Ellerimize geçen gayet akıllı telefonlar yüzünden din, dil ve ırk ayırımı olmadan bütün bir toplum salak olacağız diye endişelenmeye başladım. Eve misafir geliyor, hâl hatır sormadan hemen bir telefona bakılıyor. Yollarda, parklarda, yemek anında, çalışanlar, çalışmayanlar artık karşısındakiyle konuşup muhatap olmuyor. Karşısındaki bir şeyler dese de duymuyor anlamıyor boş boş bakıyor. Muhabbetin en tatlı yerinde insan sizi bırakıp hemen çalan telefonunu dinliyor. Yazık, artık tuvalete, banyoya bile telefonsuz gidilmez oldu. Bu adı henüz konmayan, tedavisi terapisi gayet zor olan toplumsal bir hastalık olmaya başladı. Yalnızlaştık, sessizleştik, karşımızdakine bakışlarımız donuklaştı, ilgisizleşti. Trafik lambalarına bile dikkat edemeden sadece parmaklar ve gözler çalışıyor, hissizleştik, bu bir gerçek.
Şimdilerde cep telefonlarında gayet kısa ilginç videolar çıkmaya başladı. Önceleri yorulup oturduğum zamanlarda beş dakika bir göz atıp çıkarım diyerek telefonumu elime alıyordum. Beş dakika zamanla kırk beş dakikaya uzamaya başlayınca bir şeylerin yanlış gittiğini fark ettim. Gereksiz yere elime telefonu almamak için kendime güzel bir iş buldum. Bir kutuda bekleyen rengarenk örgü iplerimi tekrar elime aldım. Telefon bağımlılığından kurtulmak için bir şeyler örmeye karar verdim. Kış mevsiminde olduğumuz için örgü işlerine başlamanın tam zamanıdır derim, yeter ki kesin karar verin. Önce yün, tığ ve şişlerimi koymak için şirin bir sepet ve çanta buldum. Sonra İnternetten farklı renklerde ipleri birbirine karıştırarak örmeyi öğrendim, küçük bir battaniye ördüm. Örgüden bıkınca tığ işini merak ettim. Yine internetten en kolay haliyle tığ işi örme modeli buldum. Tığla örmek daha çok hoşuma gitti. Renkleri birbirine karıştıra karıştıra bir senede kocaman bir battaniye ördüm çok güzel oldu. Telefona bakıp durmaktan kurtulmak için örgü işlerim her zaman sehpanın üzerinde elimin altında hazır durdu. Ne güzel, böylece yüzde doksan dokuz oranında telefonu gereksiz yere elime hiç almadan durabilmeyi başardım.
Yaklaşık iki yıldır yaz kış alıştığım örgü işleriyle yeni doğmuş bebeklere şirin yelek, patik ve şapka takımları ördüm hediye ettim. İnternetten bakarsanız yakadan başlamalı iki şişle tek parça örülebilecek çok şirin çocuk yeleği modelleri var. Genelde oğlan bebeklere mavi veya uçuk yeşil renklerde, kız bebeklere pembe, kırmızı, beyaz renklerde ponponlu şapkalarıyla örmek çok eğlenceliydi. El emeğine sevinen annelerin mutluluğu beni de çok sevindiriyor. Artıp kalan ipleri hiç telef etmedim hepsini rengarenk karıştırıp örünce ortaya muhteşem bir battaniye çıkıyor. Eskiden ninemler, teyzelerim kuzu yününü kirmanda eğirip kendileri örgü yünü yaparlardı. Sonra o yünden beş tane küçük mil denilen şişlerle sıcacık tutan çoraplar örerlerdi. Henüz çorap örecek kadar işi ilerletemedim ama örebiliyorum yani.
Etrafta örgü ören çok az insan kaldı. Yakında örgü örenlerin nesli bitecek diye korkuyorum. Bizler genç kızken annelerimiz tatillerde hemen elimize bir elişi başlatırlardı. Genç bir kızın eli boş durması ayıp sayılırdı. Yanımıza iyi öğreten birisini oturtup tığla zincir çekmeyi, şişle ilmek atmayı, örgüyü kesmeyi öğretirlerdi. O işleri bitirince kanaviçe veya etamin işlemeyi öğrenirdik. Bu şekilde Rahmetli annem kız kardeşimle ilk seccadelerimizi bize işlettirdi. Biraz zor oldu ama yaz tatilinde etamin işlemeyi öğrenmiş olduk. Şimdilerde kızlarımızın neyi eksik, güzel güzel bir şeyler örüp öğrenmek onların da hakkıdır. Pandemi zamanlarında sekiz yaşlarında bir kız çocuğuna tığla örmeyi öğrettim, çocuk heveslendi kendisine güzel bir battaniye ördü, bende sevindim. Çocukların eline tabletleri tutuşturmak yerine bir el becerisini öğretmek daha faydalıdır.
Comminity Centre’lerde veya hanımlar arasında yeniden örgü öğrenme, öğretme kurslarımız olması lazım. Hanımlar birbirlerine yeni modeller veya örme tekniklerini öğretip gösterip teşvik etmesi de lazım. Bitmek üzere olan örgü işlerinin yeniden canlandırılıp hayatlarımıza girmesi lazım. Çünkü örerken yine TV bakıp bir şeyler dinleyebilirsiniz. Oturduğunuz yerde örerken arkadaşlarınızla sosyalleşebilirsiniz. İlmekleri attıkça, tığla batıp çıktıkça stres atar sakinleşirsiniz. Hem konuşup hem örerken karşınızdakini düzgünce dinler anlarsınız. İnternet ortamında ne olduğu belli olmayan bir sürü saçmalıktan uzak kendi kafanızı dinler kendiniz ve yakınlarınız hakkında düşünmek için vaktiniz olur doğru kararlar verirsiniz. Örgü örmek sizi sakinleştirir, bir şeyi başarabilmenin mutluluğunu yaşarsınız. Bilhassa kızlarımızın bir el işi olmalı diyecektim.
Pembegül Abla
Avustralya GündemMarch 28, 2026KIBRIS TATLISI
Avustralya GündemMarch 18, 2026BAŞKALARININ HAYATINA DOKUNABİLMEK
Avustralya GündemMarch 13, 2026MEZARA KADAR
Avustralya GündemMarch 4, 2026DUALARDA BULUŞALIM
1
“Müfredatta daha fazla çokkültürlü dil”
2
OKUL OTOBÜSÜ DEVRİLDİ Öğrenciler ağır yaralı
3
MH370 uçağını arama çalışmaları yeniden başlıyor
4
AN0M uygulaması üzerinden 55 kişiye gözaltı
5
YAŞIYOR MU! Aylar sonra kritik gelişme
6
Bizim evde suçlu yoktu ama hedef biz olduk
7
On Visiting Türkiye
8
Sydney’de bir kreş aniden kapatıldı!
9
Topluma Çağrı: Bilgi Alın, Hakkınızı Kullanın
10
ALACAKLISINIZ myGov hesabınızı kontrol edin
11
ÖLÜ BULUNDU Anne baba ve iki çocuk
12
Victoria’da 72 Saatlik Kabus: 9 Can Kaybı
13
Avustralya basketbolunda ilk! Irkçılığa Tutuklama!
14
YENİ SAYI YAYINDA
15
Turist Saldırısında Coolaroo’dan Tutuklama