
Şizofreniyi ve Psikozu Anlamak
Sevdiğimiz Birinin Değiştiğini Fark Ettiğimizde- Şizofreniyi ve Psikozu Anlamak
Bir aile ferdimizin davranışlarının değiştiğini fark etmek hiç kolay değildir. Özellikle de “Eskiden böyle değildi” demeye başladığımızda, ne olduğunu anlamaya ve ona nasıl yardımcı olabileceğimizi bulmaya çalışırız.
Bazen kişi daha içine kapanmaya, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşmaya, daha az konuşmaya veya daha önce sevdiği şeylere karşı ilgisini kaybetmeye başlayabilir. Uykusu bozulabilir, okula veya işe gitmekte zorlanabilir ya da insanlara karşı daha şüpheci olabilir.
Bazı durumlarda kişi başkalarının duymadığı sesleri duyabilir, başkalarının görmediği şeyleri görebilir veya çevresinde olan bazı olayları diğer insanlardan çok farklı şekilde yorumlayabilir. Bu tür durumlar psikoz olarak adlandırılabilir.
Bizim toplumumuzda böyle bir durumla karşılaşan aileler bunu farklı şekillerde anlamlandırabilir. Ailelerin kendi kültürleri, değerleri ve inançları vardır. Bunlara saygı duymak çok önemlidir. Ancak aynı zamanda bu değişikliklerin bir ruh sağlığı sorununun işareti olabileceğini bilmek ve gerektiğinde profesyonel yardım almak da önemlidir.

Şizofreni, kişinin düşüncelerini, duygularını, davranışlarını ve çevresinde olup bitenleri algılama şeklini etkileyebilen bir ruh sağlığı sorunudur.
Şizofreni kelimesi birçok insan için korkutucu olabilir. Ancak şizofreni tanısı kişinin “deli” olduğu anlamına gelmez. Kişinin karakterini, zekâsını veya nasıl bir hayat yaşayacağını da belirlemez. Uygun tedavi ve destekle birçok kişi hayatına devam edebilir, çalışabilir, ilişkilerini sürdürebilir ve kendisi için anlamlı bir yaşam kurabilir.
Şizofrenide bazı belirtiler “pozitif”, bazıları ise “negatif” belirtiler olarak adlandırılır.
Pozitif belirtiler, kişinin normalde yaşamadığı bazı deneyimlerin ortaya çıkmasıdır. Örneğin sesler duymak, başkalarının görmediği şeyleri görmek veya kişinin çevresinde olan olaylara kendisi için çok farklı anlamlar vermesi gibi.
Negatif belirtilerde ise kişi bazı şeyleri yapmakta eskisine göre daha fazla zorlanabilir. İnsanlarla görüşmek istemeyebilir, daha az konuşabilir, hiçbir şey yapmak istemiyormuş gibi görünebilir veya daha önce keyif aldığı şeylere karşı ilgisini kaybedebilir.
Bazen bu değişiklikler birdenbire ortaya çıkmaz. Psikoz başlamadan önce, kişinin hayatında bazı küçük değişiklikler görülebilir. Buna prodromal dönem denir. Örneğin uyku düzeninin bozulması, insanlardan uzaklaşma, derslerde veya işte zorlanma, dikkatini toplamakta güçlük çekme, kaygının artması veya daha şüpheci hale gelme gibi değişiklikler olabilir.
Fakat burada önemli bir noktayı unutmamak gerekir: Bu belirtilerin olması kişinin mutlaka şizofreni olduğu anlamına gelmez. Stres, depresyon, kaygı veya başka bazı durumlar da benzer değişikliklere neden olabilir. Bu nedenle aile içinde tanı koymaya çalışmak yerine bir psikolog, psikiyatrist veya aile hekiminden yardım almak en doğru adımdır.
Bu, aileler için en zor durumlardan biri olabilir.
Kişiye “Bunların hepsi senin kafanda” demek veya yaşadıklarının gerçek olmadığını kanıtlamaya çalışmak çoğu zaman yardımcı olmaz. Çünkü kişi yaşadığı şeyi gerçekten yaşıyor olabilir ve onun için bu deneyim çok gerçek olabilir.
Bunun yerine onu dinlemek ve yanında olduğumuzu hissettirmek daha faydalı olabilir.
“Bunun senin için ne kadar zor olduğunu görüyorum. Ben farklı düşünüyor olabilirim ama senin yanındayım ve sana yardımcı olmak istiyorum.”
İlaç konusunda da aynı yaklaşım geçerlidir. Bazı insanlar ilaç kullanmak istemeyebilir. Bunun birçok nedeni olabilir. Yan etkilerden korkabilir, ilaç kullanmaya ihtiyaç duymadığını düşünebilir veya daha önce kötü bir deneyim yaşamış olabilir. Onu zorlamak veya kızmak yerine, neden istemediğini anlamaya çalışmak ve bu endişelerini bir psikiyatristle konuşmasına yardımcı olmak daha doğru olacaktır.
Ve şunu da unutmamalıyız: Ailelerin de yardıma ihtiyacı vardır. Sevdiğimiz birinin böyle bir dönemden geçmesini izlemek korkutucu, yorucu ve bazen çaresiz hissettirebilir. Bütün bu yükü tek başımıza taşımak zorunda değiliz.
Şizofreni veya psikoz yaşayan kişiyi sadece hastalığıyla tanımlamamalıyız. Karşımızda hâlâ sevdiğimiz insan vardır.
Kültürümüzü, aile bağlarımızı ve bize güç veren değerlerimizi korurken, aynı zamanda bilimsel ve doğru sağlık desteğinden yararlanabiliriz.
Çünkü yardım istemek bir zayıflık değildir.
Bazen sevdiğimiz birine verebileceğimiz en büyük destek, onu yargılamadan dinlemek, yaşadığı sıkıntıyı ciddiye almak ve “Ben senin yanındayım” diyebilmektir.
Dr. Firdevs Tat
B.A, Dip.Ed.Psych, M.Ed.Psych, D.Psych, FAPS
Clinical Psychologist & Clinical Neuropsychologist
