Hayat pahalılığı Avustralyalıları ağrıyla çalışmaya zorluyor

Admin

Editor • 10/17/2026

Hayat pahalılığı Avustralyalıları ağrıyla çalışmaya zorluyor

Hayat pahalılığı Avustralyalıları ağrıyla çalışmaya zorluyor

Yeni araştırmaya göre, işle bağlantılı ağrı yaşayan çalışanların yüzde 89’u dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam ediyor. Gelir kaybı korkusu, iş güvencesi endişesi ve tedavi masrafları, sağlık sorunlarının kronikleşmesi riskini artırıyor.

MELBOURNE — Avustralya’da hayat pahalılığı, çalışanların sağlıklarını korumak için ihtiyaç duydukları molaları vermelerini ve tedavi almalarını zorlaştırıyor. Australian Chiropractors Association (ACA) tarafından yaptırılan ve bağımsız araştırma kuruluşu Pureprofile tarafından 1.056 kişiyle gerçekleştirilen yeni ulusal araştırma, işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı yaşayan çalışanların büyük bölümünün dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde işlerini sürdürdüğünü ortaya koydu.

19-25 Ekim tarihleri arasında düzenlenen National WorkSpace Week 2026 öncesinde yayımlanan araştırmaya göre, işle bağlantılı ağrı yaşayan ve hâlen çalışan Avustralyalıların yüzde 89’u, son 12 ay içinde dinlenmeleri veya iyileşmek için izin almaları gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Yüzde 43’ü ise ağrıya rağmen düzenli olarak çalıştığını belirtti. Bu oran kadınlarda yüzde 50’ye çıkarken erkeklerde yüzde 37’de kaldı.

Araştırma, sağlık sorunlarının yalnızca fiziksel çalışma koşullarıyla değil, ekonomik baskılar ve iş güvencesi kaygılarıyla da yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Araştırmaya göre, ağrı yaşamasına rağmen çalışmaya devam edenlerin yüzde 49’u gelir kaybını karşılayamayacağını belirtti. Bu oran kadınlarda yüzde 54’e yükseldi.

Hayat pahalılığı, işle bağlantılı ağrı yaşayan çalışanların yüzde 46’sının ağrıya rağmen çalışmayı sürdürmesine, yüzde 45’inin iyileşmek için işten izin almamasına ve yüzde 42’sinin tıbbi tedaviyi ertelemesine veya tedaviden kaçınmasına neden oldu.

İş güvencesini kaybetme korkusu da önemli bir etken olarak öne çıktı. Ağrıya rağmen çalışmaya devam edenlerin yüzde 43’ü işlerini kaybetme veya iş güvencelerinin zarar görmesi endişesi taşıdığını söyledi. Bu oran 18-30 yaş grubunda yüzde 50’ye yükseldi.

Bulgular, çalışanların bir bölümünün sağlıklarını korumakla gelirlerini ve işlerini sürdürmek arasında seçim yapmak zorunda kaldığını gösteriyor.

Araştırmaya katılan ve hayatlarının bir döneminde çalışmış olan Avustralyalıların yüzde 76’sı, çalışma yaşamları boyunca işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı veya yaralanması yaşadığını bildirdi. Bu oran, hâlen çalışanlar arasında yüzde 83’e yükseldi.

Katılımcıların yüzde 73’ü son 12 ay içinde işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını belirtti. Hâlen çalışanlar için bu oran yüzde 82 olarak kaydedildi.

En sık bildirilen sorunlar sırt ağrısı, boyun veya omuz ağrısı ve baş ağrısı ya da migren oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 67’si işle bağlantılı sırt ağrısı, yüzde 61’i boyun veya omuz ağrısı ve yine yüzde 61’i baş ağrısı veya migren yaşadığını söyledi. Ağrı yaşayanların yüzde 77’si altı farklı ağrı veya yaralanma türünden en az üçünü deneyimlediğini bildirdi.

Kadınların işle bağlantılı ağrı yaşama olasılığı erkeklerden daha yüksek çıktı. Kadınlarda bu oran yüzde 79, erkeklerde yüzde 73 olarak belirlendi. Hâlen çalışan kadınlarda oran yüzde 87’ye ulaştı.

Ağrının en yaygın görüldüğü yaş grubu ise yüzde 86 ile 31-40 yaş arasındaki çalışanlar oldu.

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, işle bağlantılı ağrıların uzun süre devam etmesi oldu.

Sırt ağrısı yaşayanların yüzde 44’ü ağrısının üç aydan uzun sürdüğünü ve kronikleştiğini belirtti. Boyun veya omuz ağrısı yaşayanlarda bu oran yüzde 41 oldu.

Sırt ağrısı yaşayanların yalnızca yüzde 21’i sorunun tamamen ortadan kalktığını söyledi. Katılımcıların yüzde 5’i ise yaşadığı ağrı nedeniyle önceki işine geri dönemediğini bildirdi.

Ağrı yaşayanların yüzde 31’i herhangi bir ağrı veya yaralanma için daha önce tanı ya da tedavi aramadığını belirtti. Katılımcıların yüzde 65’inin ise en az bir tedavi edilmemiş ağrı veya rahatsızlığı bulunuyor. Tedavi edilmemiş sorunu olanların oranı kadınlarda yüzde 71, erkeklerde yüzde 57 olarak ölçüldü.

Son 12 ay içinde işle bağlantılı ağrı yaşayanların yüzde 49’u bu nedenle işten izin aldığını belirtti. Hâlen çalışanlarda bu oran yüzde 55’e yükseldi.

Araştırmaya göre, işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı yaşayanların yüzde 72’si bu durumun ruh sağlığını ve genel iyilik hâlini etkilediğini söyledi. Katılımcıların yüzde 19’u ruhsal etkilenmenin önemli veya çok ciddi düzeyde olduğunu bildirdi.

18-30 yaş grubunda herhangi bir ruhsal etkilenme yaşadığını söyleyenlerin oranı yüzde 82’ye yükseldi. Bu yaş grubundaki katılımcıların yüzde 27’si ruh sağlıklarının önemli veya çok ciddi düzeyde etkilendiğini belirtti.

Ağrı yaşayanların yüzde 63’ü yaşam kalitelerinin etkilendiğini söyledi. Sırt ağrısı yaşayanların yüzde 80’i ev işlerini yaparken zorlandığını, yüzde 73’ü ise ağrının uykularını etkilediğini bildirdi.

Katılımcıların yüzde 25’i ağrının ailelerinden veya aynı evde yaşadıkları kişilerden birinin de iş kaynaklı boyun ya da sırt ağrısı veya baş ağrısı yaşamasıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

ACA Başkanı Dr Billy Chow, sonuçların işle bağlantılı ağrının birçok Avustralyalı için çalışma hayatının olağan bir parçası hâline geldiğini gösterdiğini söyledi.

Chow, çalışanların davranışlarını değiştirmek, işlerini uyarlamak veya erken tanı ve etkili tedavi aramak yerine çalışmayı sürdürmelerinin kaygı verici olduğunu belirtti.

Dr Chow, işle bağlantılı bir yaralanmaya rağmen çalışmaya devam edilmesinin kısa süreli bir sorunun kronik bir rahatsızlığa dönüşmesine yol açabileceğini; bunun çalışanlar, aileleri, işverenler ve Avustralya ekonomisi açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Araştırma, işle bağlantılı ağrının yalnızca ağır fiziksel işlerde çalışanları etkilemediğini ortaya koydu.

Bilgisayar veya masa başında çalışanların yüzde 83’ü işle bağlantılı ağrı yaşadığını bildirdi. Bu oran kaldırma işi yapanlarda yüzde 88, itme ve çekme gibi fiziksel görevleri yerine getirenlerde yüzde 91 oldu.

Klinik sağlık hizmetlerinde çalışanlar ise yüzde 93 ile işle bağlantılı ağrının en yaygın görüldüğü meslek grubu olarak öne çıktı. Hâlen çalışan klinik sağlık personeli arasında bu oran yüzde 98 olarak kaydedildi; ancak bu alt grubun örneklemi 52 kişiden oluştu.

Araştırmada bilgisayar kullanımının yüzde 31, masa başı çalışmanın yüzde 30 ve kötü duruşun yüzde 30 oranında işle bağlantılı ağrının nedeni olarak gösterildiği belirtildi. İş sırasında akıllı telefon kullananların yüzde 37’si başını öne eğerek ve boynunu bükerek telefon kullandığını bildirdi.

Haftada en az bir kez fazla mesai yapan çalışanların yüzde 91’i işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı yaşadığını söyledi. Hiç fazla mesai yapmayanlarda bu oran yüzde 71 oldu.

İş yerinde düzenli veya zaman zaman stres yaşayanların yüzde 89’u bu tür ağrı veya yaralanma yaşadığını belirtirken iş yerinde stres yaşamadığını söyleyenlerde oran yüzde 77 olarak ölçüldü. Katılımcıların yüzde 74’ü iş yerinde stres yaşadığını, yüzde 17’si ise bunu düzenli olarak deneyimlediğini bildirdi.

Araştırma, iş yerlerindeki önleme ve destek mekanizmalarına ilişkin önemli eksikliklere de işaret etti.

İşle bağlantılı ağrı yaşayanların yüzde 40’ı bu durumu hiçbir zaman işverenine bildirmediğini söyledi. Sorununu işverenine bildirenlerin yüzde 19’u herhangi bir önlem alınmadığını, yüzde 11’i ise yeterli destek görmediğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 46’sı işverenlerinin hiçbir zaman resmî bir ergonomik değerlendirme yapmadığını söyledi. Yüzde 13’ü böyle bir değerlendirme yapılıp yapılmadığından emin olmadığını bildirdi.

Çalışanların yalnızca yüzde 24’ü işverenlerinin hareket molalarını aktif olarak teşvik ettiğini belirtti. Yüzde 22’si molalara izin verildiğini ancak bunların teşvik edilmediğini, yüzde 40’ı ise işverenlerinin hareket molalarını teşvik etmediğini söyledi.

Çalışanların yüzde 52’si yoğunluk nedeniyle hareket etmek veya esnemek için mola veremediğini, yüzde 42’si ise mola vermeyi unuttuğunu belirtti. Yüzde 11’i mola vermenin kendilerini daha az üretken göstereceğinden endişe ettiğini söyledi.

İş yerinde çalışanların yalnızca yüzde 33’ü sık sık veya yaklaşık her saat başı hareket molası verdiğini bildirdi. Katılımcıların sadece yüzde 11’i işle bağlantılı yaralanma riskini nasıl azaltacağı konusunda kendisini çok bilgili ve güvenli hissettiğini belirtti.

Riskleri azaltma konusunda kendine güvenmeyen çalışanların yüzde 92’si daha önce işle bağlantılı ağrı yaşadığını söylerken bu oran riskleri azaltma konusunda kendine çok güvenenlerde yüzde 73 oldu. Bu ilişki, tek başına nedensellik kanıtı olarak değerlendirilmemeli.

Safe Work Australia tarafından Ekim 2026’da yayımlanan verilere göre, 2024-25 döneminde Avustralya’da 147 bin 200 ciddi işçi tazminat talebi kaydedildi. Bu, günde 400’den fazla ciddi talebe karşılık geliyor. Bu kapsamdaki ciddi talepler, en az bir haftalık işten uzak kalmayı gerektiren vakaları içeriyor.

Kas ve iskelet sistemi yaralanmaları ve hastalıkları, ciddi işçi tazminat taleplerinin yaklaşık yüzde 53’ünü oluşturdu.

Verilere göre, 53 bin 900 talep eklem, bağ, kas ve tendonlarda travmatik yaralanmalarla; 24 bin talep ise kas ve iskelet sistemi ile bağ dokusu hastalıklarıyla ilişkiliydi. Kas ve iskelet sistemi ile bağ dokusu hastalıklarına ilişkin talep sayısı önceki yıla göre yüzde 6,7 arttı.

Vücudun zorlanmasına bağlı yaralanmalar, 51 bin 800 taleple toplam ciddi taleplerin yüzde 35,2’sini oluşturarak en yaygın yaralanma mekanizması oldu. Düşme, kayma ve takılma olayları 32 bin 700 taleple yüzde 22,2; hareketli cisimlerin çarpması 23 bin 800 taleple yüzde 16,2; ruhsal stres ise 17 bin taleple yüzde 11,5 pay aldı.

Safe Work Australia verilerine göre, büyük meslek gruplarının tamamında vücudun zorlanması yaralanmaların başlıca nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. Kaldırma, itme, çekme ve eğilme gibi hareketler, kas ve iskelet sistemi sorunları açısından önemli riskler arasında yer alıyor.

Australian Institute of Health and Welfare (AIHW) tarafından Ekim 2026’da yayımlanan verilere göre, Avustralya’da kas ve iskelet sistemi hastalıklarının doğrudan sağlık harcamalarına maliyeti 2024-25 döneminde 17,5 milyar dolara ulaştı. Bu tutar bir önceki yıla göre 1,2 milyar dolar, yani yüzde 7,4 artış anlamına geliyor.

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları, hastalık ve yaralanmalara bağlı sağlık harcamaları arasında üçüncü sırada yer aldı. Kanser için yapılan harcamalar 21,7 milyar dolar, kalp ve damar hastalıkları için yapılan harcamalar ise 18,4 milyar dolar olarak bildirildi.

Sağlık harcamalarında öne çıkan üç durumdan ikisi kronik kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarıydı. Osteoartrit için 5,2 milyar dolar, sırt ağrısı ve sırt sorunları için 4,3 milyar dolar harcandı.

AIHW verilerine göre, yaklaşık 7,3 milyon Avustralyalı, yani nüfusun yüzde 29’u, kronik kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarıyla yaşıyor. Bu hastalıklar Avustralya’nın toplam hastalık yükünün yüzde 12,7’sini, ölümcül olmayan hastalık yükünün ise yüzde 22,9’unu oluşturuyor. Kas ve iskelet sistemi hastalıklarına bağlı toplam yükün yüzde 33’ü sırt sorunlarından kaynaklanıyor.

Musculoskeletal Australia ve Deloitte verilerine dayandırılan tahminlere göre, sağlık harcamalarının yanı sıra üretkenlik kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüş de hesaba katıldığında bu rahatsızlıkların Avustralya ekonomisine yıllık toplam maliyeti 55,1 milyar doları buluyor. Bu tahmin, 2018 tarihli Deloitte Access Economics çalışmasına dayanan ekonomik maliyet hesabını yansıtıyor.

Araştırma sonuçları, işle bağlantılı ağrıların bazı gruplarda daha yaygın olduğunu gösterdi.

Kadınlar: Kadınların yüzde 79’u, erkeklerin ise yüzde 73’ü işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Kadınlar ayrıca sırt, boyun ve omuz ağrısı ile baş ağrısı veya migreni daha sık yaşadığını belirtti.

Genç çalışanlar: 18-30 yaş grubundaki ağrı yaşayan çalışanların yüzde 50’si iş güvencesi endişeleri nedeniyle çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Bu grubun yüzde 82’si ağrının ruh sağlığını etkilediğini bildirdi.

31-40 yaş grubu: Bu yaş grubunun yüzde 86’sı çalışma yaşamında işle bağlantılı ağrı yaşadığını belirtti.

Bölgesel bölgelerde yaşayanlar: Bölgesel bölgelerde yaşayanların yüzde 46’sı işle bağlantılı ağrıyı düzenli olarak yaşadığını söyledi. Büyükşehirlerde bu oran yüzde 36 oldu. Bölgesel bölgelerdeki ağrı yaşayan çalışanların yüzde 55’i ağrıya rağmen düzenli olarak çalışmayı sürdürürken büyükşehirlerde bu oran yüzde 39 olarak kaydedildi.

Sağlık çalışanları: Klinik sağlık hizmetlerinde çalışanların yüzde 93’ü işle bağlantılı ağrı yaşadığını bildirdi.

Fazla mesai yapanlar: Haftada en az bir kez fazla mesai yapanların yüzde 91’i işle bağlantılı ağrı yaşadığını söyledi.

Bölgesel bölgelerde yaşayan ağrı hastaları, büyükşehirlerde yaşayanlara kıyasla daha az izin aldığını bildirdi. Son 12 ay içinde ağrı nedeniyle izin kullananların oranı bölgesel bölgelerde yüzde 41, büyükşehirlerde yüzde 54 oldu.

Bununla birlikte, bölgesel bölgelerdeki ağrı yaşayanların yüzde 56’sı aile hekimine başvurduğunu söyledi. Büyükşehirlerde bu oran yüzde 52 olarak ölçüldü. Bölgesel bölgelerde yaşayanların yüzde 27’si daha önce tanı veya tedavi aramadığını belirtirken büyükşehirlerde bu oran yüzde 33 oldu.

Araştırmada 1.056 katılımcının eyaletlere ve bölgelere göre dağılımı da incelendi. Aşağıdaki genel oranlar, hayatının bir döneminde çalışmış olan tüm katılımcılar arasında işle bağlantılı kas ve iskelet sistemi ağrısı veya yaralanması yaşadığını söyleyenlerin oranını gösteriyor.

NSW: Katılımcıların yüzde 77’si işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Hâlen çalışanlarda oran yüzde 82 oldu. Kadınlarda oran yüzde 83, erkeklerde yüzde 71 olarak ölçüldü. Sydney’deki kadın katılımcılarda bu oran yüzde 92’ye ulaştı. Ağrı yaşayanların yüzde 90’ı dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Eyalette en fazla etkilenen yaş grubu 18-30 yaş oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 49’u GP olarak bilinen aile hekimine başvurdu; ulusal oran yüzde 53’tü.

Victoria: Katılımcıların yüzde 78’i, hâlen çalışanların ise yüzde 87’si işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını söyledi. Son 12 ay içinde bu sorunu yaşayanların oranı yüzde 77 ile eyaletler arasındaki en yüksek düzeydeydi. Ağrı yaşayanların yüzde 53’ü işten izin aldı; bu oran beş büyük eyalet arasındaki en yüksek düzeydi. Ağrıya rağmen çalışmayı sürdürenlerin oranı yüzde 89 oldu. Ağrı, katılımcıların yüzde 76’sının ruh sağlığını etkiledi. Katılımcıların yalnızca yüzde 48’i riskleri azaltma konusunda kendine güvendiğini belirtti.

Queensland: Katılımcıların yüzde 73’ü, hâlen çalışanların yüzde 80’i işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Kadınlarda oran yüzde 75, erkeklerde yüzde 71 oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 48’i işten izin aldı; yüzde 87’si dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Ruh sağlığının etkilendiğini söyleyenlerin oranı yüzde 66 oldu. En fazla etkilenen yaş grubu 51-60 yaş olarak belirlendi. Ağrı yaşayanların yüzde 48’i durumunu hiçbir zaman işverenine bildirmedi.

Western Australia: Katılımcıların yüzde 79’u işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Bu oran eyaletler arasındaki en yüksek düzeydi. Hâlen çalışanlarda oran yüzde 88’e yükseldi. Perth’te genel oran yüzde 82 oldu. Ağrı yaşayanların yüzde 92’si dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti; yüzde 51’i bunu düzenli olarak yaptığını söyledi. Ağrı yaşayanların yüzde 79’u ruh sağlığının etkilendiğini, yüzde 36’sı ise ağrının yaşam kalitelerini sık sık veya sürekli etkilediğini bildirdi. Bu son oran beş büyük eyalet arasındaki en yüksek düzeydi.

South Australia: Katılımcıların yüzde 72’si işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını söyledi. Bu, beş büyük eyalet arasındaki en düşük orandı. Hâlen çalışanlarda oran yüzde 80 oldu. Erkeklerde ağrı veya yaralanma bildirme oranı yüzde 74, kadınlarda yüzde 70 olarak ölçüldü. Ağrı yaşayanların yüzde 91’i dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Katılımcıların yüzde 44’ü iş yerinde sık sık veya her zaman hareket molası verdiğini bildirdi; bu, ulusal yüzde 33’lük oranın üzerindeydi. Bununla birlikte, ağrı yaşayanların yüzde 49’u durumunu hiçbir zaman işverenine bildirmedi.

Tasmania: Araştırmaya 28 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 71’i, hâlen çalışanların yüzde 84’ü işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını söyledi. Ağrı yaşayan çalışanların 16’sından 15’i dinlenmeleri gerektiğini düşündükleri hâlde çalışmaya devam etti. Örneklem küçük olduğu için sonuçlar dikkatle değerlendirilmelidir.

ACT ve Northern Territory: Araştırmaya toplam 24 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 63’ü, hâlen çalışanların yüzde 75’i işle bağlantılı ağrı veya yaralanma yaşadığını bildirdi. Ağrı yaşayan 15 kişinin 12’si, sorunun ruh sağlıklarını etkilediğini söyledi. Bu sonuçlar da küçük örneklem nedeniyle ihtiyatla değerlendirilmelidir.

Eyaletlere ilişkin sonuçlar, her bölgedeki katılımcı sayısının farklı olması nedeniyle doğrudan nüfus sıralaması olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle Tasmania ile ACT ve Northern Territory sonuçlarında örneklem sayıları düşüktür.

National WorkSpace Week, bu yıl beşinci kez 19-25 Ekim tarihleri arasında düzenleniyor. Kampanya, Safe Work Australia tarafından yürütülen National Safe Work Month ve Australian Work Health and Safety Strategy 2023–2033 ile uyumlu olarak, iş yerlerinde kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarını azaltmayı amaçlıyor.

Bu rahatsızlıklar tek bir iş kazası sonucunda ortaya çıkabileceği gibi uzun süre tekrarlanan hareketler, uygun olmayan çalışma alanları ve fiziksel zorlanma nedeniyle de gelişebiliyor. Riskler arasında yanlış kaldırma teknikleri, itme ve çekme, eğilme, tekrarlayan hareketler, kötü duruş, uzun süre araç kullanma ve ergonomik olmayan alanlarda bilgisayar kullanımı bulunuyor.

Araştırma, ruhsal stresin de fiziksel sağlık üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Stres, boyun kaynaklı baş ağrıları ve kas gerginliği gibi sorunlarla bağlantılı olabiliyor; bu durum çalışanların konsantrasyonunu, üretkenliğini, sosyal yaşamını ve genel iyilik hâlini etkileyebiliyor.

Risk altındaki meslek grupları arasında sağlık, yaşlı bakımı, çocuk bakımı, NDIS ve engelli hizmetleri gibi alanlarda çalışan toplum ve kişisel bakım personeli bulunuyor. İnşaat, imalat, teknik işler, taşımacılık, ağır işçilik ve makine operatörlüğü de riskin yüksek olabildiği alanlar arasında yer alıyor.

Dr Billy Chow, işverenlerin iş güvenliği kontrollerini gözden geçirmesi, düzenli risk değerlendirmeleri yapması ve erken müdahaleyi desteklemesi gerektiğini söyledi.

Chow, önleme ve erken müdahalenin kronik rahatsızlıkların önüne geçmeye, çalışanların sağlığını ve yaşam kalitesini iyileştirmeye, işe devamsızlığı ve ilgili maliyetleri azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtti.

Önerilen önlemler arasında çalışma duruşunun iyileştirilmesi, düzenli egzersiz ve hareket molaları, esneme ve güçlendirme çalışmaları, ergonomik çalışma alanları, işe özgü görev ve ekipman değişiklikleri, manuel taşıma ve kaldırma eğitimi, çalışma saatleri ile iş yüklerinin dengelenmesi ve ruhsal stresi azaltan bir iş yeri kültürünün oluşturulması bulunuyor.

Safe Work Australia verilerine göre, travmatik eklem, bağ, kas ve tendon yaralanmaları ile kas ve iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıklarına ilişkin ciddi tazminat talepleri son sekiz yılda yüzde 28,7 arttı.

Australian Chiropractors Association, çalışanları ve işverenleri National WorkSpace Week hareketine katılmaya çağırıyor.

Çalışanlar ve işverenler; WorkSpace Week kontrol listesi, egzersiz posterleri, bilgilendirme föyleri ve podcast'ler gibi ücretsiz kaynaklara workspaceweek.org.au adresinden ulaşabiliyor.

Kampanyanın temel mesajı, çalışanların ağrılarını görmezden gelmek zorunda kalmadığı; erken tanı, uygun tedavi, ergonomik düzenlemeler ve iş yerinde önleyici tedbirlerin fiziksel ve ruhsal sağlık açısından önemli olduğudur.

Araştırma hakkında: 2026 Impact of Work-related Musculoskeletal Disorders or Injuries on Australian Workers araştırması, Australian Chiropractors Association tarafından yaptırıldı ve bağımsız araştırma kuruluşu Pureprofile tarafından gerçekleştirildi. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri, hayatının bir döneminde çalışmış 1.056 Avustralyalı katıldı. Katılımcıların 515’i erkek, 541’i kadındı. Yüzde 65’i büyükşehirlerde, yüzde 35’i bölgesel bölgelerde yaşıyordu. Katılımcıların 751’i hâlen çalışıyor, 207’si emekli, 98’i ise öğrenci, işsiz, ebeveyn veya izinli gruplarda bulunuyordu. Ağrı ve yaralanma verileri katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor; araştırmada kullanılan WMSD ifadesi her katılımcıya resmî bir tıbbi tanı konulduğu anlamına gelmiyor.

Kaynaklar: Australian Chiropractors Association (ACA) ve Pureprofile, 2026; Safe Work Australia, Key Work Health and Safety Statistics, Ekim 2026; Australian Institute of Health and Welfare (AIHW), Ekim 2026; Deloitte Access Economics'in ekonomik maliyet tahmini.