Yaratanımız bencilliği, pintiliği hiç sevmiyor. Bu yüzden biz Müslümanlara devamlı ihtiyacı olanlara din ve ırk ayırımı yapmaksızın O’nun rızası için yardım etmeye teşvik vardır. Bilhassa bayramlardan önceki zaman dilimlerinde mutlaka yardımlaşmamız gerekiyor. Ne ki, yardımlarımızı verme konusunda çok önemli tembihler de var. İnsanoğlu onurlu, gururlu, haysiyeti olan bir varlık. İyi bir durumdayken bir sebeple ihtiyaçlı duruma düşmüş bir insana yardım edileceğinde çok dikkatli, gayet hassas davranmak, yardımlarımızı onları incitmeden güzellikle yapabilmemiz gerekiyor.
Geçenlerde hemen hiç kimsenin gitmediği bir hafta sonu marketine yolum düştü. Satılan ıvır-zıvırın arasında dolaşırken çok yaşlı ve yorgun görünüşlü bir satıcı Türk olduğumuzu anlayınca bize “nerelisiniz” diye sordu. Bizde “İzmir’i bilir misin” dedik. “Çok iyi bilirim, benim annem İzmir’de yaşardı, Türkçe konuşurdu… oradan Yunanistan’a göçmek zorunda kaldı… biliyorsunuz Atatürk Selanik’te doğdu. Biz Türklere düşman değiliz ama politikacılar iki tarafa da devamlı bir düşmanlık aşılıyorlar… Biz Türkleri Türkiye’yi çok seviyoruz..” diye uzun konuştu. Doğrusu bu şekilde konuşan çok Yunanlı biliyorum. İnsanlar barış içinde yaşamak istiyorlar.
Bu yaşlı Yunanlının konuşmaları bana Yunanistan’a kaçan iki genci hatırlattı. İtalya’ya iltica eden bir genç kızdan daha önce yazmıştım. O kız bana bir gün memleketten Atinaya yeni evlendiği eşiyle kaçan bir arkadaşından bahsetti, yardıma ihtiyaçları varmış diye. Numaralarını aldım ve halini hatırını sormak için Eda’yı aradım. Peşin söyleyeyim, önyargısız, kim veya neci olduklarını bilmeden sadece oralarda gencecik insanlar mahrum kalmasınlar düşüncesiyle aradım. Konuştuğumuzda Eda’nın memleketten kaçma hikayesi çok ilginçti. Bana “eşim ve ben yeni mezun avukatız, bir büro da iş buldum, çalışmaya başladım. Bir gün beni hapishane de bir mahkûmun savunmasını yapmam için görüşmeye yolladılar. Müvekkilim olacak şahıs çok işkence görmüş tedavi ediliyordu. Ben o mahkumla birkaç görüştükten sonra tanıdığım birisi beni uyardı. “O sakıncalı bir mahkûm, onun savunmasını aldığın için seni de tutuklayacaklar, derhal ülkeyi terk etmeye bak” dedi. Sonuçta acemi avukat olduğum için önce bir şey anlamadım ama sonradan başımın derde gireceğini bende fark ettim. O günlerde nişanlıydık, eşimle anlaştık, bir gece aile arasında kına gecesi eğlencesi yaptık. Sevdiklerimizle vedalaşıp sadece sırt çantalarımızla Yunanistan’a kaçtık. Abla ailelerimizin durumu pek iyi sayılmazdı, bize yardım edecek durumda değillerdi. Bu yüzden bir dairede iki aile şeklinde bir yer kiraladık, biraz zorlayıcı bir durumdu ama yapacak başka bir şey yoktu.” Bu gençler Yunanistan’da iki seneden fazla kaldılar. Eda ve eşi Yunanistan hakkında aynı bu yaşlı satıcı gibi konuşuyorlardı. “Abla Yunan halkı çok yardımsever, çok merhametli insanlar.. bize senelerce hep kötü anlatmışlar.. pazar yerleri, yemekleri aynı bizim gibi.. pazarcıları çok dürüst güler yüzlü insanlar.. onların ülkesinde kendimizi daha güvende hissettik” dediler.
Bu görüşmeden sonra ayda bir onların hayatına dokunmaya var gücümüzle gayret ettik. Çünki oradan başka Avrupa ülkelerine geçiş yapmaya çalışıyorlardı. Bu konuda da farklı bilgiler aktardılar. “Abla memleketteyken İngilizce öğrenmediğimize çok hayıflandım. Buraya yerleşen Suriyeliler çok güzel İngilizce konuşuyorlar ve Avrupa ülkelerine geçebilmek için gerçeğe çok yakın geçiş belgeleri hazırlamayı biliyorlar. Parayı veren o belgelerle tutturabildiği ülkeye gidiyor. Bu belgelerde verdiğin paraya göre kalitesi fark ediyor” dedi. Edagil üç-beş ayda bir evrak düzenleyip hava limanına gidip Yunanistan’dan çıkmayı defalarca denediler. Her defasında bana mesajları gelirdi “abla bize dua et, bugün çıkmayı deneyeceğiz” diye dualaşırdık yani. Bir gün eşi Eda ya “canım ikimiz beraber çıkmak zor olacak, sen Avrupalılara benziyorsun, seni fazla kontrol etmezler, sen geçebilirsen ben sonradan geleyim” diyor. Valla gerilim filimi gibi beni de gerdiler. Eda ilk denemede uçağa bindi, güzel bir Avrupa ülkesine uçtu gitti haberi geldi. Ondan sonrası hiç kolay olmadı. Eda oralarda yapayalnız, ilticası kabul oldu. Yaklaşık iki sene nikahsız eşini yanına aldırmakla uğraştı. Yazık ben şahidim, ikisi içinde gayet zor günlerdi. Bu arada eşi Yunanistan’dan her çıkmayı denediğinden bir gece önce bana mesaj atardı “abla bana dua et yarın yine deneyeceğim” diye. Böyle böyle kaç sefer denedi bende sayısını şaşırdım, bir sabah mesajlara bir baktım, bana selfi çekip fotoğraf yollamış, elinde sarı çiçekli bir buket “abla uçaktayım, gidiyorum” diye. Pandemiden önceki bir zamandı, dört yıldan fazla bu gençlerin durumlarını yakından takip etmekteydim, muratlarına erdiler. Şu anda özgür bir Avrupa şehrinde, devletin himayesinde bir eve yerleştirilmiş, dil kurslarıyla falan yeni bir hayata başladılar.
Bugün siz kıymetli okurlarıma eşimle beraber hayatlarına acizane güzellikle dokunduğumuz, karşılığında güzeller güzeli dualarını aldığımız iki insandan özet bir hatıra yazdım.
Yarın ne olacağımız belli değil, yaşadığımız huzurlu güzel günlerde ihtiyaçlı insanların hayatına dokunmayı ihmal etmemek unutmamak lazım diyecektim. Ramazan Bayramınızı tebrik ederim. Pembegül Abla
Avustralya GündemMarch 18, 2026BAŞKALARININ HAYATINA DOKUNABİLMEK
Avustralya GündemMarch 13, 2026MEZARA KADAR
Avustralya GündemMarch 4, 2026DUALARDA BULUŞALIM
Avustralya GündemFebruary 26, 2026NAMAZLI NİYAZLI BİR YAZI
1
“Müfredatta daha fazla çokkültürlü dil”
2
OKUL OTOBÜSÜ DEVRİLDİ Öğrenciler ağır yaralı
3
MH370 uçağını arama çalışmaları yeniden başlıyor
4
AN0M uygulaması üzerinden 55 kişiye gözaltı
5
YAŞIYOR MU! Aylar sonra kritik gelişme
6
Bizim evde suçlu yoktu ama hedef biz olduk
7
On Visiting Türkiye
8
Sydney’de bir kreş aniden kapatıldı!
9
Topluma Çağrı: Bilgi Alın, Hakkınızı Kullanın
10
ALACAKLISINIZ myGov hesabınızı kontrol edin
11
ÖLÜ BULUNDU Anne baba ve iki çocuk
12
Victoria’da 72 Saatlik Kabus: 9 Can Kaybı
13
Avustralya basketbolunda ilk! Irkçılığa Tutuklama!
14
YENİ SAYI YAYINDA
15
Turist Saldırısında Coolaroo’dan Tutuklama