27 January 2026 Tuesday
Mustafa YILMAZ – Melbourne / Dünya Gazetesi
Aradan geçen beş ayın ardından, Birsel Akbulut bu kez yeni mekânında Dünya Gazetesi’ne konuştu. Eski eşinin sağlık durumu, mahkeme süreci, yaşanan travma ve hayata yeniden tutunma mücadelesini anlattı.
Beş ay geçti… Bugün nasılsınız?
“İyi diyelim, iyi olalım. Kolay şeyler yaşamadık ama bir anneyseniz yıkılma lüksünüz yok. Çocuklarım, torunlarım ve için ayakta durmak zorundayım. Allah bana bu gücü veriyor.
Bazen daha kötü hayatları düşünüyorum. Savaşta çocuklarını kaybeden anneler var. Onları gördüğümde hâlime şükrediyorum. Hayat devam ediyor.”
Bu süreçte, bu duygularla toparlandığınızı söyleyebilir miyiz?
“Tam anlamıyla atlattım diyemem ama olaydan yaklaşık bir ay sonra kendimi toparladım. Çok düştük. Bir anda sokakta kaldık. Özellikle Kemal’in yaşadığı fiziksel darbe çok ağırdı. Bugün birçok eve saldırı yapıldığını duyuyoruz ama görmüyoruz. Bu olayın bu kadar büyümesinin sebebi yaşananların görüntülenmiş olmasıydı.”
O geceye dönelim… Neler yaşadınız?
Gece saat bir buçuk gibiydi. Gözümü açtığımda karşımda beş kişi vardı. Hepsi maskeliydi. Ellerinde silah, bıçak, pala… Hayatımda gördüğüm en korkunç sahnelerden biriydi.
İlk refleksim bağırmak olmadı. Daha önce güvenlik görevlisi olarak çalıştığım için sakin kalmaya çalıştım. ‘Alacağınızı alın ama bize dokunmayın’ dedim.

Röportaj Birsel Akbulut’un yeni açtığı yemek karavanında gerçekleşti. Karavan Greenvale Shopping Centre’nın karşısında.
Size nasıl davrandılar?
Çok ağır darp edildik. Ama en kötüsü bunun kendi evinizde yaşanması. Evde kim var diye odaları geziyorlardı. O an hırsız olmadıklarını, birini özellikle aradıklarını anladım.
Sürekli sordukları bir isim vardı…
Evet. Israrla aynı ismi sordular. Kızımın eski erkek arkadaşını arıyorlardı. Evde olmadığını söyledim ama inanmadılar.
Silahı kafama dayadılar. Dizlerimin üzerindeydim. ‘Onu saklıyorsun, bulacağız ve öldüreceğiz’ dediler. O an gerçekten öleceğimi düşündüm.
Köpeğinizle ilgili çok konuşulan bir an var…
Köpeğim büyük bir Rottweiler. Normalde eve biri girse anında tepki verir. O gece kıpırdamadı. Sonradan anladık, uyuşturucu vermişler.
Silahı köpeğime doğrulttular. O an kendimi kaybettim. ‘Beni öldürün ama köpeğime dokunmayın’ dedim. Hiç düşünmeden söyledim. Köpeğim benim çocuğum gibiydi.
Polis nasıl geldi?
Komşumuz polisti. Sesleri duymuş. Polislerin geldiğini anlayınca saldırganlar panikledi. İçlerinden biri beni ayağa kaldırdı, çıkış yolunu sordu. Arka bahçeyi gösterdim, kaçtılar.
Kemal Akbulut’u gördüğünüzde…
Evin içine koştuğumda Kemal’i kanlar içinde yerde yatarken gördüm. O görüntüyü hayatım boyunca unutamam. Nefes alıyor mu diye kontrol ediyordum. ‘Ölmesin’ diye dua ediyordum. Onu neredeyse öldürüyorlardı.
Mahkeme süreci nasıl ilerliyor?
Mahkeme halen devam ediyor. Şüpheliler yakalandı ve tutuklandılar. Avukatlarımız çok detaylı çalışıyor. Olayın tamamı kayıtlarla destekleniyor, deliller mevcut. Biz adaletin yerine gelmesini bekliyoruz.
Sağlık süreci nasıl geçti?
Kemal Akbulut (eski eşi) uzun süre hastanede kaldı. Benim de hem fiziksel hem psikolojik yaralarım vardı.
Bu olay neden bu kadar büyüdü sizce?
Çünkü görüntü vardı. Bugün birçok ev baskını oluyor ama kimse görmüyor. Kamera olmasaydı bu olay da bu kadar konuşulmazdı. Herkes evine kamera koymalı.
Bu süreçte yasal anlamda bir gelişme oldu mu?
Evet. Büyük bir mücadele verdik. Eve saldıran, insanlara zarar verenler için cezaların ağırlaştırılması yönünde yasa değişikliği parlamentodan geçti. Henüz yürürlüğe girmedi ama bu işin takipçisiyiz.
“Ağlamayın. Hayat devam ediyor. Kendinize iyi gelen yolu bulun. Kamera ve güvenlik artık lüks değil, gereklilik. Bize destek olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum.”
Kefaletle serbest bırakılma endişeniz var mı?
Elbette. Yaşın önemi yok. Caniye yaş sorulmaz. Dışarı çıktıklarında başka insanlara zarar verirler.
Anne olarak kendinizi sorguladınız mı?
Evet. En büyük hatam aşırı sevmekti. Her şeyin fazlası zarar. Bunu çok acı bir şekilde öğrendim.
Oğlunuzun evinde yaşanan yangın…
Evet, maalesef kısa süre sonra oğlumun evi yandı. Torunlarım saniyelerle kurtuldu. Ev tamamen kül oldu. Ama canımız sağ, şükürler olsun.
Şu an bulunduğumuz işletme nasıl ortaya çıktı?
Bu karavanı saldırıdan önce almıştım. Arkadaşım Figen beni buraya zorla getirdi diyebilirim. İsmini de o koydu: Queens Feast and Coffee.
Hamburger, tost, çorba, kahve yapıyoruz. Çalışmak bana iyi geliyor. Hayatıma normal bir akış getiriyor
GoFundMe kampanyası size ne sağladı?
Üç aylık kiramızı ödeyebildik. Tanıdığımız tanımadığımız insanlar destek oldu. Hepsine minnettarım.
Sessiz kalanlar hakkında bir şey söylemek ister misiniz?
Hiç beklemediğim insanlar sessiz kaldı. Ama bunu unutmadım. Kimlerin yanınızda olduğunu böyle zamanlarda görüyorsunuz. Ama asıl önemli olan destek olanlar. Onlar bizim yanımızda oldu ve bunun için minnettarım.
Bugünkü ruh hâlinizi nasıl tarif edersiniz?
Şükrediyorum ve güçlü. Zor bir süreçti ama ayaktayız. Nefes alıyorsanız umut vardır.
Kemal Bey’in durumu hakkında izleyicilere ne söylemek istersiniz?
Kemal toparladı. Olaydan üç ay sonra işe döndü. Fiziksel olarak iyileşti ama psikolojik olarak tetikte. Ama güçlü bir insan, ayakta kalıyor. Biz de aile olarak yanındayız.
Son olarak izleyicilere ne söylemek istersiniz?
“Ağlamayın. Hayat devam ediyor. Kendinize iyi gelen yolu bulun. Kamera ve güvenlik artık lüks değil, gereklilik. Bize destek olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum.”
Sağlık çok önemli. Hayatta olduğunuz sürece umut vardır. Ne kadar kötü şeyler yaşarsanız yaşayın, bir çıkış yolu her zaman bulunur. Kendinize iyi gelen şeyi yapın. Kimi insanlar konuşarak rahatlar, kimi çalışarak. Herkesin yöntemi farklıdır ama umudu kaybetmemek gerekir.