[{"data":1,"prerenderedAt":200},["ShallowReactive",2],{"$fMzp3RzxzjsErpL35dgHWQV_TRQ64Fe1MnqgMDgDA-JU":3,"applicationData":5,"$fN_Yhbw4YvAqIogeW9Um_qN-YuWmREeMJ7qZOg5a8AYI":97,"slug-news\u002Fkose-yazilari\u002Fbir-insan-ldnde-geriye-gerekten-ne-kalr":122,"content-news\u002Fkose-yazilari\u002Fbir-insan-ldnde-geriye-gerekten-ne-kalr":138,"$fSDDcmkInyECk3NAN08_xi825QB5lCD2j6K5qtC9pOVg":163},{"token":4},null,{"webSite":6,"company":83},{"navigationMenu":7,"pageSetting":78},[8,18,25,33,39,45,51,57,62,67,73],{"id":9,"companyId":10,"name":11,"pageId":12,"type":13,"parentId":4,"slug":14,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":17,"page":4},78,"98d1679c-1dc6-4c11-bfd5-c3e0cfebd8a3","Anasayfa",65,4,"home",true,0,[],{"id":19,"companyId":10,"name":20,"pageId":21,"type":22,"parentId":4,"slug":23,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":24,"page":4},79,"Gündem",66,5,"gundem",[],{"id":26,"companyId":10,"name":27,"pageId":28,"type":29,"parentId":4,"slug":30,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":32,"page":4},97,"News",81,1,"news",false,[],{"id":34,"companyId":10,"name":35,"pageId":36,"type":13,"parentId":4,"slug":37,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":38,"page":4},98,"Gazete",83,"gazete",[],{"id":40,"companyId":10,"name":41,"pageId":42,"type":29,"parentId":4,"slug":43,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":44,"page":4},99,"Kose yazisi",85,"kose-yazisi",[],{"id":46,"companyId":10,"name":47,"pageId":48,"type":13,"parentId":4,"slug":49,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":50,"page":4},100,"Kose Yazilari",84,"kose-yazilari",[],{"id":52,"companyId":10,"name":53,"pageId":54,"type":13,"parentId":4,"slug":55,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":56,"page":4},101,"Hakkımızda",87,"hakkimizda",[],{"id":58,"companyId":10,"name":59,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":60,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":61,"page":4},102,"gizlilik politikasi","gizlilik-politikasi",[],{"id":28,"companyId":10,"name":63,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":64,"status":31,"sort":65,"parent":4,"items":66,"page":4},"Spor","spor",2,[],{"id":68,"companyId":10,"name":69,"pageId":70,"type":13,"parentId":4,"slug":71,"status":15,"sort":13,"parent":4,"items":72,"page":4},80,"Yazarlar",86,"yazarlar",[],{"id":74,"companyId":10,"name":75,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":76,"status":31,"sort":22,"parent":4,"items":77,"page":4},82,"Bize Ulasin","bize-ulasin",[],{"id":79,"companyId":10,"headerStyle":80,"headerBackgroundImage":4,"headerColor":81,"headerShowBreadcrumb":4,"footerStyle":4,"footerBackgroundImage":4,"footerSilhouette":4,"footerColor":4,"footerTextColor":4,"headerTextColor":82,"navigationTransparent":4,"footerLogo":4,"isCustom":15,"imageFooterSilhouette":4,"imageFooterBackground":4,"imageHeaderBackground":4,"imageFooterLogo":4},10,"Curve","#244182","#FFFFFF",{"id":10,"name":84,"logo":85,"email":86,"address":4,"phone":4,"sector":16,"isActive":31,"clientId":87,"facebook":88,"instagram":89,"google":4,"tiktok":4,"whatsapp":4,"createDate":90,"uberEats":4,"ico":91,"image":92,"abn":96},"Dunya News","a969b849-86e0-48c5-8189-b1088515aaf0","sydney@dunya.com.au","85d1c39b-4d07-41a6-b839-31ebee84ce64","AustraliaTurkishNews","DunyaGazetesiAu","2025-10-24T15:43:53.939163","2bb55743-324b-488e-9649-10075a79652e.ico",{"id":85,"fileName":93,"fileType":94,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16,"createdDate":95,"companyId":10},"a969b849-86e0-48c5-8189-b1088515aaf0.png",".png","2026-07-12T14:44:37.898246","698 403 244",{"navigationMenu":98,"pageSetting":121},[99,101,103,105,107,109,111,113,115,117,119],{"id":9,"companyId":10,"name":11,"pageId":12,"type":13,"parentId":4,"slug":14,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":100,"page":4},[],{"id":19,"companyId":10,"name":20,"pageId":21,"type":22,"parentId":4,"slug":23,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":102,"page":4},[],{"id":26,"companyId":10,"name":27,"pageId":28,"type":29,"parentId":4,"slug":30,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":104,"page":4},[],{"id":34,"companyId":10,"name":35,"pageId":36,"type":13,"parentId":4,"slug":37,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":106,"page":4},[],{"id":40,"companyId":10,"name":41,"pageId":42,"type":29,"parentId":4,"slug":43,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":108,"page":4},[],{"id":46,"companyId":10,"name":47,"pageId":48,"type":13,"parentId":4,"slug":49,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":110,"page":4},[],{"id":52,"companyId":10,"name":53,"pageId":54,"type":13,"parentId":4,"slug":55,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":112,"page":4},[],{"id":58,"companyId":10,"name":59,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":60,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":114,"page":4},[],{"id":28,"companyId":10,"name":63,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":64,"status":31,"sort":65,"parent":4,"items":116,"page":4},[],{"id":68,"companyId":10,"name":69,"pageId":70,"type":13,"parentId":4,"slug":71,"status":15,"sort":13,"parent":4,"items":118,"page":4},[],{"id":74,"companyId":10,"name":75,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":76,"status":31,"sort":22,"parent":4,"items":120,"page":4},[],{"id":79,"companyId":10,"headerStyle":80,"headerBackgroundImage":4,"headerColor":81,"headerShowBreadcrumb":4,"footerStyle":4,"footerBackgroundImage":4,"footerSilhouette":4,"footerColor":4,"footerTextColor":4,"headerTextColor":82,"navigationTransparent":4,"footerLogo":4,"isCustom":15,"imageFooterSilhouette":4,"imageFooterBackground":4,"imageHeaderBackground":4,"imageFooterLogo":4},{"pageData":123},{"id":28,"title":124,"seo":125,"type":127,"value":128,"hideBreadcrumb":31,"design":4,"headerDescription":4,"collections":129},"Gundem Detay Page",{"title":126,"description":126,"keywords":126,"hasData":15},"",3,"Contents\u002F31",[130],{"element":131,"variant":132,"id":133,"props":134,"childs":137},"CustomUINews","DetailArticleView",531,[135],{"name":136,"value":128},"Data",[],{"dynamicEntryValueId":22,"title":139,"slug":140,"description":141,"coverImageId":4,"viewCount":16,"createDate":142,"tag":4,"tags":143,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":144,"totalCount":16,"author":145,"images":148,"files":154},"Bir insan öldüğünde geriye gerçekten ne kalır?","news\u002Fkose-yazilari\u002Fbir-insan-ldnde-geriye-gerekten-ne-kalr","\u003Ch1 style=\"text-align: left;\">İnsan Gerçekten Ne Bırakır?\u003C\u002Fh1>\u003Ch2>&nbsp;Bir insan öldüğünde geriye gerçekten ne kalır?\u003C\u002Fh2>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Belki de hayatın en önemli sorularından biri budur. Çünkü öldüğümüzde evlerimiz başkasının olur, bankadaki paramız el değiştirir, eşyalarımız paylaşılır. Bir süre sonra ismimiz bile daha az anılır. Peki bizi gerçekten yaşatan şey nedir?\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>İnsanın gerçek mirası, sahip oldukları değil; dokunduğu hayatlardır. Bir mahallede aç olduğunu bildiği çocuğa sessizce bir tabak yemek uzatan komşuyu düşünün. Belki adı hiçbir zaman tarihe yazılmayacaktır. Ama o çocuğun kalbinde ömür boyu unutulmayacak bir iyilik olarak yaşayacaktır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bir öğretmeni düşünün. Bazen yıllarca anlatılan dersler değil, söylediği tek bir cümle bir insanın kaderini değiştirebilir.\u003C\u002Fp>\u003Ch3>&nbsp;\u003C\u002Fh3>\u003Ch3>“Sen başarabilirsin.”\u003C\u002Fh3>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Belki de yıllar sonra başarılı bir doktorun, öğretmenin ya da mühendisin hikâyesinin temelinde, kendisine ilk kez inanan o öğretmen vardır. Bir doktorun yalnızca hastalığı değil, karşısındaki insanın korkusunu da görmesi… Bir yöneticinin çalışanını sadece yaptığı işle değil, emeğiyle de değerli hissettirmesi… Bir komşunun zor zamanlarda kapınızı çalması… Bunların hiçbiri tapuya yazılmaz. Ama bazen bir insanın bütün hayatını değiştirebilir. Çünkü bazı insanlar mal mülk değil, umut bırakır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Modern dünya ise bize sürekli daha fazlasını kazanmamız gerektiğini söylüyor. Daha büyük evler, daha yüksek makamlar, daha fazla para… Elbette bunların hepsi hayatın bir parçasıdır. Ancak başarıyı sadece bunlarla ölçmeye başladığımızda, asıl mirası gözden kaçırıyoruz.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>İnsanın değeri, sahip olduklarıyla değil; yokluğunda bile yaşamaya devam eden etkisiyle ölçülür.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bu gerçeği en önce ailelerde görürüz. Bir anne yalnızca yemek yapmayı öğretmez; sevgiyi, sabrı ve merhameti de öğretir. Bir baba sadece çalışmayı değil; emeğe saygıyı, dürüstlüğü ve sorumluluğu da gösterir. Çocuklar çoğu zaman anne babalarının söylediklerini değil, yaşadıklarını örnek alırlar. Çünkü değerler nasihatle değil, davranışla aktarılır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Aynı durum kurumlar için de geçerlidir. İş hayatında sık sık şu cümleyi duyarız:\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Ch3>“O ayrıldıktan sonra işler bozuldu.”\u003C\u002Fh3>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Oysa gerçek liderlik, insanlar size bağımlı olduğu için vazgeçilmez olmak değildir. Gerçek liderlik; siz ayrıldıktan sonra da ayakta kalabilen bir sistem, paylaşılmış bir bilgi ve sürdürülebilen bir kültür bırakabilmektir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bugün birçok kurum teknolojiye yatırım yapıyor. Ancak çoğu zaman gözden kaçan daha değerli bir sermaye var: İnsanların yıllar içinde biriktirdiği tecrübe.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Deneyimli bir hemşirenin dikkati, iyi bir öğretmenin sezgisi, yıllarını aynı kuruma vermiş bir çalışanın kriz anındaki sağduyusu… Bunlar kolayca ölçülemez ama aktarılmadığında kişiyle birlikte kaybolur. Bu yüzden güçlü kurumlar yalnızca bilgi üretmez; bilgiyi paylaşır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Markalar için de durum farklı değildir. İnsanlar sadece bir ürünü satın almaz; o markaya duydukları güveni de satın alırlar. Kalıcı markaları yaşatan şey, yalnızca kaliteli ürünleri değil; verdikleri sözleri tutmaları ve insana duydukları saygıdır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>İnsan ilişkileri de böyledir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bazı insanlar hayatımıza sessizce girer ama yıllarca unutulmaz. Çünkü bize kendimizi değerli hissettirmiştir. Bazen bir tebessüm, bazen yargılamadan dinleyen bir kulak, bazen de en zor anda uzatılan bir el…\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>İşte gerçek izler böyle bırakılır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Fakat geriye bıraktığımız miras her zaman güzel olmayabilir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bazı insanlar umut bırakırken, bazıları derin yaralar bırakır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bir öğretmenin öğrencisinin özgüvenini kıran sözleri…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bir babanın sevgisini esirgemesi…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bir yöneticinin adaletsizliği…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Verilen sözlerin tutulmaması…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bunların her biri, insanın hayatında yıllarca taşınan izlere dönüşebilir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>İnsan, kalplere dokunduğu kadar kalplerde bıraktığı yaralarla da bu dünyada iz bırakır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Çünkü bazen en derin yaralar, söylenen ağır sözlerden değil; tutulmayan sözlerden, yarım bırakılan umutlardan ve hiçbir açıklama yapılmadan çekilip gidilmesinden doğar. İnsan çoğu zaman yaşadığı olayı değil, o olayın kendisine hissettirdiği değeri ya da değersizliği hatırlar. Bazı hayal kırıklıkları unutulmaz; insan sadece onlarla yaşamayı öğrenir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Belki de hayatın anlamı kusursuz olmak değildir. Hepimiz hata yaparız. Bazen kırılır, bazen de kırarız. Asıl mesele, bir insanın hayatına dokunduğumuzda ona yük mü olduğumuz, yoksa güç mü verdiğimizdir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Çünkü insanın gerçek ömrü, yaşadığı yıllarla değil; yokluğunda yaşamaya devam eden etkisiyle ölçülür.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Hayatın sonunda kimse kaç ödül aldığımızı, ne kadar kazandığımızı ya da hangi makamda oturduğumuzu hatırlamayacak.\u003C\u002Fp>\u003Cp>İnsanlar, onlara nasıl hissettirdiğimizi hatırlayacak. Zor zamanlarında yanlarında olup olmadığımızı…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Adil davranıp davranmadığımızı…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Umut verip vermediğimizi…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Ya da tam tersine, içlerinde nasıl bir yara bıraktığımızı…\u003C\u002Fp>\u003Cp>Sonunda hepimiz aynı yere varacağız.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Evlerimiz başkalarının olacak.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Masalarımızda başka insanlar oturacak.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>İsimlerimiz zamanla daha az anılacak.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Ama ardımızda güven, merhamet, adalet ve umut bırakabildiysek; aslında hiçbir zaman tamamen gitmiş olmayacağız.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Çünkü insanı yaşatan nefesi değil, ardında bıraktığı izdir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Ve belki de hayatın sonunda geriye kalan tek soru şudur:\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bu dünyadan sadece geçip gittim mi, yoksa benden sonra yaşamaya devam edecek nasıl bir iz bıraktım?\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bu yazı, kalbin diliyle anlayan şair ruhlu bir anneye ithaf edilmiştir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Ch2>Nurcan Kıral\u003C\u002Fh2>\u003Ch2>Sosyolog\u003C\u002Fh2>","2026-08-15T01:39:28.894489",[],"37",{"name":146,"surname":147},"Nurcan","Kiral",[149],{"sort":16,"image":150},{"id":151,"fileName":152,"fileType":153,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"8181e152-79fd-4d4f-b2f5-af19638559a7","8181e152-79fd-4d4f-b2f5-af19638559a7.jpeg",".jpeg",[155],{"id":156,"contentId":157,"name":158,"imageId":4,"sort":4,"type":4,"companyId":10,"file":159},22,3684,"8ad69675-b550-4c6c-96d4-7781165b6128",{"id":158,"fileName":160,"fileType":161,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16,"createdDate":162,"companyId":10},"8ad69675-b550-4c6c-96d4-7781165b6128.pdf",".pdf","2026-08-15T01:28:06.387079",{"totalCount":164,"items":165},110,[166,179,185],{"dynamicEntryValueId":79,"title":167,"slug":168,"description":169,"coverImageId":170,"viewCount":16,"createDate":171,"tag":4,"tags":172,"date":4,"sort":173,"categoryName":47,"categoryId":144,"totalCount":16,"author":4,"images":174,"files":178},"Zihninizin Söyleyemediklerini Bedeniniz Anlatıyor Olabilir","news\u002Fkose-yazilari\u002Fzihninizin-syleyemediklerini-bedeniniz-anlatyor-olabilir","\u003Ch3 style=\"text-align: left;\">Hiç baş ağrısı, mide problemleri, baş dönmesi, göğüste sıkışma, kronik ağrı veya sürekli yorgunluk yaşadığınız halde yapılan tüm tıbbi tetkiklerin normal çıktığı oldu mu?\u003C\u002Fh3>\u003Cp style=\"text-align: left;\">\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bu durum oldukça zorlayıcı ve hayal kırıklığı yaratabilir. Doktor ziyaretleri, kan tahlilleri, görüntüleme testleri veya uzman görüşleri sonrasında size \u003Cstrong>“Her şey normal görünüyor”\u003C\u002Fstrong> denilebilir. Ancak siz yine de içinizde bir şeylerin yolunda olmadığını hissedebilirsiniz.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Birçok kişinin fark etmediği bir gerçek vardır: Bedenimiz ve zihnimiz sürekli olarak birbirleriyle iletişim halindedir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Uzun süreli stres, kaygı, üzüntü veya travmatik yaşantılar sırasında sinir sistemimiz sürekli alarm durumunda kalabilir. Zaman içerisinde bu durum bedenimizi de etkileyebilir. Yaşadığınız belirtiler hayal ürünü değildir ve kesinlikle “sadece kafanızda olan bir şey” değildir. Bunlar, duygusal yüklerin bedensel olarak ortaya çıkan gerçek tepkileridir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Birçok Türk ailesinde güçlü olmak, dayanıklı olmak, devam etmek ve başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önünde tutmak önemli değerler olarak görülür. Çoğu zaman kendimize \u003Cstrong>“Sonra ilgilenirim”,\u003C\u002Fstrong> \u003Cstrong>“Dayanmam gerekiyor”\u003C\u002Fstrong> veya \u003Cstrong>“Geçer”\u003C\u002Fstrong> deriz. Özellikle geçmiş nesillerde duygular hakkında konuşmak her zaman kolay olmamıştır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Ancak gerçek şu ki; duygularımızı görmezden gelmek, onların ortadan kaybolmasını sağlamaz.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bazen bu duygular kendini sürekli baş ağrısı olarak gösterebilir. Bazen mide ağrısı, mide bulantısı, göğüste sıkışma, kas gerginliği, uyku problemleri veya dinlenmiş olmanıza rağmen devam eden yorgunluk şeklinde ortaya çıkabilir. Bazı kişiler ise baş dönmesi, kalp çarpıntısı veya tıbbi bir açıklaması bulunamayan sürekli ağrılar yaşayabilir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bedeninizi bir uyarı sistemi olarak düşünebilirsiniz. Haftalar, aylar hatta yıllar boyunca biriken stres, bedeninizin size “bir şeylere dikkat etme zamanı geldi” şeklinde sinyaller göndermesine neden olabilir. Bu sinyalleri uzun süre görmezden geldiğimizde, bedenimiz çoğu zaman daha güçlü mesajlar vermeye başlar.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Elbette her fiziksel belirtinin sebebi stres değildir. Yeni başlayan veya devam eden sağlık sorunlarında öncelikle bir doktora başvurmak ve fiziksel nedenleri değerlendirmek çok önemlidir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Ancak yapılan tıbbi değerlendirmeler yaşadığınız sorunları tamamen açıklayamıyorsa, duygusal sağlığınızın da bu süreçte nasıl bir rol oynayabileceğini düşünmek faydalı olabilir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Birçok kişi kaygının her zaman endişe hissetmek anlamına gelmediğini bilmez. Bazen kaygı; hızlı atan bir kalp, nefes darlığı veya göğüste sıkışma şeklinde kendini gösterebilir. Depresyon her zaman üzüntü olarak görünmez; bazen yoğun yorgunluk, isteksizlik veya sürekli bedensel ağrılar şeklinde ortaya çıkabilir. Travma ise sadece geçmişte yaşanan bir olay olarak kalmayabilir; bazen bedenimizde iz bırakabilir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bir psikologdan destek almak güçsüzlük göstergesi değildir. Aksine, kendinizi daha iyi anlamak, stresin sinir sisteminizi nasıl etkilediğini öğrenmek ve hem ruhsal hem de fiziksel iyilik halinizi geliştirecek yöntemler kazanmak için atılmış önemli bir adımdır.\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bedeniniz, size bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatmak için inanılmaz bir kapasiteye sahiptir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Kendinize “Bende ne yanlış var?” diye sormak yerine belki de şu soruyu sormak daha faydalı olabilir:\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003Cstrong>“Bedenim bana ne anlatmaya çalışıyor?”\u003C\u002Fstrong>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Bu sinyalleri korkuyla değil, anlayış ve şefkatle dinlemek iyileşme yolunda atılan ilk adımlardan biri olabilir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003Cstrong>Dr Firdevs Tat\u003Cbr>Klinik Psikolog &amp; Klinik Nöropsikolog\u003C\u002Fstrong>\u003C\u002Fp>","0a93195b-ea1e-428d-b88f-184475fd3af8.jpeg","2026-08-15T02:05:05.918465",[],3575,[175],{"sort":16,"image":176},{"id":177,"fileName":170,"fileType":153,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"0a93195b-ea1e-428d-b88f-184475fd3af8",[],{"dynamicEntryValueId":22,"title":139,"slug":140,"description":141,"coverImageId":152,"viewCount":16,"createDate":142,"tag":4,"tags":180,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":144,"totalCount":16,"author":4,"images":181,"files":184},[],[182],{"sort":16,"image":183},{"id":151,"fileName":152,"fileType":153,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},[],{"dynamicEntryValueId":186,"title":187,"slug":188,"description":189,"coverImageId":190,"viewCount":16,"createDate":191,"tag":4,"tags":192,"date":4,"sort":193,"categoryName":47,"categoryId":144,"totalCount":16,"author":4,"images":194,"files":199},6,"TELEVİZYONLU HAYAT","news\u002Fkose-yazilari\u002Ftelevizyonlu-hayat","\u003Cp>Koloniestrasse’nin üzerinde bulunan tek trafik lambasının hemen yanındaki iki katlı binada bulunan dişçiden geliyordum. \u003C\u002Fp>\u003Cp>Annem-babam işte olduğu için okuldan eve gelince yakınımızdaki dişçiye gitmem için tembihliydim. Allah’tan dişçi korkmadan gidebildiğimiz, işini acıtmadan yapan iyi bir doktordu. Dönüşte sokağın karşısındaki elektronik eşya satan dükkânın önünden eve gidiyordum. Yetmişli yıllarda her satış yerinin özenle döşenmiş vitrinlerine bakmadan geçmezdik. Hayatımda ilk defa televizyon gördüm. Ekranda, denizli, balıklı güzel manzaralı bir şeyler oynuyordu. Eve gideceğimi. Annemin merak edeceğini. Her şeyi unuttum, vitrine dayanıp TV’ye bakakaldım. Sinemadan çok farklı bir şeydi ve teypli radyoların, plakçalar aletlerinin arasında satılıktaydı. Kaç dakika geçti bilmiyorum ama vitrinden ayrılamadım, filimi sonuna kadar seyrettim sonra eve gittim. Evet, hayatımda ilk defa Berlin’de televizyon gördüm ve çok sevdim.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp; Sonrasında memlekete giderken bir televizyon götürmeyi ihmal etmedik. O zamanda TV’lerin tepesinde uzunca bir anteni vardı. Fişi taktıktan sonra memleketin tek tv’sini seyredebiliyorduk.&nbsp; Evimize yerleştikten sonra bizde tv olduğunu duyan akrabalar, komşular bazı akşamları bize seyretmeye gelirlerdi. Sonrasında herkesin evinde televizyon olmazsa olmaz ev eşyalarından oldu. Belki evin buzdolabı yoktu ama tv mutlaka vardı. Televizyon çok kıymetli olduğu için hanımlar üzerine dantelden veya örgüden süslü örtüler örterek korumaya alırlardı.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; O yıllarda tv tamirciliği en kıymetli muteber işlerdendi. TV’lerin kumandası olmadığı için, birisi düğmesinden açacak veya kapatacak, sesini kontrol edecek, her şey manual idi. Bu durum bazen bozulmalara hatta “evin televizyonu patladı” haberlerine sebep olurdu. Bu yüzden TV’nin açık kalma süresi uzadıysa, “aman ısınmıştır, patlayabilir, biraz kapatalım, dinlensin” düşüncesinde olan çoktu. O günlerden kalma bir fıkra, Komutan garnizonda bütün askerlerini toplamış “elektronikten anlayanlar bir adım öne çıksın” demiş.&nbsp; Kocaman ordudan on beş kişi öne çıkmış. Komutan bu sefer “elektronik hakkında üniversiteyi bitirenler öne çıksın” beş kişi öne çıkmış. Komutan son olarak “elektronik hakkında yüksek eğitim yapanlar öne çıksın” diye anons edince sadece bir tane er öne çıkmış, Komutan o tek er’e “asker, bundan sonra garnizonun kantinindeki televizyonu sen açıp kapatacaksın” diye görev vermiş.&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp; Siyah beyaz yayın yapan TV programları sabah başlar akşam saat on 12’de İstiklal Marşıyla kapanırdı. Belli saatlerde haberler, hava durumu, sabah programları, yarışmalar, en eski Türk sinema filimler, sanat müziği falan seyrederdik. Amerikan filimleri, toplumun örf ve adetlerine uygun diye ayıp olma ihtimali olan sahneleri kesilerek sansürlü oynatılırdı. Hafta sonlarında Türkü programları, halk dansları, maç görüntüleriyle falan daha seyredilebilirdi. Memleketin tek kanalı olan TRT’yi bütün ev halkı ve varsa misafirlerle falan hep beraber seyrederdik. Sadece yılbaşı programları biraz uzun sürer, acayip elbiseler giymiş şarkıcılar, türkücüler, komedyenler sırayla çıkar halkı eğlendirmeye çalışırlardı. O zamanlarda evin büyüklerinde sadece iki endişe vardı. “Televizyon çok açık kaldı, elektrik parası çok gelecek” veya “evladım televizyona yakından bakma gözlerin bozulacak”. Sonuçta en az on yıl, salondaki tek TV’den ve tek bir kanalda ne varsa onu seyrettiğimiz için hiç problem, tartışma olmazdı. Kanal sayıları artınca “hangisini seyredeceğiz” tartışmaları o zaman başladı. Yaklaşık on yılda renkli TV’ler çıkmaya başlayınca, “bizim TV renkli...sizinki renksiz...” rekabetleri başladı. Derken renksiz TV’ler hayatlarımızdan çıkıp gittiler, hatırası kaldı.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp; Mehmet efendi, Almanya’dan memlekete geldiğinde bakmış ki yaşlı annesi çok hasta onu yanına alıp Berlin’e tedavi ettirmek için getirmiş. Oraya, buraya doktorlara göstermiş, onlarda kadıncağız gayet yaşlı ve hasta olduğu için pek yardımcı olamamışlar. Mehmet efendi mecburen annesini geri köyüne götürmeye karar vermiş. İşinden izin almış arabasını hazırlamış. Nasıl olsa köyüne arabayla gideceği için çocukları için bir de yeni televizyon almış, arabanın tepesine yükleyip bağlamış. Anacığıyla beraber düşmüşler Türkiye yollarına. Yarı yola falan geldiklerinde yaşlı anacığı fenalaşmış,,ay..vayy..derken ruhunu teslim etmiş, ölmüş. Adamcağız gecenin bir vakti, upuzun yol, kime gitsin, ne desin bilememiş. Nasıl olsa anacığım öldü deyip arabayı park ettiği kenarda televizyon kutusunu tepeden indirmiş, yepyeni televizyonu içinden çıkartıp arabaya yerleştirmiş. İyice ufalan Rahmetli annesinin cesedini de tv kutusuna itinayla, gözyaşlarıyla yerleştirmiş. Televizyonun kutusu arabanın içine sığmadığından vee dışarıdaki hava içeriden daha serin olacağından cenazeli kutuyu geri arabasının tepesine yerleştirip sıkıca bağlamış, yola devam etmiş. Var gücüyle yorgun, üzgün ve aç halde köyüne yetişmeye çalışırken Bulgaristan sınırları içinde feci şekilde yorulmaya, gözleri kapanmaya başlamış. Mecburen kısa bir mola vermek için uygun bir istasyonda durup arabasını kenar bir yere park etmiş. Kısa bir süre uyuduktan sonra hemen uyanıp yüzünü yıkamaya falan gitmiş. Döndüğünde gördüğü manzara karşısında Mehmet Efendi donup kalmış. Arabanın tepesinde bağlı duran televizyon boksunu hırsızlar alıp gitmişler. Mehmet efendi, anacığını yitirdiğine mi yansın, memlekettekilere ne diyeceğine mi yansın bilmiyoruz. O yıllarda yaşanmış bu gerçek olayın sonucunu sizin tahminlerinize bırakıyorum.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>Pembegül Abla&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>","2a001130-27bc-4b95-992f-ac2271f13014.webp","2026-08-02T01:12:03.16794",[],3548,[195],{"sort":16,"image":196},{"id":197,"fileName":190,"fileType":198,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"2a001130-27bc-4b95-992f-ac2271f13014",".webp",[],1786774746082]