Röportaj: Mustafa YILMAZ
Mustafa YILMAZ: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Türkiye’den Avustralya’ya nasıl bir yolculukla geldiniz?
Ebru ÖZ: Babam Türk Konsolosluğu’nda görev yapıyordu ve hala Türk toplumu için aktif olarak çalışıyor. Küçük yaşta ilk kez Avustralya’ya geldik, ardından ilkokul dönemimde Türkiye’ye geri döndük ve birkaç yıl orada yaşadık. Liseye başladığım yıllarda yeniden Melbourne’a taşınmaya karar verdik ve o zamandan beri burada yaşıyorum. Hem Türkiye hem de Avustralya, kimliğimi ve bakış açımı şekillendiren iki ülke oldu.
Neden diş hekimliğini seçtiniz? Bu alana ilginiz nasıl başladı?
Sağlık alanına her zaman ilgim vardı. Çocukken diş hekimine gitmeyi çok severdim ve hiç korkmazdım. Diş hekimliğini hem bilimsel yönü hem de insanlara güvenli bir gülümseme kazandırma yönüyle çok ilgi çekici buldum.
Avustralya’da eğitim almak ve mesleğe atılmak sizin için nasıl bir süreçti?
İlk olarak Biyomedikal Bilimler okudum, ardından Diş Hekimliği eğitimine devam ettim. Toplamda yaklaşık sekiz yıllık yoğun bir eğitim süreciydi. Staj dönemlerinde farklı şehirlerdeki kliniklerde çalışmam gerekti, bu da sık sık taşınmak ve evden uzakta yaşamak anlamına geliyordu. Zorlayıcıydı ama bana çok şey kattı, hem dayanıklılığımı geliştirdi hem de farklı toplumlarda hizmet vermeyi öğrendim.
Hem özel hem de kamu sektöründe çalıştınız. Bu iki alan arasında ne gibi farklar var?
Kamu sektöründe çalışmak, devlet fonları ve kaynak kısıtlamaları nedeniyle diş hekimi açısından daha sınırlayıcı olabiliyor. Tedavi seçenekleri genellikle bütçeye bağlı oluyor ve bekleme listeleri oldukça uzun. Özel sektörde ise hem hasta hem de hekim açısından daha fazla esneklik var; kişiye özel en uygun tedavi planını oluşturmak mümkün oluyor.

Dr Öz; Düzenli diş kontrolleri, doğru fırçalama ve diş ipi kullanımı çok önemli.
Kırsal bölgelerde diş hekimliği yapmakla şehir merkezinde çalışmak arasında ne gibi zorluklar veya avantajlar yaşadınız?
Kırsal bölgelerde uzmanlara erişim çok daha kısıtlı olduğu için, bazen şehirde bir uzmana yönlendirilecek vakaları kendim tamamlamam gerekiyordu. Bu durum başlangıçta zorluydu ama bana büyük bir mesleki özgüven kazandırdı. Farklı koşullarda çalışmak hem becerilerimi geliştirdi hem de hastalara karşı daha esnek bir yaklaşım kazandırdı.
Diş hekimliği korkusu yaşayan hastalarla nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Özellikle çocuk hastalarla nasıl iletişim kuruyorsunuz?
Diş hekimi korkusu çok yaygın bir durum. Ben her zaman sabırlı ve empatik bir yaklaşım benimsiyorum. İşleme başlamadan önce her adımı açıklamak, hastaların rahatlamasını sağlıyor. Çocuklarla ise dostça bir dil kullanıyor, süreci oyun gibi anlatmaya çalışıyorum. İlk deneyim olumlu olursa, sonraki ziyaretler çok daha kolay oluyor.
Türk hastalarla iletişiminizde onların ağız ve diş sağlığına yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk hastalar genelde ağız sağlığına önem veriyor ama çoğu zaman diş hekimine yalnızca bir sorun olduğunda gidiliyor. Oysa düzenli kontroller ve temizlikler çok önemli. Ben her zaman “önlem almak tedavi etmekten daha kolaydır” anlayışını vurguluyorum.

Dr Öz gençlere hitaben; kendinize güvenin ve hedeflerinizden vazgeçmeyin. Sağlık alanı bazen yorucu olabilir ama bir o kadar da tatmin edici.
Avustralya’daki Türk toplumunun ağız ve diş sağlığı konusunda ne gibi alışkanlıkları ya da eksiklikleri var?
Türk toplumu aile bağları güçlü bir topluluk; ebeveynler çocuklarının sağlığına çok önem veriyor. Ancak bazen ağız sağlığı diğer sağlık konularının gölgesinde kalabiliyor. Ağız sağlığının genel vücut sağlığı üzerindeki etkileri çoğu zaman yeterince bilinmiyor. Özellikle çocuklar için devletin sunduğu ücretsiz diş bakımı programları (CDBS) konusunda farkındalık artırılması gerektiğini düşünüyorum.
Türk toplumunun ağız sağlığı konusunda nelere daha fazla dikkat etmesi gerekir sizce?
Düzenli diş kontrolleri, doğru fırçalama ve diş ipi kullanımı çok önemli. Ayrıca küçük sorunları — örneğin diş eti kanaması veya hassasiyet gibi — görmezden gelmemek gerekiyor. Bu belirtiler daha ciddi problemlerin habercisi olabilir.
Hanover Dental’deki bir gününüz nasıl geçiyor?
Her gün farklı geçiyor, bu da işi dinamik ve keyifli kılıyor. Güne genellikle vaka planlamasıyla başlıyorum; ardından rutin kontroller, dolgu işlemleri ve bazen implant ya da kaplama gibi daha kapsamlı tedaviler yapıyorum. Çocuklardan yaşlı hastalara kadar çok çeşitli bir hasta grubumuz var. Hanover Dental’in farkı, samimi ve topluma yakın bir ortam sunmamız, herkesin kendini rahat hissetmesini önemsiyoruz.
Kliniğinizin geç saatlere kadar açık olması, çalışan hastalar için büyük bir avantaj. Bu uygulama hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Birçok hastamız yoğun iş temposu nedeniyle gündüz saatlerinde randevuya gelemiyor. Bu yüzden kliniğimizi akşam saatlerine kadar açık tutuyoruz. Böylece hastalar izin almak zorunda kalmadan bakım hizmeti alabiliyor. Amacımız, diş hekimine gitmeyi herkes için daha erişilebilir hale getirmek.
Avustralya’da kadın bir göçmen diş hekimi olarak karşılaştığınız zorluklar oldu mu?
Hem kadın hem de göçmen olmak zaman zaman daha fazla çaba göstermemi gerektirdi ama genel olarak çok destekleyici bir ortamda çalıştım. Avustralya’daki diş hekimliği camiası oldukça kapsayıcı. Farklı kültürel bir geçmişe sahip olmak, hastalarla daha iyi empati kurmamı sağladı. Çeşitliliğin sağlık alanında büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum.
Genç Türk kadınlarına, özellikle sağlık alanında kariyer hedefleyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Kendinize güvenin ve hedeflerinizden vazgeçmeyin. Sağlık alanı bazen yorucu olabilir ama bir o kadar da tatmin edici. Çalışkanlık ve kararlılık mutlaka karşılığını veriyor. Ayrıca destek istemekten çekinmemek çok önemli — mentorluk ve dayanışma, başarı yolunda büyük fark yaratıyor.
Boş zamanlarınızda yemek yapmayı sevdiğinizi söylediniz. Favori Türk yemeğiniz nedir?
Evet, yemek yapmak benim için hem rahatlama hem de kültürel bir bağ kurma şekli. En sevdiğim Türk yemekleri mantı ve dolma. Aile yemeklerini ve çocukluğumu hatırlatıyorlar. Ayrıca Avustralyalı arkadaşlarıma Türk mutfağını tanıtmayı da çok seviyorum — herkes o lezzetlere bayılıyor.
En çok etkilendiğiniz ülke ya da şehir hangisiydi ve neden?
Hem Türkiye hem de Avustralya beni farklı şekillerde etkiledi. Melbourne’un çeşitliliğini, rahat yaşam tarzını ve kültürel açıklığını çok seviyorum. İstanbul ise her zaman kalbimde özel bir yere sahip — enerjisi, tarihi ve kültürü gerçekten büyüleyici.
Türk mutfağı ile Avustralya mutfağını karşılaştıracak olsanız, neler söylersiniz?
Türk mutfağı daha geleneksel, zengin ve aile odaklı. Sofrada paylaşmak, birlikte yemek çok önemlidir. Avustralya mutfağı ise daha yenilikçi ve dünya mutfaklarından etkilenmiş bir yapıya sahip. Her iki mutfağın da kendine özgü güzellikleri var.
Ağız sağlığının genel sağlık açısından önemini vurguladınız. Bu konuda toplumun farkındalığını artırmak için ne gibi adımlar atılmalı?
En önemli adım eğitim. Okullarda, topluluk merkezlerinde ve sosyal medyada farkındalık çalışmaları yapılmalı. İnsanların diş hekiminden korkmadan, düzenli kontrollerin önemini kavraması gerekiyor. Ağız sağlığı bilinci erken yaşta kazandırılırsa, uzun vadede genel sağlık da korunmuş olur.
Türk toplumuna, özellikle çocukları olan ailelere ağız ve diş sağlığı konusunda ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Çocuklar diş hekimine ilk dişleri çıktığında götürülmeli. Bu, erken yaşta pozitif bir deneyim oluşturur. Ebeveynlerin de doğru fırçalama ve beslenme alışkanlıklarıyla çocuklarına örnek olması çok önemli. Şekerli atıştırmalıkları sınırlamak da büyük fark yaratır. Küçük adımlar, büyük sonuçlar doğurur.
Sizi yakından tanımak isteyen hastalar için sizi hangi günlerde kliniğinizde ziyaret edebilirler?
Haftanın çoğu günü ve bazı akşam saatlerinde Hanover Dental’de bulunuyorum. Çalışan hastalarımız için esnek saatler sunuyoruz. Kontrol, temizlik veya danışma amacıyla gelen herkesi memnuniyetle kabul ediyoruz.
Hastalarınızın Medicare ile diş bakımı alabilmesi mümkün mü?
Evet, genel olarak Medicare diş tedavilerini kapsamıyor, ancak bazı özel durumlarda destek sağlanabiliyor. Örneğin, çocuk hastalar için Child Dental Benefit Scheme (CDBS) kapsamında belirli tedaviler finanse edilebiliyor. Ayrıca acil durumlar veya kamu kliniklerinde yapılan bazı işlemler de destekleniyor.
Çocuklara Yönelik Devlet Desteği – CDBS (Child Dental Benefits Schedule)
CDBS programı, 0–17 yaş arası uygun çocuklara iki yılda bir belirli bir tutara kadar ücretsiz diş bakımı imkanı sağlıyor. Bu kapsamda muayene, temizlik, dolgu gibi temel işlemler ücretsiz. Ne yazık ki birçok aile bu haktan haberdar değil. Kliniğimizde uygunluğu kontrol ediyor ve CDBS kapsamında olan ailelerden hiçbir ücret talep etmiyoruz. Çocukların sağlıklı bir başlangıç yapması bizim için çok önemli.
Ağız sağlığının genel sağlık için ne kadar büyük önem taşıdığına inanıyorsunuz. Okuyucularımıza, ağız hijyenini ihmal etmenin vücuttaki diğer sağlık sorunlarına nasıl yol açabileceğine dair somut örnekler verebilir misiniz?
Ağız, vücudun aynası gibidir. Ağız hijyeni bozulduğunda, vücudun diğer bölgelerinde de sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle diş eti hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve diyabetle doğrudan ilişkilendiriliyor. Ayrıca ağız içi enfeksiyonlar bağışıklık sistemini de etkileyebiliyor. Bu nedenle ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır.



Australian NewsJanuary 11, 2026Diş Doktoru Ebru Öz Yeni Kliniğinde
Australian NewsDecember 23, 2025Avustralya’nın En Çok Satan Parfüm Markası
Australian NewsDecember 23, 2025Sosyal Medya Yasağı: Uzmanlar Ne Diyor?
Australian NewsDecember 23, 2025Aynı Takım Aynı Vizyon Daha İddialı
1
Bizim evde suçlu yoktu ama hedef biz olduk
2
On Visiting Türkiye
3
Topluma Çağrı: Bilgi Alın, Hakkınızı Kullanın
4
Doğru Firma Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
5
“An Organisation Built for the Community”
6
“Burada İş Çok!” Diyerek Başlayan Yeni Hayat
7
Hiçbir yere gitmeyen uçuşun biletleri tükendi
8
HABER DOLU YENİ BİR SAYI DAHA
9
Çokkültürlü Toplumlara Dokunan Sessiz Kahraman
10
Evan MP “Yalnızca suç değil, cezasızlık da artıyor”
11
”Her Çocuk Ana Diliyle Gurur Duymalı”
12
Elçilik Özel Vizesiyle Açılan Avustralya Kapısı
13
YENİ SAYI YAYINDA Her hafta farklı bir DÜNYA
14
Dayanışma ve Birlik Günü
15
1 Milyon Dolarlık Eve ’50 Bin Dolar’ Yeterli