[{"data":1,"prerenderedAt":208},["ShallowReactive",2],{"$fMzp3RzxzjsErpL35dgHWQV_TRQ64Fe1MnqgMDgDA-JU":3,"applicationData":5,"$fN_Yhbw4YvAqIogeW9Um_qN-YuWmREeMJ7qZOg5a8AYI":97,"slug-kose-yazisi\u002Fahlaki-yorgunlugun-caginda-insan-kalmak":122,"content-kose-yazisi\u002Fahlaki-yorgunlugun-caginda-insan-kalmak":141,"$fSDDcmkInyECk3NAN08_xi825QB5lCD2j6K5qtC9pOVg":166},{"token":4},null,{"webSite":6,"company":83},{"navigationMenu":7,"pageSetting":78},[8,18,25,33,39,45,51,57,62,67,73],{"id":9,"companyId":10,"name":11,"pageId":12,"type":13,"parentId":4,"slug":14,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":17,"page":4},78,"98d1679c-1dc6-4c11-bfd5-c3e0cfebd8a3","Anasayfa",65,4,"home",true,0,[],{"id":19,"companyId":10,"name":20,"pageId":21,"type":22,"parentId":4,"slug":23,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":24,"page":4},79,"Gundem",66,5,"gundem",[],{"id":26,"companyId":10,"name":27,"pageId":28,"type":29,"parentId":4,"slug":30,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":32,"page":4},97,"News",81,1,"news",false,[],{"id":34,"companyId":10,"name":35,"pageId":36,"type":13,"parentId":4,"slug":37,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":38,"page":4},98,"Gazete",83,"gazete",[],{"id":40,"companyId":10,"name":41,"pageId":42,"type":29,"parentId":4,"slug":43,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":44,"page":4},99,"Kose yazisi",85,"kose-yazisi",[],{"id":46,"companyId":10,"name":47,"pageId":48,"type":13,"parentId":4,"slug":49,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":50,"page":4},100,"Kose Yazilari",84,"kose-yazilari",[],{"id":52,"companyId":10,"name":53,"pageId":54,"type":13,"parentId":4,"slug":55,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":56,"page":4},101,"Hakkimizda",87,"hakkimizda",[],{"id":58,"companyId":10,"name":59,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":60,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":61,"page":4},102,"gizlilik politikasi","gizlilik-politikasi",[],{"id":28,"companyId":10,"name":63,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":64,"status":31,"sort":65,"parent":4,"items":66,"page":4},"Spor","spor",2,[],{"id":68,"companyId":10,"name":69,"pageId":70,"type":13,"parentId":4,"slug":71,"status":15,"sort":13,"parent":4,"items":72,"page":4},80,"Yazarlar",86,"yazarlar",[],{"id":74,"companyId":10,"name":75,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":76,"status":31,"sort":22,"parent":4,"items":77,"page":4},82,"Bize Ulasin","bize-ulasin",[],{"id":79,"companyId":10,"headerStyle":80,"headerBackgroundImage":4,"headerColor":81,"headerShowBreadcrumb":4,"footerStyle":4,"footerBackgroundImage":4,"footerSilhouette":4,"footerColor":4,"footerTextColor":4,"headerTextColor":82,"navigationTransparent":4,"footerLogo":4,"isCustom":15,"imageFooterSilhouette":4,"imageFooterBackground":4,"imageHeaderBackground":4,"imageFooterLogo":4},10,"Curve","#244182","#FFFFFF",{"id":10,"name":84,"logo":85,"email":86,"address":4,"phone":4,"sector":16,"isActive":31,"clientId":87,"facebook":88,"instagram":89,"google":4,"tiktok":4,"whatsapp":4,"createDate":90,"uberEats":4,"ico":91,"image":92,"abn":96},"Dunya News","a969b849-86e0-48c5-8189-b1088515aaf0","sydney@dunya.com.au","85d1c39b-4d07-41a6-b839-31ebee84ce64","AustraliaTurkishNews","DunyaGazetesiAu","2025-10-24T15:43:53.939163","2bb55743-324b-488e-9649-10075a79652e.ico",{"id":85,"fileName":93,"fileType":94,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16,"createdDate":95,"companyId":10},"a969b849-86e0-48c5-8189-b1088515aaf0.png",".png","2026-07-12T14:44:37.898246","698 403 244",{"navigationMenu":98,"pageSetting":121},[99,101,103,105,107,109,111,113,115,117,119],{"id":9,"companyId":10,"name":11,"pageId":12,"type":13,"parentId":4,"slug":14,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":100,"page":4},[],{"id":19,"companyId":10,"name":20,"pageId":21,"type":22,"parentId":4,"slug":23,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":102,"page":4},[],{"id":26,"companyId":10,"name":27,"pageId":28,"type":29,"parentId":4,"slug":30,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":104,"page":4},[],{"id":34,"companyId":10,"name":35,"pageId":36,"type":13,"parentId":4,"slug":37,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":106,"page":4},[],{"id":40,"companyId":10,"name":41,"pageId":42,"type":29,"parentId":4,"slug":43,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":108,"page":4},[],{"id":46,"companyId":10,"name":47,"pageId":48,"type":13,"parentId":4,"slug":49,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":110,"page":4},[],{"id":52,"companyId":10,"name":53,"pageId":54,"type":13,"parentId":4,"slug":55,"status":15,"sort":16,"parent":4,"items":112,"page":4},[],{"id":58,"companyId":10,"name":59,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":60,"status":31,"sort":16,"parent":4,"items":114,"page":4},[],{"id":28,"companyId":10,"name":63,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":64,"status":31,"sort":65,"parent":4,"items":116,"page":4},[],{"id":68,"companyId":10,"name":69,"pageId":70,"type":13,"parentId":4,"slug":71,"status":15,"sort":13,"parent":4,"items":118,"page":4},[],{"id":74,"companyId":10,"name":75,"pageId":4,"type":13,"parentId":4,"slug":76,"status":31,"sort":22,"parent":4,"items":120,"page":4},[],{"id":79,"companyId":10,"headerStyle":80,"headerBackgroundImage":4,"headerColor":81,"headerShowBreadcrumb":4,"footerStyle":4,"footerBackgroundImage":4,"footerSilhouette":4,"footerColor":4,"footerTextColor":4,"headerTextColor":82,"navigationTransparent":4,"footerLogo":4,"isCustom":15,"imageFooterSilhouette":4,"imageFooterBackground":4,"imageHeaderBackground":4,"imageFooterLogo":4},{"pageData":123},{"id":42,"title":124,"seo":125,"type":129,"value":130,"hideBreadcrumb":31,"design":4,"headerDescription":4,"collections":131},"Kose Yazisi Detay",{"title":126,"description":127,"keywords":128,"hasData":31},"Dunya News - Australia's Turkish Newspaper","Australia's Turkish Newspaper","Turkish News, Turkish News Paper, Australia Turkish news paper",3,"",[132],{"element":133,"variant":134,"id":135,"props":136,"childs":140},"CustomUINews","DetailArticleView",527,[137],{"name":138,"value":139},"Data","Contents\u002F31",[],{"dynamicEntryValueId":22,"title":142,"slug":143,"description":144,"coverImageId":4,"viewCount":16,"createDate":145,"tag":4,"tags":146,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":148,"images":151,"files":165},"Ahlaki Yorgunluğun Çağında İnsan Kalmak","kose-yazisi\u002Fahlaki-yorgunlugun-caginda-insan-kalmak","\nCivilized Savagery: Ahlaki Yorgunluğun Çağında İnsan Kalmak\n\n\n\nBugün dünyaya baktığımızda insanın gerçekten nereye ait olduğunu sormamak zor. Savaşlar sürüyor, insanlar yerinden ediliyor, milyonlarca insan göçe zorlanıyor. Bir yanda din adına yapılan baskılar, diğer yanda modernite adına dayatılan hayat biçimleri var. İnsan nereye giderse gitsin, peşini bırakmayan bir şey var: sürekli maruz kalma hali. \n\n\n\nÜlke değiştiriyor, kimlik değiştiriyor, inanç değiştiriyor, hayat tarzı değiştiriyor ama baskı biçim değiştirerek devam ediyor. Bir yerde “buna inanmalısın” deniyor, başka bir yerde “böyle yaşamalısın”. Kaçış var ama kurtuluş yok. Çünkü sorun din değil, modernite değil, göç değil. Sorun bunların hepsini aynı anda kullanan bir sistem. İnsanları bir yerde tutunduracak, evriltici bir zemin sunmak yerine sürekli yerinden eden, köksüzleştiren, sonra da bu köksüzlüğü gerekçe göstererek yeni kalıplar dayatan bir sistem. Bu sistem önce insanın tutunabileceği şeyleri değersizleştiriyor. Gelenek baskı olarak sunuluyor.\n\n\n\nİnanç gericilikle eşleştiriliyor. Aile yük gibi gösteriliyor. Sadelik yoksullukla karıştırılıyor. Ardından şu cümleler geliyor: “Bak din oldu, neler yaşandı.” “Bak modernite geldi, neler oldu.” “Bak insanlar maddeye bağlandı, sonuç ortada.” İnsan elindekini kaybediyor ama yerine insanı gerçekten ayakta tutacak bir şey konmuyor. Sadece büyük bir boşluk kalıyor. İnsan boşlukla uzun süre yaşayamaz. Tutunacak bir anlam arar, bir yön arar, huzur arar. Tam bu noktada sistemin ikinci hamlesi gelir. Güçlü bir söylem ortaya çıkar. “Doğru insanlar”, “seçilmişler”, “hakiki yol”, “gerçek taraf”. İnsanlara “evet, sen özelsin” denir. Yorgun insan için bu çok caziptir. Çünkü aidiyet hissi, yorgunluğu kısa süreliğine unutturur. Ama bu da bir çözüm değildir. Bu da insanı özgürleştirmez. Sadece başka bir kalıba sokar. Bireyi evriltmez, hizaya getirir. Bugün tanık olduğumuz ahlaki yorgunluk tam olarak bu döngünün sonucudur. İnsanlar kötü olduğu için değil, çok fazla şeye zorlandığı için yoruluyor. Sürekli bir şeye maruz kalmak, sürekli bir şeye ikna edilmeye çalışılmak, sürekli bir hayat biçimine yönlendirilmek insanı tüketiyor. Bu yüzden kötülük artık şok edici değil, tanıdık. İnsanları asıl yoran şey vahşet değil, vahşetin sıradanlaşması. Savaş görüntülerine bakıp birkaç saniye sonra hayatına devam edebilmek. Çocukların acısına üzülüp hemen ardından başka bir videoya geçebilmek. Bu basit bir duyarsızlık değil. Bu ahlaki yorgunluk.\n\n\n\nBu durumu tarif etmek için belki de en doğru ifade şudur: Civilized Savagery. Medeniyet diliyle konuşan bir vahşilik. Her şey düzgün görünüyor. Teknoloji var, haklardan söz ediliyor, özgürlük kavramı dolaşımda. Ama davranışlara baktığımızda insan daha sabırsız, daha kaba, daha kayıtsız. Başkasının sınırını hesaba katmak zor geliyor. Empati yorucu bir eyleme dönüşmüş durumda. Barbarlık geri dönmedi. Barbarlık, kendini modern bir dille ifade etmeyi öğrendi.\n\n\n\nBu noktada insanın neden bu kadar yorulduğunu sormak gerekiyor. İnsan tatmin olmadığı için mi böyle, yoksa yanlış şeylerle doldurulduğu için mi. Modern dünya insana sınırsızlık vaat ediyor. Sonsuz eğlence, sonsuz tüketim, sonsuz cinsellik, sonsuz seçenek. Alkol, madde, yemek, hız, haz. Hepsi sınırsız. Ama insan sınırsızlıkla mutlu olan bir varlık değil. Aksine, sınırsızlık insanı bıktırır. İnsan tatmin olacak bir varlık değildir ama doğru dozda yaşadığında huzur bulur. Her şeyin bir anda sofraya konduğu bir dünyada insan doyabilir ama tatmin olamaz. Bir yemeği hapur hupur yediğinizde sadece karnınız doyar. Ama yavaş yavaş, çiğneyerek, tadını alarak yediğinizde keyif alırsınız. Hayat da böyledir.\n\n\n\nHer şeyin hızla tüketildiği bir dünyada insanın merak duygusu ölür. Merak yoksa bağ kurmak da yoktur. Bağ kuramayan insan nereye giderse gitsin yabancı kalır. Göç eder, kimlik değiştirir, inancını değiştirir ama içindeki boşluk değişmez. Bu yüzden bugün insanlar nereye kaçacağını bilemiyor. Çünkü sorun mekân değil. Sorun maruz kalma biçimi. İnsan her yerde aynı baskıyla karşılaşıyor. Sadece dili değişiyor. Bir yerde din adına sınırlar çiziliyor, başka bir yerde modernlik adına sınırlar siliniyor. Ama iki durumda da insanın kendi ritmini bulmasına izin verilmiyor. Ya bastırılıyor ya da savruluyor. Oysa insanın ihtiyacı ne bastırılmak ne de başıboş bırakılmak. İnsanın ihtiyacı ölçü. Nezaket bu yüzden önemli. Başkasının alanını gözetmek, yavaşlamak, sınır bilmek, her şeyi hemen tüketmemek. Bunlar nostaljik değerler değil. Bunlar insanı koruyan temel refleksler. Bugün küresel ölçekte yaşanan krizin temelinde bu var. Evrensel bir kültür oluşmadı. Onun yerine standartlaştırılmış bir tüketim dili yayıldı. İnsanları hizaya sokan ama inceltmeyen bir düzen kuruldu. Kalbe dokunmak yerine dürtülere hitap eden bir dünya inşa edildi.\n\n\n\nOysa insan küçük şeylerle yaşama tutunur. Küçük sürprizlerle, merakla, yavaşlıkla, bir şeyleri bekleyerek elde etmekle. Hayatı sindire sindire yaşamakla. Sürekli uyarılan, sürekli hızlandırılan, sürekli daha fazlasına çağrılan bir insan, bir noktadan sonra hiçbir şeyden keyif alamaz. Ahlaki yorgunluk burada derinleşir. İnsan doğruyla yanlışı bilmiyor değildir ama bu bilgiyi taşıyacak gücü kalmamıştır. Çünkü her doğru bir bedel ister, her itiraz yorucudur, sessiz kalmak daha güvenlidir.\n\n\n\nBu yüzden bugün dünyanın en büyük problemi kötülük değildir. En büyük problem, hiçbir şey olmamış gibi devam edebilme halidir. İnsanlar vahşi olduklarını düşünmez çünkü her şey gerekçeli, açıklamalı, paketlenmiştir. Ama sonuç değişmez. İnsan incinmeye devam eder. Belki de artık şunu kabul etmek gerekir. İnsanlığı kurtaracak olan yeni bir ideoloji, yeni bir dogma ya da yeni bir seçilmişler listesi değildir. İnsanlığı koruyacak olan şey, zorlamadan oluşan ortak bir kültürdür. Nezaketin, ölçünün, yavaşlığın ve merakın ciddiye alındığı bir zemin.\n\n\n\nBelki de bugün yapılabilecek en radikal şey budur: Hızı kutsamamak, fazlayı yüceltmemek, her şeyi hemen tüketmemek. Yavaşlamak, azaltmak, sindirmek. Merakı canlı tutmak. Ve bütün bunları bir ideolojiye dönüştürmeden, sadece insan kalmayı hatırlamak.N\n\n\n\nNurcan Kıral\n\n\n\n\n","2026-02-20T12:06:31",[],"37",{"name":149,"surname":150},"Nurcan","Kiral",[152,157,161],{"sort":16,"image":153},{"id":154,"fileName":155,"fileType":156,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"55995c8d-7ca9-435f-b2df-365421ba9ecd","79768-03a.jpg","image\u002Fjpeg",{"sort":16,"image":158},{"id":159,"fileName":160,"fileType":156,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"a593bd0d-de52-403e-96f1-a02b5ef4f29c","79769-dunya2.jpg",{"sort":16,"image":162},{"id":163,"fileName":164,"fileType":156,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"6ab116c3-1f26-4029-80cb-451dfa48a3cb","79844-NURCAN-KIRAL-Image-2026-02-22-at-20.08.28.jpeg",[],{"totalCount":167,"items":168},18,[169,184,196],{"dynamicEntryValueId":170,"title":171,"slug":172,"description":173,"coverImageId":174,"viewCount":16,"createDate":175,"tag":4,"tags":176,"date":4,"sort":177,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":4,"images":178,"files":183},6,"MEKTUP ARKADAŞLIĞI","kose-yazisi\u002Fmektup-arkadalii","\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;\u003Cstrong> &nbsp;&nbsp;İçimden hiçbir zaman atamadığım farklı hislerim var benim. Güzel ve pürüzsüz hatta ince yazan kalemleri çok seviyorum. Dünyanın bütün güzel yazan zarif kalemleri benim olsa hiç bıkmam. Çünkü bir gün yazacak kalemler biterse diye endişelerim, korkularım var benim. Bu yüzden çantamdaki birçok kalemin yanına, kalemlerim çalışmaz, bozulur bir şeyler olursa diye minicik bir de kurşun kalem saklarım. Olurda her an yazmak gerekirse kalemsiz kala kalmaktan çok korkarım yani. Güzel kalemlerle rüyalarımda da yazdığım olur.&nbsp; Çarşıya gittiğimde son çıkan süslü defterlere bakmadan geçmem, onlara güzel güzel yazmadan hayatta duramam. İçimden gelen bu yazma isteğinden dolayı, sağa sola, her takımdan insana güzelce yazılmış çok mektuplarım vardır benim. Gelene gidene neşeli, dualı, dilekli mektuplar yazıp vermeyi hiç ihmal etmem. Özel bir mektup almanın insanı sevindireceğine bütün kalbimle inanırım. Bu yüzden mektup yazmaktan hiç durmadım.&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fstrong>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp; Aklım erdiği andan itibaren babamla çok mektuplaşırdık. Biz İzmir’de okula giderken babam Berlin’de çalışıp bize para gönderirdi. Ayda bir babamdan çok güzel bir el yazısıyla yazılmış iki sayfalık mektuplar gelirdi, işinden gücünden, yaptığı yemeklerden anlattıktan sonra hepimize tek tek derslerimizi ihmal etmememiz hakkında nasihatler yazardı. Mektup bütün ev halkına hitap ederdi ama ben vazife addeder sevinsin için hemen babama cevap yazar yollardım. O yıllarda evlerde telefon bile yokken babam İzmir’e tatile geleceği tarihi ve saati mektupla yazar yollardı. Biz de o gün o saatte evin balkonunda onun gelmesini beklerdik. Babam titiz bir hesaplamayla saatinde gelirdi. Biz Melbourne’ye geldikten sonra da babamla mektuplaşmalarımız hiç durmadı. Bana Berlin’den “kızım, ressam olmak zor sanatlardandır, herkes yapamaz, ben annenle geçinmek suretiyle çok zor bir sanatı icra ediyorum, sanat yapıyorum. Kızım, annenle yine kavga ettik, ama biliyorsun kavga bizim evin süsüdür, sonra barışıyoruz..” gibi satırlarla başlardı babamın mektupları. Babamın hiçbir mektubunu cevapsız bırakmadım.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; \u003Cstrong>Bir sevdiğimin olduğundan kimsenin haberi yoktu. O Ağrı Patnos’a yarım dönem öğretmenlik yapmaya gidecekti,\u003C\u002Fstrong> ben ona her hafta bir mektup yazacağım diye konuştuk. Ailemin birisiyle mektuplaştığımı bilmesini istemiyordum, bu yüzden o bana yazacaklarını bir deftere yazıp biriktirecek, İzmir’e geri geldiğinde okuyacağım diye anlaştık. Dereden tepeden uzun uzun mektuplar, gül desenli kartlar yazdım yolladım Patnos’a. Yaz tatilinde sevdiğim geri geldiğinde benim mektuplarıma yazdığı cevapların olduğu kalın bir defteri bana verdi, üç ayda giden mektuplarımın hepsine tafsilatlı cevaplar yazmış, okudum. Mektuplaşma sonrası güzel oldu, ailemden beni istedi, evlendik. Sonrasında eşimin Üniversiteden olan arkadaşlarının hepsine yazmak istediği mektupları onun ağzından yazıverdim, yolladık.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dördüncü sınıfta okurken, okulumuz Dikili, Çandarlı ve Bergama ya gezi düzenlemişti. Bergama’da tarihi harabelerin arasında dolaşırken yanımda yaşlı bir karı-kocanın Almanca konuştuklarını duydum, onlara almanca “Gutentag” dedim. Sevinçle ve hayretle benimle Almanca konuşmaya başladılar. Geçmiş gün, hızlı hızlı baya konuştuk, anlaştık vee onlara Almancayı unutmamak için mektuplaşmayı teklif ettim. Hemen kabul ettiler, Herr Schedler ve hanımı Annelisa’ ya adresimi yazıp verdim. Bu aile ile uzun yıllar mektuplaştık. Onlar bana daktilo ile yazıyorlardı, bende el yazımla “wunderbar” mektuplaştık. Herr Schedler ve eşi iki ayda bir bana hediye paketi yollardı.&nbsp; Kocaman puzzle, kartlarla oynanan farklı bulmacalı oyunları göndermekten hiç durmadılar.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zaman Melbourne’ye yazar Hekimoğlu İsmail gelmişti. Eşim onun sohbetine gittiği bir zamanda bana onun kitaplarından getirdi. Hepsini severek okudum. Ondan öncesinde mektuplardan hariç yazmalarım hiç durmamıştı, defterlere yazmalarım devam ediyordu. Hekimoğlunun kitaplarını okuyunca, kitapların arkasında yazılı olan adrese bir mektup yazıp yolladım. Yazılarımdan birkaçını toparlayıp Hekimoğlu’na “sizce ben bir yerlerde yazmalı mıyım?” diye sordum. Hiç ummadığım bir zamanda bana Hekimoğlu’ndan sevindirici bir mektup geldi, özetle” yazmaktan hiç durma, yazdığın konular güzel…üslubun okutturuyor…” gibi beni teşvik edici satırlar yazılıydı. Hekimoğlu İsmail’in bende halen iki tane mektubu hatıradır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;\u003C\u002Fp>\u003Cp>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ne olursa olsun ben mektup yazmalarımdan hiç durmadım. Şahsına özel, zarif hitaplarla başlanan bir mektup önce alanı şaşırtır, çünkü bu her zaman beklenmedik bir şeydir, insana kendisini özel hissettirir, mutlu eder.&nbsp; Güzel dilek ve dualarda yazıldıktan sonra kişinin halini hatırını soran, ardından moral verici neşeli bir şeyler yazılı mektup, alanın bütün derdini gamını giderir, adeta tedavi eder. Sonuçta sevgi ve selamlarla süslenip, unutulmadığını ima eden, bir gün görüşmeyi dileyen mektup almak insanı sevindiricidir, moral vericidir. Ne şartlarda yazılırsa yazılsın üzerinde tarihi varsa mektuplar aynı zamanda saygılı, sevgili irtibatın, ilişkininde unutulmaz şahididir.\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>\u003C\u002Fp>\u003Cp>Pembegül Abla\u003C\u002Fp>","4e29c781-035e-44fc-94ce-7ddaaf7e9059.jpg","2026-07-16T23:25:34.326567",[],3506,[179],{"sort":16,"image":180},{"id":181,"fileName":174,"fileType":182,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"4e29c781-035e-44fc-94ce-7ddaaf7e9059",".jpg",[],{"dynamicEntryValueId":79,"title":185,"slug":186,"description":187,"coverImageId":188,"viewCount":16,"createDate":189,"tag":4,"tags":190,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":4,"images":191,"files":195},"“Acaba ben de otistik olabilir miyim?”","kose-yazisi\u002Facaba-ben-de-otistik-olabilir-miyim","\n“Acaba Ben de Otistik Olabilir miyim?”\n\n\n\nYetişkinlikte Otizmi Keşfetmek\n\n\n\nSon yıllarda klinikte giderek daha sık aynı soruyla karşılaşıyorum:\n\n\n\n“Acaba ben de otistik olabilir miyim?”\n\n\n\nBu soruyu soranların çoğu, çocuklarına ya da torunlarına otizm tanısı konulduktan sonra kendi yaşamlarına farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Yıllardır açıklayamadıkları bazı deneyimler, ilişkilerde yaşadıkları zorluklar ya da “hep farklı hissetme” hali bir anda anlam kazanmaya başlıyor.\n\n\n\nBu durum, otizmin yetişkinlikte ortaya çıktığı anlamına gelmiyor. Aslında değişen şey, otizmi anlama şeklimiz.\n\n\n\nGeçmişte otizm daha çok çocukluk döneminde görülen belirgin davranışlarla ilişkilendirilirdi. Bugün ise otizmin çok daha geniş bir yelpazede kendini gösterebildiğini biliyoruz. Bu nedenle birçok yetişkin, ilk kez kendi yaşam öyküsünü bu çerçevede değerlendirme fırsatı buluyor.\n\n\n\nYetişkinlerde otizm her zaman dışarıdan fark edilmez. Bir kişi iş ortamında son derece başarılı, sosyal ve uyumlu görünebilir. Ancak günün sonunda tamamen tükenmiş hissedebilir. Özellikle yoğun sosyal etkileşim gerektiren işlerde çalışan bireyler, günlerce süren bir “geri çekilme” ihtiyacı duyabilir.\n\n\n\nBazı otistik bireyler küçük günlük değişikliklerden bile zorlanabilir. Örneğin işe giderken kullanılan yolun değişmesi, planların son dakika iptal olması ya da beklenmedik bir telefon görüşmesi ciddi bir stres yaratabilir. Bazıları için ise kıyafet etiketleri, belirli kumaş dokuları, floresan ışıklar ya da kalabalık alışveriş ortamları fiziksel olarak bile rahatsız edici olabilir.\n\n\n\nSosyal ilişkilerde de farklılıklar görülebilir. Konuşmalar sırasında ne zaman söz alınacağı, karşı tarafın ne ima ettiği ya da sosyal “alt metinler” zorlayıcı olabilir. Bu nedenle bazı bireyler sohbetleri zihinsel olarak “prova etme”, konuşmaları önceden planlama ya da sosyal ortamlardan sonra yaşananları tekrar tekrar analiz etme eğiliminde olabilir.\n\n\n\nNe yazık ki bu özellikler çoğu zaman yanlış yorumlanır. Kişi “çok hassas”, “asosyal”, “soğuk”, “mesafeli” ya da “takıntılı” olarak etiketlenebilir. Oysa çoğu zaman bu durum kişilikle ilgili değildir. Beynin bilgiyi algılama, işleme ve çevreyle etkileşim kurma biçiminin farklı olmasından kaynaklanır.\n\n\n\nTanının gecikmesinin önemli nedenlerinden biri de maskelemedir. Birçok otistik birey, yıllar içinde göz teması kurmayı, uygun yüz ifadelerini kullanmayı, sosyal esprileri takip etmeyi ve “uygun” tepkiler vermeyi öğrenir. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünür; ancak bunun arkasında yoğun bir zihinsel efor vardır. Bu durum zamanla kaygı, tükenmişlik ve “kendim gibi değilim” hissine yol açabilir.\n\n\n\nBu durum özellikle kadınlarda daha sık görülür. Çünkü birçok kadın, küçük yaşlardan itibaren sosyal davranışları gözlemleyerek uyum sağlamayı öğrenir. Bu nedenle yıllarca anksiyete, depresyon veya stres belirtileriyle destek alırken, altta yatan otizm hiç düşünülmeyebilir.\n\n\n\nOtizm tanısı almak kişiyi değiştirmez. Tanı yalnızca kişinin kendisini daha iyi anlamasına yardımcı olur. Pek çok yetişkin, değerlendirme sonrasında yıllardır kendisini suçladığı birçok durumun aslında nörogelişimsel farklılıklarla ilişkili olduğunu fark etmenin büyük bir rahatlama sağladığını ifade eder.\n\n\n\nElbette bu yazıda bahsedilen özelliklerden bazılarını kendinizde görmek, otizmli olduğunuz anlamına gelmez. Ancak bu deneyimler çocukluktan beri devam ediyorsa ve günlük yaşamı etkiliyorsa, deneyimli bir psikologdan değerlendirme almak faydalı olabilir.\n\n\n\nBazen insanların hayatını değiştiren şey bir tanı değildir. Kendilerini yıllar sonra ilk kez gerçekten anlamaya başlamalarıdır.\n\n\n\nDr Firdevs Tat (Klinik Psikolog ve Klinik Nöropsikolog)\n\n\n\nGROW Clinical Psychology\n","83015-10a.jpg","2026-07-12T04:16:49",[],[192],{"sort":16,"image":193},{"id":194,"fileName":188,"fileType":156,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"ad55303a-2764-437e-b597-92b752b345b9",[],{"dynamicEntryValueId":170,"title":197,"slug":198,"description":199,"coverImageId":200,"viewCount":16,"createDate":201,"tag":4,"tags":202,"date":4,"sort":4,"categoryName":47,"categoryId":147,"totalCount":16,"author":4,"images":203,"files":207},"  MEŞGUL ÇOCUKLAR","kose-yazisi\u002F-megul-cocuklar","Tesisatçı olma kursundan diplomasını yenice almış gencecik bir çocuk geldi bize. Güler yüzlü, saçı itinayla taranmış, traş olmuş, gülümserken dişleri pırıl pırıl tertemiz bir gençti. Onunla biraz işi hakkında konuştuk, çok ...","931648fe-686e-4dfd-858e-e94b8d20786c.jpg","2026-07-11T00:00:00",[],[204],{"sort":16,"image":205},{"id":206,"fileName":200,"fileType":182,"altText":4,"height":16,"width":16,"sort":16},"931648fe-686e-4dfd-858e-e94b8d20786c",[],1784772756117]