararlanabilmek için işletmelerin Mal ve Hizmet Vergisi'ne (GST) kayıtlı olması gerekiyordu.

IBAC'ın raporunda, 2021-2022 döneminde kamu görevlilerinin, GST kayıt tarihlerini geriye dönük olarak değiştirerek destek ödemelerine hak kazanmış olabilecek işletmelere ilişkin şüpheler taşıdığı belirtildi. Bu kapsamda yaklaşık 285 milyon dolarlık ödemenin bu tür işletmelere yapılmış olabileceği değerlendirildi.

Şüpheli ödemeler bakana bildirilmedi

Rapora göre, üç kamu görevlisi, programın tasarımındaki ve başvuru sürecindeki hatalara ilişkin bilgileri dönemin sanayi desteği ve toparlanmadan sorumlu bakanı Martin Pakula'ya sunulan bilgilendirme metinlerine dahil etmedi.

IBAC'ın tespitlerine göre, uygun olmayan 9 binden fazla işletmeye yaklaşık 257 milyon dolar ödendi.

Komisyon, bilgilerin saklanmasının arkasında hükümetten gelen siyasi bir baskıya ilişkin kanıt bulmadı. Bununla birlikte raporda, bazı kamu görevlilerinin bakanın tepki gösterebileceği veya durumun ilgili departman açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği düşüncesiyle kendilerini sansürlediği ve GST kayıtlarının geriye dönük değiştirilmesinden kaynaklandığından şüphelenilen mali kayba ilişkin bilgileri paylaşmadığı belirtildi.

IBAC raporunda, kamu kaynaklarının korunması açısından kamu görevlilerinin açık ve çekinmeden tavsiye sunmasının önemine dikkat çekildi.

IBAC: Üst düzey yöneticiler harekete geçmedi

IBAC Komiseri Victoria Elliott, Operation Harmonia adı verilen soruşturmanın, kamu görevlilerinin Victoria Kamu Sektörü davranış kurallarına ve mesleki yükümlülüklerine aykırı davranışlarını ortaya çıkardığını söyledi. Elliott, yaşananların kamu hizmetinden beklenen yüksek dürüstlük standartlarına açıkça uyulmadığını gösterdiğini belirtti.

Elliott, departman içindeki bazı görevlilerin endişelerini dile getirdiğini ancak yöneticilerinin gerekli adımları atmadığını ifade etti.

Komisyonun değerlendirmesine göre bu durum, hükümetin bilgilendirilmemesine ve şüpheli kamu kaybını gidermek için hızlı hareket edememesine neden oldu.

Raporda ayrıca, kimlikleri açıklanmayan kamu görevlilerinin söz konusu bilgileri Victoria Ombudsman'ından da sakladığı belirtildi.

Martin Pakula'dan rapora itiraz

O dönemde ilgili portföyden sorumlu olan Martin Pakula, IBAC'a sunduğu yanıtta, kamu görevlilerinin bakanın olası hoşnutsuzluğundan çekindikleri için bilgileri paylaşmadığı yönündeki açıklamaya temkinli yaklaşılması gerektiğini savundu.

Pakula, bakanın tepki göstereceği varsayımının kamu görevlilerinin bilgileri saklamasını açıklayan bir gerekçe olarak kabul edilmesinin tehlikeli olduğunu belirtti. Böyle bir yaklaşımın hem kamu hizmetine hem de bakanlara yanlış bir mesaj verebileceğini ifade etti.

Muhalefetten hükümete eleştiri

Victoria Muhalefet Lideri Jess Wilson, raporun, Labor hükümetinin pandemi döneminde vergi mükelleflerinin parasını kötü yönettiğine ilişkin yeni kanıtlar sunduğunu söyledi.

IBAC'ın bulguları, COVID-19 döneminde işletmelere sağlanan mali desteklerin denetimi, kamu görevlilerinin hesap verebilirliği ve hükümetin şüpheli kamu kayıplarına ne kadar hızlı müdahale edebildiği konularını yeniden gündeme taşıdı.

schedule3d ago
Gundem

Avustralya’da işsizlik 5 yılın zirvesinde

Avustralya’da işsizlik 5 yılın zirvesinde: Eylül ayında 39 bin 300 kişi işini kaybetti

Avustralya’da işsizlik oranı Eylül ayında yüzde 4,7’ye yükselerek COVID-19 pandemisinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yarı zamanlı istihdamdaki 73 bin 700 kişilik sert düşüş dikkat çekerken, veriler Reserve Bank of Australia’nın (RBA) faiz politikasına ilişkin beklentileri de değiştirdi. Piyasalarda, bankanın Kasım ayında yeni bir faiz artışına gitmek yerine mevcut oranları koruyabileceği beklentisi güç kazandı.

Avustralya’da açıklanan son istihdam verileri, iş gücü piyasasında belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Australian Bureau of Statistics (ABS) tarafından yayımlanan verilere göre, Eylül ayında istihdam edilen kişi sayısı yaklaşık 39 bin azalırken, işsiz sayısı 9 bin arttı. İşsizlik oranı yüzde 4,7 olarak kaydedildi.

İşsizlik oranı ilk bakışta bir önceki aya göre değişmemiş görünse de bunun nedeni, Ağustos ayına ilişkin oranın sonradan yüzde 4,7’ye yükseltilmesi oldu. Böylece işsizlik oranı, COVID-19 pandemisinden bu yana görülen en yüksek seviyede kaldı.

ABS İşgücü İstatistikleri Başkanı Sean Crick, Eylül ayında istihdam edilen kişi sayısının 39 bin, işsiz sayısının ise 9 bin azalmadığını, aksine istihdamın yaklaşık 39 bin kişi gerilediğini ve işsiz sayısının 9 bin arttığını belirtti.

Crick, istihdamın nüfusa oranının 0,3 puan düşerek yüzde 63,6’ya, iş gücüne katılım oranının ise 0,2 puan gerileyerek yüzde 66,8’e indiğini açıkladı.

Yarı zamanlı istihdamda 73 bin 700 kişilik düşüş

Verilerin en dikkat çekici unsurlarından biri, yarı zamanlı istihdamda yaşanan sert gerileme oldu. Eylül ayında yarı zamanlı çalışanların sayısı 73 bin 700 azaldı. Buna karşılık tam zamanlı istihdam artışını sürdürdü.

Global X ETFs Kıdemli ETF Stratejisti Marc Jocum, iş gücü piyasasının ivme kaybetmeye başladığını ancak henüz sert bir çöküş yaşanmadığını söyledi.

Jocum, yarı zamanlı istihdamdaki keskin düşüşün iş piyasasının çalışanlar açısından daha zorlayıcı hâle geldiğini gösterdiğini belirtti. Tam zamanlı işe alımların şimdilik bir tampon oluşturduğunu ifade eden Jocum, iş gücüne katılım oranındaki dalgalanmaların ve Australian Bureau of Statistics’in metodolojik değişikliklerinin manşet verileri etkilediğine dikkat çekti.

İş bulmak zorlaşıyor mu?

Moody’s Analytics Avustralya Ekonomisi Başkanı Sunny Nguyen, iş gücü talebinin artık kendi başına zayıflamaya başladığını söyledi.

Nguyen’e göre Ağustos ayında işsiz olan kişilerin daha büyük bir bölümü, geçmiş yılların aynı dönemlerine kıyasla Eylül ayında da işsiz kalmaya devam etti. Bu durum, iş arayanların yeni iş bulmakta zorlandığına işaret ediyor.

Nguyen, şirketlerin tam zamanlı çalışanlarını korurken öncelikle vardiyaları ve geçici çalışanların çalışma saatlerini azalttığını belirtti. Bunun, işe alımlarda yavaşlamanın ilk aşamalarında görülen tipik bir eğilim olduğunu ifade etti.

İş gücüne katılım oranındaki gerilemenin bir bölümünün, iş bulma umudunu kaybeden kişilerden kaynaklanabileceğini söyleyen Nguyen, bu nedenle açıklanan işsizlik oranının iş gücü piyasasındaki gerçek zayıflığı tam olarak yansıtmayabileceğini vurguladı.

Nguyen, RBA'nın hedeflediği ekonomik soğumanın iş gücü piyasasında görülmeye başladığını belirterek, önümüzdeki çeyreğe ilişkin enflasyon verilerinde beklenmedik ölçüde güçlü bir artış yaşanmadığı takdirde Kasım ayında faizlerin sabit tutulmasını beklediklerini söyledi. Ancak gelecek yıl işsizliğin beklenenden daha fazla yükselmesi riskinin de bulunduğuna dikkat çekti.

İşletmeler işe alımlarda daha temkinli

Muhasebe ve danışmanlık firması BDO'nun Başekonomisti Anders Magnusson, son verilerin işletmelerin yeni çalışan istihdam etme konusunda daha temkinli davranmaya başladığını gösterdiğini belirtti.

Magnusson, sıkı para politikasının ve yavaş ekonomik büyümenin iş gücü piyasası üzerindeki etkilerinin daha açık biçimde görülmeye başladığını söyledi.

Ekonomiste göre bu ayki tablo, bir önceki aydan farklı bir görünüm ortaya koyuyor. Ağustos ayında işsizliğin artmasında iş gücüne yeni katılanların sayısının iş bulanların sayısını aşması etkili olurken, Eylül ayında istihdamın düşmesi ve iş gücüne katılımın gerilemesi, iş gücü talebinin zayıfladığına işaret ediyor.

Magnusson, yüksek faizlerin ve yavaşlayan ekonomik faaliyetin, son yıllarda enflasyon baskılarını artıran işçi bulma rekabetini azaltıyor olabileceğini ifade etti.

RBA'nın Kasım ayındaki faiz kararı ne olacak?

İşsizlik verileri, Reserve Bank of Australia'nın önümüzdeki faiz kararına ilişkin beklentileri etkiledi.

RBA, Eylül ayında faiz artırımına gitmişti. Son istihdam rakamları ise Kasım ayında yeni bir artış yapılması ihtimalini zayıflattı.

RBA Başkanı Michele Bullock daha önce, işsizlik oranının yüzde 4,5 ile yüzde 5 arasında bulunmasının, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltmak için iş gücü piyasasını yeterince soğutabileceğini belirtmişti.

Ancak faiz politikasının yönünü belirleyecek tek unsur istihdam verileri olmayacak. Önümüzdeki dönemde açıklanacak üç aylık enflasyon verileri de bankanın kararında belirleyici rol oynayacak.

ABD'de beklenenden güçlü gelen enflasyon verileri ise küresel piyasalardaki faiz beklentilerini etkiledi. TD Securities, son ABD tüketici fiyatları verilerinin Ekim ayında faiz artışı ihtimalini artırdığını değerlendirmekle birlikte, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Aralık ayında faiz artırmasını, Ekim ayında ise beklemede kalmasını daha olası görüyor.

İş ilanları artıyor, ancak başvuru sayısı da yükseliyor

İstihdam verilerinden önce yayımlanan SEEK verileri, iş piyasasında farklı sinyallerin bir arada bulunduğunu gösterdi.

İş ilanları Eylül ayında aylık bazda yüzde 0,6 arttı. Bu, Mayıs 2022'den bu yana kaydedilen en güçlü aylık artış oldu.

Bununla birlikte, her bir iş ilanına yapılan başvurular yüzde 1,7 yükseldi ve yüksek seviyelerde kalmayı sürdürdü. Bu durum, iş arayanlar arasındaki rekabetin yoğunlaştığına işaret ediyor.

Batı Avustralya ve South Australia, yıllık bazda iş ilanlarının arttığı tek eyaletler oldu. Batı Avustralya'da artış yüzde 5,4, South Australia'da ise yüzde 1,5 olarak kaydedildi.

İlan edilen ücretler Eylül ayında aylık yüzde 0,3 artarken, yıllık ücret artışı yüzde 4,2 seviyesinde sabit kaldı.

Küçük işletmelerde istihdam ve verimlilik zayıflıyor

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin performansını izleyen MYOB tarafından yayımlanan veriler de işe alımlarda yavaşlamaya işaret etti.

200 binden fazla Avustralyalı küçük ve orta ölçekli işletmenin anonimleştirilmiş verilerine dayanan MYOB SME Performance Indicator raporuna göre, istihdam Temmuz ayında yüzde 0,6 geriledi. Bu, Ocak 2025'ten bu yana kaydedilen en sert aylık düşüş oldu.

Üç aylık ortalama bazında istihdam yüzde 0,1 gerileyerek bu yılın Ocak ayından bu yana ilk kez düşüş gösterdi.

Haziran ayına kadar olan 12 aylık dönemde küçük ve orta ölçekli işletmelerde istihdam yüzde 0,8 arttı. Ancak Temmuz ayındaki gerileme sonrasında yıllık artış yüzde 0,6'ya indi.

Nisan-Temmuz döneminde işletmelerdeki çalışan sayısı genel olarak yatay seyrederken yüzde 0,1 arttı. Aynı dönemde çalışan başına üretim yüzde 2,4, enflasyondan arındırılmış çalışan başına bordro harcaması ise yüzde 2,3 geriledi.

MYOB CEO'su Paul Robson, küçük işletmelerin ekonomik koşullardaki değişimleri ilk hisseden kesimler arasında yer aldığını söyledi. Robson, maliyetlerin istikrar kazanmasının ve işletme sahiplerinin geleceğe yönelik güveninin, yeni işe alımlar açısından önem taşıdığını belirtti.

Sektörlere göre farklılaşan tablo

MYOB verileri, sektörler arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu:

  • Ulaştırma, posta ve depolama: Nisan-Temmuz dönemindeki faaliyet, Aralık-Mart dönemine kıyasla yüzde 10,3 arttı. Kamyon taşımacılığı, depolama ve yük taşımacılığı işletmelerinde çalışan başına gelir yüzde 3,4 yükselirken harcamalar yüzde 4,9 azaldı. Çalışan sayısı ise sabit kaldı. Satışlar nisanda yükseldi ve temmuza kadar bu seviyeyi korudu.

  • Gayrimenkul: Son dört aylık dönemde yüzde 12,4'lük düşüşle en zayıf performans gösteren sektör oldu.

  • Konaklama ve yiyecek hizmetleri: İstihdam temmuz ayında yüzde 2,3 gerileyerek iki yılın en sert aylık düşüşünü kaydetti. Nisan-Temmuz döneminde sektör istihdamı yüzde 1,3 azaldı. Aynı dönemde çalışan başına gelir yüzde 0,3 düşerken maliyetler yüzde 2,8 geriledi ve çalışan başına üretim yüzde 1,7 arttı.

  • Eğitim ve öğretim: İstihdam yüzde 0,9 azalırken sektördeki üretim yüzde 8,1 geriledi. Çalışan başına gelir yüzde 2,4 düştü, maliyetler ise yüzde 2,2 arttı.

  • Tarım: İstihdam yüzde 0,5 geriledi.

  • Sağlık ve sosyal yardım: İstihdam yüzde 1,2 arttı.

  • İnşaat: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin en büyük istihdam alanı olan sektörde çalışan sayısı yüzde 0,3 artarak genel olarak yatay seyretti.

Konut piyasasında da yavaşlama sinyalleri

İş gücü piyasasındaki zayıflamaya paralel olarak konut piyasasında da yavaşlama işaretleri görüldü.

Gayrimenkul veri şirketi Cotality'ye göre, Avustralya'nın başkentlerinde açık artırmayla satışlarda gerçekleşen satış oranı yüzde 44,1'e geriledi. Bu, haziran ayından bu yana kaydedilen en düşük seviye oldu.

Başka bir ifadeyle, geçtiğimiz hafta açık artırmaya çıkarılan konutların yarısından azı satılabildi.

Sydney'de açık artırmaya çıkarılan evlerin yüzde 45,6'sı satıldı. Bu oran, geçen yılın aynı haftasında yüzde 68,2 seviyesindeydi.

Melbourne'da açık artırmaya çıkarılan mülklerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 43,7 azaldı.

Adelaide ve Brisbane, geçen yılın aynı haftasına göre daha fazla açık artırmanın düzenlendiği tek şehirler oldu. Ancak Brisbane'de açık artırma satış oranındaki düşüşün en belirgin olduğu bildirildi. Şehirdeki oran yüzde 21,8'e gerileyerek 18 yılın en düşük seviyelerine yakın seyretti. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 66,1 düzeyindeydi.

Avustralya borsası düşüşte

Avustralya hisse senedi piyasası, Perşembe sabahı işlemlerine düşüşle başladı. S&P/ASX 200 endeksi ilk işlemlerde yüzde 0,6 gerileyerek 8.675 puana indi; ilerleyen saatlerde kayıp yüzde 0,9'a ulaşırken endeks 8.654 puan seviyesinde işlem gördü.

Piyasa verilerinde 148 hisse senedi düşerken beş hisse yatay kaldı ve 47 hisse yükseldi.

Finansal hizmetler şirketi Generation Development Group yüzde 5,2 yükselerek günün öne çıkan kazananları arasında yer aldı. Netwealth Group ise yüzde 10,2 düşüşle en fazla gerileyen hisselerden biri oldu.

Son piyasa görünümünde ASX 200 yüzde 0,6 düşüşle 8.674 puan seviyesinde bulunuyordu. Avustralya doları 1 ABD doları karşısında 69,71 ABD senti düzeyinde işlem gördü.

Küresel piyasalarda son durum

ABD'de açıklanan beklenenden güçlü enflasyon verilerinin ardından küresel piyasalarda temkinli bir görünüm öne çıktı.

  • ABD: S&P 500 yüzde 1,1, Nasdaq yüzde 2 geriledi. Dow Jones yüzde 0,1 düşüş kaydetti.

  • Avrupa: DAX yüzde 0,2, FTSE 100 yüzde 0,7 ve Euro Stoxx 50 yüzde 0,4 yükseldi.

  • Japonya: Nikkei 225, işlemlerin açılışında yüzde 3'ten fazla düştü.

  • Altın: Spot altın yüzde 0,1 gerileyerek ons başına 4.101 ABD doları seviyesine indi.

  • Petrol: Brent petrol varil başına 106,06 ABD doları seviyesinde yatay seyretti.

  • Demir cevheri: Ton başına 90,45 ABD doları seviyesinde yüzde 0,1 düşüş kaydetti.

  • Bitcoin: Yüzde 0,3 gerileyerek 81.541 ABD doları seviyesine indi.

  • Tahvil getirileri: Avustralya tahvil getirisi yüzde 5,31, ABD tahvil getirisi yüzde 5,19 olarak aktarıldı.

Söz konusu piyasa rakamları, haber akışında belirtilen yaklaşık 10.10 AEDT saatindeki seviyeleri yansıtıyor.

WiseTech çalışanları hakkındaki soruşturmada üç kişi için işlem yapılmayacak

Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu (ASIC), WiseTech Global çalışanlarından üçünün hisselerde usulsüz işlem yaptığı iddialarına ilişkin soruşturmasını tamamladı ve bu kişiler hakkında başka bir işlem yapılmayacağını açıkladı.

ASIC ve Australian Federal Police (AFP), geçen yıl ekim ayında WiseTech hisseleriyle ilgili iddia edilen işlemler kapsamında belgeleri incelemek üzere arama gerçekleştirmişti.

ASIC sözcüsü, üç çalışan hakkındaki soruşturmaların tamamlandığını ve bu kişiler için başka bir işlem yapılmamasına karar verildiğini doğruladı. Ancak bir başka kişinin olası hisse işlemlerine ilişkin soruşturmanın devam ettiği belirtildi.

Kurum, devam eden soruşturma nedeniyle konu hakkında daha fazla yorum yapamayacağını bildirdi.

NSW'de güven düzenlemeleri için damga vergisi muafiyeti

Master Builders NSW, NSW hükümetinin işletmelerin bir tröst yapısından çıkmak amacıyla yeniden yapılanmaları durumunda damga vergisi ödememelerini sağlayacak kararını memnuniyetle karşıladı.

Düzenleme, federal hükümetin ihtiyari tröstlere yönelik yeni vergi uygulamasına yanıt olarak gündeme geldi.

Master Builders CEO'su Matthew Pollock, kararın küçük inşaat işletmelerinin ve esnafın yalnızca şirket yapılarını değiştirdikleri için ek vergi yüküyle karşılaşmalarını önleyeceğini söyledi.

Pollock, düzenlemenin olumlu bir adım olduğunu ancak işletmelerin muhasebeci ve avukat ücretleri, yeniden değerleme işlemleri, kira sözleşmeleri, finansman ve sözleşme düzenlemeleri gibi ek maliyetlerle karşılaşmaya devam edeceğini belirtti.

İşletme iflaslarının zaten yüksek seviyelerde olduğuna dikkat çeken Pollock, bu maliyetlerin konut üretimini daha da azaltabileceğini savundu.

Avustralya'da vergi reformu neden zorlaşıyor?

ABC'den David Speers'ın değerlendirmesinde, Avustralya'da vergi ve ekonomi politikalarında reform gerçekleştirmenin karşılaştığı siyasi engeller ele alındı.

Speers, Jim Chalmers ve Josh Frydenberg'in siyasi açıdan farklı konumlarda bulunsalar da bazı ortak özelliklere sahip olduklarını yazdı. Her iki siyasetçinin de medyada güçlü performans gösterdiğini, yüksek enerji ve siyasi hedeflere sahip olduğunu, ancak kendi başbakanlarıyla ilişkilerinin zaman zaman karmaşık hâle geldiğini belirtti.

Speers'ın değerlendirmesine göre, bu hafta yaşanan gelişmeler her iki siyasetçiye de politika reformlarını hayata geçirmenin ne kadar zor olabileceğini bir kez daha hatırlattı.

Avustralya'da GST'den tröstlerin vergilendirilmesine kadar uzanan reform tartışmaları, ekonomik düzenlemelerin yalnızca teknik kararlarla değil, siyasi koşullarla da şekillendiğini gösteriyor.

Genel görünüm

Eylül ayı istihdam verileri, Avustralya ekonomisinde iş gücü piyasasının soğumaya başladığına ilişkin işaretleri güçlendirdi. İstihdamdaki düşüş, yarı zamanlı işlerdeki sert gerileme, küçük işletmelerdeki işe alım zayıflığı ve konut açık artırmalarındaki yavaşlama aynı dönemde öne çıkan gelişmeler oldu.

Buna karşılık tam zamanlı istihdamın artmaya devam etmesi ve iş ilanlarının eylül ayında yükselmesi, ekonomideki tablonun tüm alanlarda aynı ölçüde kötüleşmediğini gösteriyor.

RBA'nın Kasım ayındaki faiz kararında enflasyon verileri belirleyici olacak. İş gücü piyasasındaki zayıflamanın sürmesi ve enflasyonun beklenenden fazla yükselmemesi hâlinde faizlerin sabit tutulması beklentisi güçlenebilir.

Not: Bu haber, paylaşılan canlı blog metnindeki bilgilere dayanmaktadır. İçerik yatırım tavsiyesi değildir.

schedule3d ago
White House
Sponsored
DUNYA GAZETESİ 22 EYLÜL

Haftalik Gazetemiz

Yeni Bir Sayi Yeni Bir Ses

visibilityDetay
Haftalik Gazetemiz

Köşe Yazıları

Haftalık olarak en güncel haberleri ve analizleri sunan köşe yazıları.

Tumunu Gor arrow_forward

NASRETTİN HOCA FIKRALARI

                 

   İnsanlar Nasrettin hocaya “hocam dünyanın merkezi neresidir?” diye sormuşlar. Hoca etrafına eliyle bir daire çizmiş “tamda şu benim durduğum yerdir, isterseniz bir ölçün görürsünüz “demiş. İnsanlar merakla ikinci bir soru sormuşlar “hocam, gökte kaç tane yıldız vardır?” hoca hiç düşünmeden yanındaki eşeğini...

Şizofreniyi ve Psikozu Anlamak

 

Sevdiğimiz Birinin Değiştiğini Fark Ettiğimizde- Şizofreniyi ve Psikozu Anlamak

 

Bir aile ferdimizin davranışlarının değiştiğini fark etmek hiç kolay değildir. Özellikle de “Eskiden böyle değildi” demeye başladığımızda, ne olduğunu anlamaya ve ona nasıl yardımcı olabileceğimizi bulmaya çalışırız.

Bazen kişi daha içine kapanmaya, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşmaya, daha az...

Anadolu’nun sesi Avustralya’da: 6 şehirlik turne

Anadolu’nun sesi Avustralya’da: Muharrem Aslan 6 şehirlik turnede

Bağlama sanatçısı, besteci ve yorumcu Muharrem Aslan, 2026 boyunca Australia’nın altı şehrinde 13 farklı sahne ve performansla dinleyiciyle buluşacak.

Australia’da bağlamasıyla solo turneye çıkan ilk sanatçı olan Aslan, turne boyunca Anadolu türkülerinden kendi bestelerine, farklı yöresel bağlama...

Gençler Neden Kendilerine Zarar Veriyor?

Ergenlik dönemi, duyguların daha yoğun yaşandığı ve gencin hem kendisini hem de çevresindeki insanları anlamaya çalıştığı bir dönemdir. Bazı gençler bu yoğun duygularla baş etmekte zorlandığında kendine zarar verme davranışına başvurabilir.

Kendini kesme, yakma, deriyi yolma veya kendine vurma gibi davranışlar...

verified Yazarlar

MustafaYilmaz
NurcanKiral
Pembegul Abla
KayhanOncu
MuharremAslan
Dr.FirdevsTat
DilanBektas
Admin
CERILGOCUK

İş İlanları

GOZLEME AND KEBAB Birkenhead Point Outlet – Drummoyne SYDNEY

MUTFAĞIN ENERJİSİNE SEN DE KATIL!

Sydney – Birkenhead Point Outlet (Drummoyne) bölgesinde Kitchen Hand (Bayan) ekip arkadaşı arıyoruz. Full Time / Part Time seçenekleri mevcut.
Yoğun ve dinamik mutfak ortamında hazırlık, temizlik ve genel mutfak desteği görevlerinde yer alacaksınız. 📍 Birkenhead Point Outlet – Drummoyne
📞 0415 722 279
P&D CLEANING SERVICESSYDNEY

Yarı Zamanlı Temizlik Görevlileri Aranıyor – Sydney Geneli

P&D Commercial Cleaning Services, ekibimize katılacak deneyimli yarı zamanlı temizlik görevlileri arıyor. - Temizlik deneyimi tercih sebebidir - Temel seviyede İngilizce gereklidir Başvurmak için lütfen 09.00 – 17.00 saatleri arasında P&D Commercial Cleaning Services'ı (02) 9126 9491 numaralı telefondan arayın. Telefonunuza cevap veremezsek, lütfen adınızı ve iletişim numaranızı içeren bir sesli mesaj bırakın. Size en kısa sürede geri dönüş yapacağız. Lütfen dikkat: Türkçe konuşulmamakta olup, başvurular İngilizce olarak yapılmalıdır.
Advertising Gif