• Dunya News
  • AŞKLA YANAN GEMİLER Harry olmak da ayıp değil, Meghan olmak da

AŞKLA YANAN GEMİLER Harry olmak da ayıp değil, Meghan olmak da

ABONE OL
March 23, 2021 12:19
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Harry olmak da ayıp değil, Meghan olmak da. Ve hatta sevda yüzünden kraliyetten ayrılmakta… diyerek başlıyorum bu haftaki yazıma.

2021’in ilk yarısına damga vuracak nitelikte Amerikan CBS televizyonunda bir röportaj yayınlandı. Tarih 7 Mart 2021. Amerika’nın bir numaralı TV ismi Oprah Winfrey’in sunumu ve sorularıyla,

-Harry, Megan ve Aşkla Yanan Gemiler-

Bilenler bilir Nazım’ın o çok değerli şiirinden ödünç aldığım bu dizeleri, bu haftaki konumuzla fevkalade örtüşmesi nedeniyle affınıza sığınarak kullanıyorum. Yazımın sonunda da elbet bir kuple de olsa ustayı hatırlayarak…

Geçtiğimiz günlerde sadece Mart ayının gündemine değil, neredeyse 2021’in ilk yarısına damga vuracak nitelikte Amerikan CBS televizyonunda bir röportaj yayınlandı. Tarih 7 Mart 2021. Amerika’nın bir numaralı TV ismi Oprah Winfrey’in sunumu ve sorularıyla, değim yerindeyse gündemi alt üst eden bu röportaj her dönem spekülasyonları ve çalkantılarıyla izlemeye alışkın olduğumuz İngiliz Kraliyet ailesinin (artık eski desek yeridir) mensuplarından Prens Harry ve elbette eşi Meghan Markle ile yapılmıştı. Tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu röportajı nefeslerini tutarak bekleyen başta İngiliz halkı ve basını, Harry ve Meghan’ın kraliyetten ayrılmasına ilişkin gizli gerçeklerin, nihayet ortaya çıkmasını umuyordu ve aynen öyle de oldu.

Röportajda konuşulan konular ve başlıklar bİrbİrİnden şok edİCİ ve İddİalar skandal nİteliğİndeydİ.

Bilmem benim gibi başından beri bu kraliyet ailesi kurumunu (Meghan’ın söyleşide kullandığı deyimiyle “Şirketi”) bir türlü zihninde konumlandıramayanlarınız var mıdır? Tam da bu açıdan söyleşide geçen başlıklar sorgulamakla bitmiyor.

Örnekse; Harry ve Meghan’ın oğlu Archie’nin daha doğmadan ailede büyük tartışmalar yaratmış olması. Doğacak bebeğin ten rengine, Meghan’ın melez olmasına dayanan sorunlar ve Archie’nin doğduktan sonra Prens unvanı alamamasıyla nihayet bulan şok edici tartışmalar, sorular ve sorunlar.

HARRY, tıpkı birkaç kuşak önceki büyük büyük dedesi Kral Edward gibi aşkının peşinden gitmeyi seçti.

Bu söyleşinin de ötesinde,

Belki sizde içinizden benim gibi .. dünyaya medeniyetin hasını öğreten bir ülke hala nasıl olur da kraliyet mantığıyla yönetilebilir. Koca bir halk, işi gücü bırakıp bir düğün günü coşkusuyla eğlenirken, boşanmanın yasıyla karalar bağlar, bir doğum gününde hayat durur, ya da bir gelin melek ilan edilirken diğeri şeytan damgasını yer, bunları anlamıyor olabilirsiniz.  Ve dahası dünyanın başka bir problemi de yokmuş gibi bütün bu spekülasyonlar hepimizin beynini kurcalamaya devam eder durur. Üstelik 21. yüzyıl uzay çağında, bilim teknoloji medeniyet çağında.

Dolayısıyla bunca Kraliyet problematiğini çözümlemeye girişmenin ya da böylesi açmazlardan oluşan spekülatif manşetlerden daha fazla bahsetmenin artık bir anlamı kaldığını düşünmüyorum şahsen. Bunu zaten tüm dünya basını dibine kadar yaptı. Asıl benim ilgimi çekense başka bir konu oldu..

Tarihi tekerrür ettiren, VIII. Edward’dan Harry’ e uzanan bir kader, aşk ve taht üçgeni bahsetmek istediğim..

Tarih tekerrürü dedik ya;

Hatırlamak gerekirse, önceki birleşik krallığın Kralı VIII. Edward’ın yine bir Amerikalı olan, Wallis Simpson ile evlenebilmek için tahttan çekilmiş ve böylece kendi isteğiyle tahtı bırakan ilk İngiliz hükümdarı olmuştu. Senelerce vatanından ayrı yaşamak ve haklarından feragat etmek zorunda kalmış, İngiltere’ye girişi neredeyse imkânsızlaşmıştı. İşte kraliyet zincirleri bu denli ağır, bu denli vahşi olabiliyor. Biz basit insanlar için sevdiğimiz biriyle evlenmek sadece normal ve olağan iken, o çok özendiğimiz yaşamlarda aslında mutlu olmanın bedeli epey ağır..

Gerçekten neresinden tutsam, diken üstü konularla bezeli bu söyleşiyi izledikten sonra beni en çok etkileyen ve şaşırtan, röportaj boyunca samimiyetinden bir an bile şüphe duyamadığım Harry, ve onun tevazu dolu, muazzam aşkı oldu…

Şöyle bir düşününce, hangimiz hayallerimizde de olsa bir kral ,prens veya prenses olarak anılmayı istememişizdir ki.. Taht, taç, güç ve saygınlık sahibi olmayı kim istemez..

Tabii bizler için sadece hayal olmakla kalacak bu “gerçek üstü” durum her zaman cazibesini, şaşaalı ve özenilesi olma halini koruyacak. Metrelerce uzanan duvakları, seremonileri, dükleri düşesleri…  Biz  oturduğumuz yerden prenses ya da kral olmayı hayal etmeye devam ededuralım etmesine..

İnsan gibi insan…. belki de daha önemli bir Prens olmaktan..

Peki ya tüm bunları elinin tersiyle itmek… Nasıl bir şeydir? Birilerinin peri masalı diye adlandırdığı yerde ve başkasının hayallerinin gerçeğinde kendi trajedisini yaşamak… Uzaktan öyle, yediği önünde yemediği arkasında, tuttuğu altın, sözü saygın bir hayata sırtını dönüp düşünmeden basıp gitmek… Her şeyden onun için, sevdiği kadın için vazgeçmek. Zira Harry, röportajda yöneltilen bir soru üzerine kendisinin Megan olmasa asla kraliyet unvanını terk etmeyeceğini kesin bir şekilde dile getiriyor.

Bu evliliğin başını hatırlarsak;

19 Mayıs 2018’da Harry ve Meghan evlendiğinde Meghan her açıdan okları üzerine çekecek, kabul edilmesi hayli güç bir gelin figürü oluşturuyordu kraliyet ailesi için.

Bir an evvel izdivacı beklenen ailenin gözde bekarı Prens Harry kendisinden hem yasça büyük, hem bir Amerikalı, hem aktris, hem daha önce evlenmiş ve boşanmış, hem de melez olan Meghan Markle’i seçerken zor yoldan gittiğini elbet biliyordu. Yine de her röportajda, yan yana fotoğrafta, Megan’a hayran hayran bakarken, onun saçının topuzunu düzeltirken aslında kendi Prensliğini çoktan unutmuştu…

Prince Harry and his great-granduncle King Edward VIII both married American women.- Ivan Dmitri/Michael Ochs Archives/Getty Images/Chris Jackson/Getty Images

Büyük dedesi gibi aşkının peşinden gitmeyi seçti

Harry, kolaylıkla ailenin uygun gördüğü muhteşem güzellikte ve kültürlü bir İngiliz genç kadınla evlenebilecekken ve kraliyetten hiç bir şekilde feragat etmesi gerekmeksizin rahat bir evlilikte yapabilirdi.

Ama oda tıpkı birkaç kuşak önceki büyük büyük dedesi Kral Edward gibi aşkının peşinden gitmeyi seçti.

Ve herkesin uğruna “her yol mubah dediği”, taç, taht, Krallık  yolundan bir gecede vazgeçti.

Harry, onlar “hapsolmuş” ben ise “kurtulmuş”

Röportajda Harry şu anda uzaktan bakınca diyor, babası Charles, abisi William, ve elbette Kraliçe için, ‘hepsi hapsolmuş’, bu sisteme, bu aile ve görevlere, bin yıllık kural ve tabularına kendilerini kurban etmişler gibi, “hapsolmuş” kelimesini kullanıyor. Kendisini ise “kurtulmuş” olarak niteliyor.

Gerçek Dünyada alışık olmadığımız durum

Sonuç olarak; yaşadığımız dünyada artık o kadar nadir tanıklık eder olduk ki gerçek ilişkilere ve aşklara .. Her şey sadece maddiyat üzerine kurulu, her şey satılık..

Evlilik programlarında bile insanların karşısındakine ilk sorduğu soru evin var mı, araban var mı, maaşın ne kadar gibi sorular. Herkes sadece evli olmak için, bazen de toplumda kabul görmek için, temelinde sevgiye asla dayanmayan evlilikler yapıyor. Ve bir yandan belki gece rüyalarında hala Kral yada Kraliçe olmayı düşlüyor..

Bekli de aşkına bu kadar sahip çıkması açısından Harry, artık prens olsa da, olmasa da saygı duyulmayı kesinlikle hak eden, nevi şahsına münhasır , “insan gibi bir insan” tablosu çiziyor tüm röportaj boyunca..

İnsan gİBİ İnsan…. belkİ de daha önemlİ bir Prens olmaktan..

Velhasıl kimileri aşk için tahtan vazgeçmeyi ahmaklık olarak nitelendirebilir, böyle bir hayatı elinin tersiyle itmeyi budalalık addedebilir elbet.. Ve kimileri de aşk için tüm gemileri bir gecede yakabilir, köprüleri yıkabilir, dağları delebilir. Mesele Kral ya da kraliçe olabilmekte değil, yüreğinde ne kadar gerçek, ve insan olabildiğindedir..

İşte tam da bu noktada meseleyi başta paylaşmış olduğum dizeler en güzel şekilde anlatacak sanıyorum, sözlerimi burada sonlandırırken “Tahir ile Zühre Meselesi’nin” bir kısmını paylaşıyorum sizlerle,

….

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,

bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte

yani yürekte..

Meselâ bir barikatta dövüşerek

meselâ kuzey Kutbunu keşfe giderken

meselâ denerken damarlarında bir serumu

ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmekte ayıp değil,

bütün iş  Tahir ile Zühre olabilmekte,

yani yürekte.

….

diyor büyük usta,

Selam olsun her neredeyse…

Özlem Ceren

Yazar Hakkında

admin
admin

En az 10 karakter gerekli