ANNEMLİ HATIRALAR

Pembegul Abla

Editor • 5/17/2026

ANNEMLİ HATIRALAR

ANNEMLİ HATIRALAR

Birkaç ay önce annesi Rahmetli olmuş genç komşumu yine ziyarete gittim. Hala gözleri yaşlı, acısı taptazeydi. Yine de son gördüğüme göre biraz daha iyi biraz daha metanetli gördüm. Hayat acısıyla tatlısıyla devam ediyor maalesef, ölenle ölünmüyor. Çayımızı içerken arkadaşım annesinin devamlı yanında olduğundan, yaşanılan son anlardan acı acı anlattı. Bende Rahmetli ablanın ne kadar açık sözlü, gayet dürüst olmasına hayranlığımdan anlattım, ruhuna Rahmet okuduk. Ateş düştüğü yeri yakarmış derler, yaşamayan bilmez, hangi yaşta olursa olsun bir annenin ölümü çok acı vericidir, başka acılara benzemez. Aklıma Annemle hatıralarım geldi, annemi ne kadar çok sevdiğimi düşündüm. İzmir’de yaşadığımız zamanlarda sular geceleyin akmaya başladığından annem biriken çamaşırları gece yıkamak zorunda kalırdı. O zamanlarda çamaşır makinemiz yoktu. Beyaz ve renkli çamaşırları bir kenara ayırır kazanda su ısıtır Tursili döküp köpürte köpürte çamaşır yıkardı. Gece herkesin uyuduğu bir zamanda ben anneme kıyamazdım, onunla çamaşıra girer yardım ederdim. Tee geç vakitlerde çamaşırları tele seresiye kadar yanından hiç ayrılmazdım. Elde çamaşır yıkamak küçük bir çocuk için gayet zor bir işti ama annemin az yorulmasını, işinin çabuk bitmesini isterdim. Rahmetli annem, konu komşuya hiç karşılık beklemeden çok yardım ederdi. Evlenenlere, hastalara, doğum vakti gelip hastaneye gideceklere, çocuklarına bakmakta dahil ne gerekiyorsa yardımını hiç esirgemezdi. Bu yüzden okuldan geldiğimde annemin evde olmayışından hiç hoşlanmazdım, annemi özlerdim. Eve geldiğimde ocakta sıcacık bir tencere ve içerde annem varsa bu benim mutluluğumdu. Bu yüzden yemek pişirmeyi öok küçük yaşlarda öğrendim. Şimdilerde çocuklara devamlı olarak anneler gününde bir hediye alması gerektiği telkin ediliyor. Sanki hediye olmazsa olmazmış gibi bir hava estirile dursun. Anneme anneler gününde hediye aldığımı hatırlamıyorum. Aklım erdiği andan itibaren ben anneme işlerinde yardım ederek onu sevindirmeye çalışırdım. Çok mükemmel olmazdı ama evi süpürürdüm, “anne sen otur” deyip kahvaltıyı hazırlardım, sofrayı toplayıp, bulaşıkları yıkardım, pazara gidecekse aldıklarını taşımaya yardım için yanında giderdim. Yaptıklarım çok mükemmel işler değildi ama annem sonradan eksiklerimi tamamlar düzeltirdi. Böyle böyle yaşım ve boyum büyüdükçe her şeyi annemin memnun olacağı şekilde yapmaya alıştım öğrendim. Farkında olmadan anacığımdan hayat dersleri alıyordum ama o zamanlarda ben daha çok annemin benim onun için yaptıklarımdan dolayı mutlu veya memnun olup olmadığını anlamak için yüzüne bakardım. Anneme hiç kıyamazdım, her sene bayramdan önce baklava yapılacağında annemin yanından hiç ayrılmaz eli ayağı olurdum. İlk zamanlarda baklavanın cevizini onun tarifine göre serperek yardım ederdim. Sonradan bana baklavanın nasıl kesileceğini de annem öğretti. Kurban kesildiği zamanlarda herkes dağıldığında annem bir yığın etle baş başa kalırdı. O söylemeden ben hemen yanına sokulurdum, etleri beraber doğrar ayırır hallederdik. Annemde romatizma rahatsızlığı vardı, kışın çok sık hasta olur yatardı. Ben ondan öğrendiğim kadarıyla demir kovaya odun ve kömür koyup sabahları sobayı yakardım. Annem ısınsın, çabuk iyi olsun isterdim. Bir tuğlamız vardı, onu sobanın üzerinde ısıtıp havluya sarar annemin ayağına koyardım. Birkaç sefer annem ameliyat için hastaneye yattığında ölecek diye çok korktum, çok ağladım. Ben annemsiz yaşayamam diye düşündükçe ağlamaktan perişan olurdum. Annem saçlarına kına yakar sonra siyah boya sürerdi. Bana nasıl olacağını tarif ettikçe annemin saçlarını uçlarından keser kınalar sonra da boyalardım, çok güzel olurdu. Annem güzel giyinmeyi seven bakımlı bir kadındı. Kız kardeşimle ikimize güzel elbiseler takılar alırdı. Ben başkalarına gizlice fitre, zekat veya kullanılmayan eşya, erzak vererek yardım edileceğini annemden öğrendim. Kimselere göstermeden, duyurmadan hayır işlerini her zaman yapardı. Rahmetli annem akrabayı çok sever sayar hepsine çok ikram ederdi. Misafire en iyisinden ikramı da annemden alıştım. Yıllar geçti gitti, bende anne oldum, anneme olan sevgim hiç eksilmedi bilakis daha da çoğaldı. Ben buralara geldikten sonraki yıllar annemi özlemekle geçti. Bazı yıllar nasip oldu birkaç ay kavuştuk, hasret giderdik. Ama uzun yıllar kavuşamadık telefonlarda ağlaştık, anacığım Rahmetli oldu gitti. Bilmem ki şu aciz kelimelerimde layıkıyla ifade edebildim mi, ben anneme gerçek manada onu ne çok sevdiğimi ona kayıtsız şartsız hizmet ederek göstermeye gayret ettim. Anneme bir kere bile “öff..olmaz..hayır” demedim, o benim biricik kraliçemdi, ne isterse itirazsız yapardım. Hayatta hiç “sen” diye hitap etmedim, onu üzmeye hiç kıyamazdım. O ağlarsa bende ağlardım, o mutlu olunca bende kendimi iyi hissederdim. Hiçbir zaman kolay değildi am şu anda annemle güzel hatıralarla ayrılmış olmanın huzurunu yaşıyorum. Pembegül Abla