[{"data":1,"prerenderedAt":200},["ShallowReactive",2],{"$fMzp3RzxzjsErpL35dgHWQV_TRQ64Fe1MnqgMDgDA-JU":3,"applicationData":5,"$fN_Yhbw4YvAqIogeW9Um_qN-YuWmREeMJ7qZOg5a8AYI":97,"slug-kose-yazisi\u002Fkendi-zihinsel-topraklarimizi-taniyor-muyuz":122,"content-kose-yazisi\u002Fkendi-zihinsel-topraklarimizi-taniyor-muyuz":141,"$fSDDcmkInyECk3NAN08_xi825QB5lCD2j6K5qtC9pOVg":158},{"token":4},null,{"webSite":6,"company":83},{"navigationMenu":7,"pageSetting":78},[8,18,25,33,39,45,51,57,62,67,73],{"id":9,"companyId":10,"name":11,"pageId":12,"type":13,"parentId":4,"slug":14,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":17,"page":4},78,"98d1679c-1dc6-4c11-bfd5-c3e0cfebd8a3","Anasayfa",65,4,"home",true,0,[],{"id":19,"companyId":10,"name":20,"pageId":21,"type":22,"parentId":4,"slug":23,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":24,"page":4},79,"Gundem",66,5,"gundem",[],{"id":26,"companyId":10,"name":27,"pageId":28,"type":29,"parentId":4,"slug":30,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":32,"page":4},97,"News",81,1,"news",false,[],{"id":34,"companyId":10,"name":35,"pageId":36,"type":13,"parentId":4,"slug":37,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":38,"page":4},98,"Gazete",83,"gazete",[],{"id":40,"companyId":10,"name":41,"pageId":42,"type":29,"parentId":4,"slug":43,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":44,"page":4},99,"Kose yazisi",85,"kose-yazisi",[],{"id":46,"companyId":10,"name":47,"pageId":48,"type":13,"parentId":4,"slug":49,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":50,"page":4},100,"Kose Yazilari",84,"kose-yazilari",[],{"id":52,"companyId":10,"name":53,"pageId":54,"type":13,"parentId":4,"slug":55,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":56,"page":4},101,"Hakkimizda",87,"hakkimizda",[],{"id":58,"companyId":10,"name":59,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":60,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":61,"page":4},102,"gizlilik politikasi","gizlilik-politikasi",[],{"id":28,"companyId":10,"name":63,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":64,"status":31,"sort":65,"parent":4,"items":66,"page":4},"Spor","spor",2,[],{"id":68,"companyId":10,"name":69,"pageId":70,"type":13,"parentId":4,"slug":71,"status":15,"sort":13,"parent":4,"items":72,"page":4},80,"Yazarlar",86,"yazarlar",[],{"id":74,"companyId":10,"name":75,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":76,"status":31,"sort":22,"parent":4,"items":77,"page":4},82,"Bize Ulasin","bize-ulasin",[],{"id":79,"companyId":10,"headerStyle":80,"headerBackgroundImage":4,"headerColor":81,"headerShowBreadcrumb":4,"footerStyle":4,"footerBackgroundImage":4,"footerSilhouette":4,"footerColor":4,"footerTextColor":4,"headerTextColor":82,"navigationTransparent":4,"footerLogo":4,"isCustom":15,"imageFooterSilhouette":4,"imageFooterBackground":4,"imageHeaderBackground":4,"imageFooterLogo":4},10,"Curve","#244182","#FFFFFF",{"id":10,"name":84,"logo":85,"email":86,"address":4,"phone":4,"sector":16,"isActive":31,"clientId":87,"facebook":88,"instagram":89,"google":4,"tiktok":4,"whatsapp":4,"createDate":90,"uberEats":4,"ico":91,"image":92,"abn":96},"Dunya News","a969b849-86e0-48c5-8189-b1088515aaf0","sydney@dunya.com.au","85d1c39b-4d07-41a6-b839-31ebee84ce64","AustraliaTurkishNews","DunyaGazetesiAu","2025-10-24T15:43:53.939163","2bb55743-324b-488e-9649-10075a79652e.ico",{"id":85,"fileName":93,"fileType":94,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16,"createdDate":95,"companyId":10},"a969b849-86e0-48c5-8189-b1088515aaf0.png",".png","2026-07-12T14:44:37.898246","698 403 244",{"navigationMenu":98,"pageSetting":121},[99,101,103,105,107,109,111,113,115,117,119],{"id":9,"companyId":10,"name":11,"pageId":12,"type":13,"parentId":4,"slug":14,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":100,"page":4},[],{"id":19,"companyId":10,"name":20,"pageId":21,"type":22,"parentId":4,"slug":23,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":102,"page":4},[],{"id":26,"companyId":10,"name":27,"pageId":28,"type":29,"parentId":4,"slug":30,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":104,"page":4},[],{"id":34,"companyId":10,"name":35,"pageId":36,"type":13,"parentId":4,"slug":37,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":106,"page":4},[],{"id":40,"companyId":10,"name":41,"pageId":42,"type":29,"parentId":4,"slug":43,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":108,"page":4},[],{"id":46,"companyId":10,"name":47,"pageId":48,"type":13,"parentId":4,"slug":49,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":110,"page":4},[],{"id":52,"companyId":10,"name":53,"pageId":54,"type":13,"parentId":4,"slug":55,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":112,"page":4},[],{"id":58,"companyId":10,"name":59,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":60,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":114,"page":4},[],{"id":28,"companyId":10,"name":63,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":64,"status":31,"sort":65,"parent":4,"items":116,"page":4},[],{"id":68,"companyId":10,"name":69,"pageId":70,"type":13,"parentId":4,"slug":71,"status":15,"sort":13,"parent":4,"items":118,"page":4},[],{"id":74,"companyId":10,"name":75,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":76,"status":31,"sort":22,"parent":4,"items":120,"page":4},[],{"id":79,"companyId":10,"headerStyle":80,"headerBackgroundImage":4,"headerColor":81,"headerShowBreadcrumb":4,"footerStyle":4,"footerBackgroundImage":4,"footerSilhouette":4,"footerColor":4,"footerTextColor":4,"headerTextColor":82,"navigationTransparent":4,"footerLogo":4,"isCustom":15,"imageFooterSilhouette":4,"imageFooterBackground":4,"imageHeaderBackground":4,"imageFooterLogo":4},{"pageData":123},{"id":42,"title":124,"seo":125,"type":129,"value":130,"hideBreadcrumb":31,"design":4,"headerDescription":4,"collections":131},"Kose Yazisi Detay",{"title":126,"description":127,"keywords":128,"hasData":31},"Dunya News - Australia's Turkish Newspaper","Australia's Turkish Newspaper","Turkish News, Turkish News Paper, Australia Turkish news paper",3,"",[132],{"element":133,"variant":134,"id":135,"props":136,"childs":140},"CustomUINews","DetailArticleView",527,[137],{"name":138,"value":139},"Data","Contents\u002F31",[],{"dynamicEntryValueId":22,"title":142,"slug":143,"description":144,"coverImageId":4,"viewCount":16,"createDate":145,"tag":4,"tags":146,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":148,"images":151,"files":157},"Kendi zihinsel topraklarımızı tanıyor muyuz?","kose-yazisi\u002Fkendi-zihinsel-topraklarimizi-taniyor-muyuz","\nZihinsel Toprakların Kısırlaştırılması. Algı yönetimi, hız ve sosyal çürüme üzerine\n\n\n\nAlgı, insanın dış dünyayla kurduğu ilişkinin en temel katmanıdır. Duyu organları aracılığıyla alınan uyaranlar, zihinde seçilir, düzenlenir ve anlamlandırılır. Bu süreç yalnızca neyi gördüğümüzü değil; neye inandığımızı, nasıl davrandığımızı ve dünyayı hangi çerçeveden okuduğumuzu da belirler. Algı bu yönüyle pasif bir alım süreci değil, aktif bir zihinsel örgütlenmedir.\n\n\n\nAncak algı yalnızca bireysel değildir. Toplumsal bağlam, kültür, medya ve tekrar eden anlatılar algının yönünü belirler. Algı yönetimi tam da burada devreye girer. Bu, insanlara doğrudan ne düşüneceklerini söylemekten çok, neyi düşünebilir hâle geleceklerini belirleme sürecidir. Görünür olan, tekrar edilen ve hızla dolaşıma sokulan anlatılar zamanla “gerçek” gibi algılanır.\n\n\n\nBu süreci anlamak için zihni değil, toprağı düşünmek açıklayıcı olabilir. Bir zamanlar verimli olan topraklar doğrudan yok edilmedi. Önce doğal döngüleri bozuldu. Ardından toprağa yabancı gübreler verildi. Bu gübreler kısa vadede hızlı ürün sağladı, görüntüyü güzelleştirdi; ancak toprağın kendi üretme kapasitesini zayıflattı. Zamanla toprak, kendi tohumlarını besleyemez hâle geldi ve dışarıdan sunulana bağımlı oldu.\n\n\n\nBugün benzer bir süreç zihinsel dünyada yaşanıyor.  \n\n\n\nDijital çağ, algı yönetimini hız üzerinden işleyen bir mekanizmaya dönüştürdü. Sürekli haber döngüsü, sosyal medya akışları, kısa videolar ve yoğun görsel uyaranlar, zihni anlık dikkat ve hızlı tepki vermeye alıştırıyor. Zihin sürekli aktif; ancak bu aktivite derinlik üretmiyor. Uzun süreli düşünme, muhakeme ve hafıza geri plana itiliyor. Zihin çalışıyor ama beslenmiyor. Bu noktada “yabancı gübre” metaforu anlam kazanır. Parlak, hızlı tüketilen ve kolay sindirilen anlatılar öne çıkıyor. Gerçekten besleyici olan değil, kolay kabul edilen dolaşıma giriyor. Tıpkı mükemmel görünen ama tadı olmayan meyveler gibi, düşünceler de yüzeyde kusursuz ama içerik olarak zayıf hâle geliyor. İnsanlar hızlı büyüyen fikirlere yöneliyor; çünkü derinlik zaman ister, sabır ister ve belirsizliğe tahammül gerektirir.\n\n\n\nBu durum çoğu zaman bireysel bir zayıflık gibi okunur. Oysa güçlü olana yönelmek, bireysel bir yetersizlikten çok algısal bir zorlanmanın sonucudur. Sürekli hız, tekrar ve görünürlük baskısı altında kalan zihin, düşünmeyi bırakmaz; düşünmenin maliyetini yüksek bulur. Derin düşünmek yorucudur. Hız çağında bu yorgunluk, kaçınılması gereken bir şey gibi sunulur. Bu nedenle “derin düşünmeye gerek duymamak” giderek yaygınlaşır. İnsan artık neye neden inandığını sorgulamaz. Bu, sorgulama kapasitesinin kaybolması değil; sorgulamanın gereksiz ve verimsiz bir faaliyet gibi algılanmasıdır. Güçlü olanın, popüler olanın ve sık tekrar edilenin etkisi altına girmek, zihinsel olarak daha güvenli bir alan sunar. Bu bir zaaf değil, bir korunma refleksidir.\n\n\n\nZihinsel kısırlaşma yalnızca düşünce biçimlerini değil, duygulanımı da etkiler. Hız ve tüketim kültürü, insanlara sürekli daha fazlasını vaat eder. Bir deneyim yaşanır, hemen ardından yenisi talep edilir. Tatmin kısa sürer, anlam derinleşmez. İnsan neyi tükettiğini tam olarak idrak edemeden bir sonrakine geçer. Bu döngü zamanla duyarsızlık üretir.\n\n\n\nBu duyarsızlık ahlaki bir çöküşten çok, anlam yorgunluğunun sonucudur. İnsan sürekli uyarıldığı için artık uyarana cevap veremez hâle gelir. Acılar, krizler ve şiddet görüntüleri hızla tüketilir; yerini yenileri alır. Zihin her şeye yetişmeye çalışırken hiçbir şeye tam temas edemez. Bu da başkasının acısına yaklaşmayı zorlaştırır.\n\n\n\nZihinsel kısırlaşma kalıcı hâle geldiğinde, bireysel bir sorun olmaktan çıkar ve sosyal çürümeye dönüşür. Sosyal çürüme, toplumun bir anda dağılması değildir. Ortak anlamların, ahlaki ölçütlerin ve davranış sınırlarının yavaş yavaş aşınmasıdır. İnsanlar hâlâ yan yana yaşar, konuşur ve üretir; ancak birlikte düşünemez hâle gelir.\n\n\n\nBu süreçte kolektif olan her şey zayıflar. Kültür, ortak ritüeller ve dini değerler toplumun ata tohumu gibidir. Yavaş büyür, derin kök salar ve uzun vadede besler. Ancak hız çağında yavaş olan işlevsiz gibi görünür. Algı yönetimi bu alanları doğrudan hedef almaz; fakat hız ve verimlilik takıntısının yan ürünü olarak onları geri plana iter.\n\n\n\nPopüler kültür bu döngüyü görünür kılar. Bir dönem yüceltilen anlatılar kısa süre sonra değersizleştirilir. Önce parlatılır, sonra küçümsenir. Bu tekrar, insanlara kalıcı hiçbir şey olmadığı hissini öğretir. Kalıcılığın olmadığı yerde bağ zayıflar. Bağın zayıfladığı yerde sorumluluk da anlamını yitirir.\n\n\n\nSosyal çürümenin en tehlikeli yanı, kendini fark ettirmeden ilerlemesidir. Toplum bir gecede çökmez. Ekonomik sistemler krizlerden sonra yeniden yapılanabilir; ancak zihinsel ve ahlaki zemin aynı hızla toparlanamaz. Gençlerde artan yönsüzlük, belirsiz duygu durumları, içe kapanıklık ve umutsuzluk bu sürecin görünür sonuçlarıdır.\n\n\n\nBu yazı bir komplo anlatısı değildir. Belirli bir fail ya da bilinçli bir plan iddiası taşımaz. Daha çok hız, tüketim ve algı yönetiminin birlikte ürettiği bir süreci tarif eder. Toprağı kısırlaştırdığınızda, sonra tohumu kim getirirse getirsin, insanlar ona bağımlı hâle gelir. Zihinler de böyledir. Kendi düşünce tohumlarını üretemeyen toplumlar, sunulana razı olur.\n\n\n\nBelki de bugün asıl soru şudur:\n\n\n\nBiz hâlâ kendi zihinsel topraklarımızı tanıyor muyuz?\n\n\n\nVe daha önemlisi, derin düşünmeyi neden bu kadar kolay terk ettik?\n","2026-01-25T01:58:19",[],"37",{"name":149,"surname":150},"Nurcan","Kiral",[152],{"sort":16,"image":153},{"id":154,"fileName":155,"fileType":156,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"1961e96a-32b1-4ae9-9b2b-40f72c6f2ea6","78780-08a.jpg","image\u002Fjpeg",[],{"totalCount":159,"items":160},18,[161,176,188],{"dynamicEntryValueId":162,"title":163,"slug":164,"description":165,"coverImageId":166,"viewCount":16,"createDate":167,"tag":4,"tags":168,"date":4,"sort":169,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":4,"images":170,"files":175},6,"MEKTUP ARKADAŞLIĞI","kose-yazisi\u002Fmektup-arkadalii","\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;\u003Cstrong> &nbsp;&nbsp;İçimden hiçbir zaman atamadığım farklı hislerim var benim. Güzel ve pürüzsüz hatta ince yazan kalemleri çok seviyorum. Dünyanın bütün güzel yazan zarif kalemleri benim olsa hiç bıkmam. Çünkü bir gün yazacak kalemler biterse diye endişelerim, korkularım var benim. Bu yüzden çantamdaki birçok kalemin yanına, kalemlerim çalışmaz, bozulur bir şeyler olursa diye minicik bir de kurşun kalem saklarım. Olurda her an yazmak gerekirse kalemsiz kala kalmaktan çok korkarım yani. Güzel kalemlerle rüyalarımda da yazdığım olur.&nbsp; Çarşıya gittiğimde son çıkan süslü defterlere bakmadan geçmem, onlara güzel güzel yazmadan hayatta duramam. İçimden gelen bu yazma isteğinden dolayı, sağa sola, her takımdan insana güzelce yazılmış çok mektuplarım vardır benim. Gelene gidene neşeli, dualı, dilekli mektuplar yazıp vermeyi hiç ihmal etmem. Özel bir mektup almanın insanı sevindireceğine bütün kalbimle inanırım. Bu yüzden mektup yazmaktan hiç durmadım.&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fstrong>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp; Aklım erdiği andan itibaren babamla çok mektuplaşırdık. Biz İzmir’de okula giderken babam Berlin’de çalışıp bize para gönderirdi. Ayda bir babamdan çok güzel bir el yazısıyla yazılmış iki sayfalık mektuplar gelirdi, işinden gücünden, yaptığı yemeklerden anlattıktan sonra hepimize tek tek derslerimizi ihmal etmememiz hakkında nasihatler yazardı. Mektup bütün ev halkına hitap ederdi ama ben vazife addeder sevinsin için hemen babama cevap yazar yollardım. O yıllarda evlerde telefon bile yokken babam İzmir’e tatile geleceği tarihi ve saati mektupla yazar yollardı. Biz de o gün o saatte evin balkonunda onun gelmesini beklerdik. Babam titiz bir hesaplamayla saatinde gelirdi. Biz Melbourne’ye geldikten sonra da babamla mektuplaşmalarımız hiç durmadı. Bana Berlin’den “kızım, ressam olmak zor sanatlardandır, herkes yapamaz, ben annenle geçinmek suretiyle çok zor bir sanatı icra ediyorum, sanat yapıyorum. Kızım, annenle yine kavga ettik, ama biliyorsun kavga bizim evin süsüdür, sonra barışıyoruz..” gibi satırlarla başlardı babamın mektupları. Babamın hiçbir mektubunu cevapsız bırakmadım.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; \u003Cstrong>Bir sevdiğimin olduğundan kimsenin haberi yoktu. O Ağrı Patnos’a yarım dönem öğretmenlik yapmaya gidecekti,\u003C\u002Fstrong> ben ona her hafta bir mektup yazacağım diye konuştuk. Ailemin birisiyle mektuplaştığımı bilmesini istemiyordum, bu yüzden o bana yazacaklarını bir deftere yazıp biriktirecek, İzmir’e geri geldiğinde okuyacağım diye anlaştık. Dereden tepeden uzun uzun mektuplar, gül desenli kartlar yazdım yolladım Patnos’a. Yaz tatilinde sevdiğim geri geldiğinde benim mektuplarıma yazdığı cevapların olduğu kalın bir defteri bana verdi, üç ayda giden mektuplarımın hepsine tafsilatlı cevaplar yazmış, okudum. Mektuplaşma sonrası güzel oldu, ailemden beni istedi, evlendik. Sonrasında eşimin Üniversiteden olan arkadaşlarının hepsine yazmak istediği mektupları onun ağzından yazıverdim, yolladık.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dördüncü sınıfta okurken, okulumuz Dikili, Çandarlı ve Bergama ya gezi düzenlemişti. Bergama’da tarihi harabelerin arasında dolaşırken yanımda yaşlı bir karı-kocanın Almanca konuştuklarını duydum, onlara almanca “Gutentag” dedim. Sevinçle ve hayretle benimle Almanca konuşmaya başladılar. Geçmiş gün, hızlı hızlı baya konuştuk, anlaştık vee onlara Almancayı unutmamak için mektuplaşmayı teklif ettim. Hemen kabul ettiler, Herr Schedler ve hanımı Annelisa’ ya adresimi yazıp verdim. Bu aile ile uzun yıllar mektuplaştık. Onlar bana daktilo ile yazıyorlardı, bende el yazımla “wunderbar” mektuplaştık. Herr Schedler ve eşi iki ayda bir bana hediye paketi yollardı.&nbsp; Kocaman puzzle, kartlarla oynanan farklı bulmacalı oyunları göndermekten hiç durmadılar.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zaman Melbourne’ye yazar Hekimoğlu İsmail gelmişti. Eşim onun sohbetine gittiği bir zamanda bana onun kitaplarından getirdi. Hepsini severek okudum. Ondan öncesinde mektuplardan hariç yazmalarım hiç durmamıştı, defterlere yazmalarım devam ediyordu. Hekimoğlunun kitaplarını okuyunca, kitapların arkasında yazılı olan adrese bir mektup yazıp yolladım. Yazılarımdan birkaçını toparlayıp Hekimoğlu’na “sizce ben bir yerlerde yazmalı mıyım?” diye sordum. Hiç ummadığım bir zamanda bana Hekimoğlu’ndan sevindirici bir mektup geldi, özetle” yazmaktan hiç durma, yazdığın konular güzel…üslubun okutturuyor…” gibi beni teşvik edici satırlar yazılıydı. Hekimoğlu İsmail’in bende halen iki tane mektubu hatıradır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ne olursa olsun ben mektup yazmalarımdan hiç durmadım. Şahsına özel, zarif hitaplarla başlanan bir mektup önce alanı şaşırtır, çünkü bu her zaman beklenmedik bir şeydir, insana kendisini özel hissettirir, mutlu eder.&nbsp; Güzel dilek ve dualarda yazıldıktan sonra kişinin halini hatırını soran, ardından moral verici neşeli bir şeyler yazılı mektup, alanın bütün derdini gamını giderir, adeta tedavi eder. Sonuçta sevgi ve selamlarla süslenip, unutulmadığını ima eden, bir gün görüşmeyi dileyen mektup almak insanı sevindiricidir, moral vericidir. Ne şartlarda yazılırsa yazılsın üzerinde tarihi varsa mektuplar aynı zamanda saygılı, sevgili irtibatın, ilişkininde unutulmaz şahididir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Pembegül Abla\u003C\u002Fp>","4e29c781-035e-44fc-94ce-7ddaaf7e9059.jpg","2026-07-16T23:25:34.326567",[],3506,[171],{"sort":16,"image":172},{"id":173,"fileName":166,"fileType":174,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"4e29c781-035e-44fc-94ce-7ddaaf7e9059",".jpg",[],{"dynamicEntryValueId":79,"title":177,"slug":178,"description":179,"coverImageId":180,"viewCount":16,"createDate":181,"tag":4,"tags":182,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":4,"images":183,"files":187},"“Acaba ben de otistik olabilir miyim?”","kose-yazisi\u002Facaba-ben-de-otistik-olabilir-miyim","\n“Acaba Ben de Otistik Olabilir miyim?”\n\n\n\nYetişkinlikte Otizmi Keşfetmek\n\n\n\nSon yıllarda klinikte giderek daha sık aynı soruyla karşılaşıyorum:\n\n\n\n“Acaba ben de otistik olabilir miyim?”\n\n\n\nBu soruyu soranların çoğu, çocuklarına ya da torunlarına otizm tanısı konulduktan sonra kendi yaşamlarına farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Yıllardır açıklayamadıkları bazı deneyimler, ilişkilerde yaşadıkları zorluklar ya da “hep farklı hissetme” hali bir anda anlam kazanmaya başlıyor.\n\n\n\nBu durum, otizmin yetişkinlikte ortaya çıktığı anlamına gelmiyor. Aslında değişen şey, otizmi anlama şeklimiz.\n\n\n\nGeçmişte otizm daha çok çocukluk döneminde görülen belirgin davranışlarla ilişkilendirilirdi. Bugün ise otizmin çok daha geniş bir yelpazede kendini gösterebildiğini biliyoruz. Bu nedenle birçok yetişkin, ilk kez kendi yaşam öyküsünü bu çerçevede değerlendirme fırsatı buluyor.\n\n\n\nYetişkinlerde otizm her zaman dışarıdan fark edilmez. Bir kişi iş ortamında son derece başarılı, sosyal ve uyumlu görünebilir. Ancak günün sonunda tamamen tükenmiş hissedebilir. Özellikle yoğun sosyal etkileşim gerektiren işlerde çalışan bireyler, günlerce süren bir “geri çekilme” ihtiyacı duyabilir.\n\n\n\nBazı otistik bireyler küçük günlük değişikliklerden bile zorlanabilir. Örneğin işe giderken kullanılan yolun değişmesi, planların son dakika iptal olması ya da beklenmedik bir telefon görüşmesi ciddi bir stres yaratabilir. Bazıları için ise kıyafet etiketleri, belirli kumaş dokuları, floresan ışıklar ya da kalabalık alışveriş ortamları fiziksel olarak bile rahatsız edici olabilir.\n\n\n\nSosyal ilişkilerde de farklılıklar görülebilir. Konuşmalar sırasında ne zaman söz alınacağı, karşı tarafın ne ima ettiği ya da sosyal “alt metinler” zorlayıcı olabilir. Bu nedenle bazı bireyler sohbetleri zihinsel olarak “prova etme”, konuşmaları önceden planlama ya da sosyal ortamlardan sonra yaşananları tekrar tekrar analiz etme eğiliminde olabilir.\n\n\n\nNe yazık ki bu özellikler çoğu zaman yanlış yorumlanır. Kişi “çok hassas”, “asosyal”, “soğuk”, “mesafeli” ya da “takıntılı” olarak etiketlenebilir. Oysa çoğu zaman bu durum kişilikle ilgili değildir. Beynin bilgiyi algılama, işleme ve çevreyle etkileşim kurma biçiminin farklı olmasından kaynaklanır.\n\n\n\nTanının gecikmesinin önemli nedenlerinden biri de maskelemedir. Birçok otistik birey, yıllar içinde göz teması kurmayı, uygun yüz ifadelerini kullanmayı, sosyal esprileri takip etmeyi ve “uygun” tepkiler vermeyi öğrenir. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünür; ancak bunun arkasında yoğun bir zihinsel efor vardır. Bu durum zamanla kaygı, tükenmişlik ve “kendim gibi değilim” hissine yol açabilir.\n\n\n\nBu durum özellikle kadınlarda daha sık görülür. Çünkü birçok kadın, küçük yaşlardan itibaren sosyal davranışları gözlemleyerek uyum sağlamayı öğrenir. Bu nedenle yıllarca anksiyete, depresyon veya stres belirtileriyle destek alırken, altta yatan otizm hiç düşünülmeyebilir.\n\n\n\nOtizm tanısı almak kişiyi değiştirmez. Tanı yalnızca kişinin kendisini daha iyi anlamasına yardımcı olur. Pek çok yetişkin, değerlendirme sonrasında yıllardır kendisini suçladığı birçok durumun aslında nörogelişimsel farklılıklarla ilişkili olduğunu fark etmenin büyük bir rahatlama sağladığını ifade eder.\n\n\n\nElbette bu yazıda bahsedilen özelliklerden bazılarını kendinizde görmek, otizmli olduğunuz anlamına gelmez. Ancak bu deneyimler çocukluktan beri devam ediyorsa ve günlük yaşamı etkiliyorsa, deneyimli bir psikologdan değerlendirme almak faydalı olabilir.\n\n\n\nBazen insanların hayatını değiştiren şey bir tanı değildir. Kendilerini yıllar sonra ilk kez gerçekten anlamaya başlamalarıdır.\n\n\n\nDr Firdevs Tat (Klinik Psikolog ve Klinik Nöropsikolog)\n\n\n\nGROW Clinical Psychology\n","83015-10a.jpg","2026-07-12T04:16:49",[],[184],{"sort":16,"image":185},{"id":186,"fileName":180,"fileType":156,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"ad55303a-2764-437e-b597-92b752b345b9",[],{"dynamicEntryValueId":162,"title":189,"slug":190,"description":191,"coverImageId":192,"viewCount":16,"createDate":193,"tag":4,"tags":194,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":4,"images":195,"files":199},"  MEŞGUL ÇOCUKLAR","kose-yazisi\u002F-megul-cocuklar","Tesisatçı olma kursundan diplomasını yenice almış gencecik bir çocuk geldi bize. Güler yüzlü, saçı itinayla taranmış, traş olmuş, gülümserken dişleri pırıl pırıl tertemiz bir gençti. Onunla biraz işi hakkında konuştuk, çok ...","931648fe-686e-4dfd-858e-e94b8d20786c.jpg","2026-07-11T00:00:00",[],[196],{"sort":16,"image":197},{"id":198,"fileName":192,"fileType":174,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"931648fe-686e-4dfd-858e-e94b8d20786c",[],1784772756211]