KIBRIS TATLISI

Evet, bayramda olmazsa olmazımız baklavanın yanına bir değişiklik olsun diyerek Kıbrıs tatlısı yaptım. Anam ne güzel oldu, cevizleri azıcık irice kıtırlı olarak karıştırdım. Hiç bilmem diyen birisinin bile gayet kolaylıkla yapabileceği bir tatlı bu kadar mı güzel olur. Misafirlerim sırf meraklarından dolayı Kıbrıs tatlısını tercih ettiği için baklavamızdan önce bitti. Yaş kemale ermiş, sabahtan akşama kadar çook misafirimiz geldi. Tatlı yedik ama tatlı konuştuk mu emin değilim. Herkesin kafasında çok farklı düşünceler dolaşıp durduğu için o kadar değişik şeylerden konuşuldu ki üşenmedim herkesi dinledim, yazacağım çünki. Bu arada Kıbrıs tatlısı için İnternete bakınız hepsi birbirinin aynısı yığınla tarif var, çok kolay.

    Oruç tutmayan Avustralyalılar en çok bir ay açlığa nasıl dayandık, ona hayret edip bu konuda konuşup sorular sordular. Komşum Cristine bana “Eid Mubarak” mesajı yolladı bayramımızı tebrik etti. Bende onların Ester bayramını vakti gelince tebrik edeceğim. Avustralyalılar ellere desenlerle yapılmış kınayı öğrendiler ama benim ninemin yaptığı tarzda parmaklarıma yaktığım kınayı çok merak ettiler, sordular. Bende “Ramazan bayramı olduğu için ninem gibi kınalanıp süslendim” dedim. Böylece oruç ayının bittiğini birçok insana haber vermiş de oldum.

   Bu bayramın baş konusu petrol fiyatları ve savaşın ne zaman duracağı hakkındaydı. Herkes farklı bölgelerde en ucuz petrol nerelerde olabilir hakkında konuştu. Bir kamyon şoförü, pahalı alacakları petrolün farkını şirketlerinin onlara ödeyeceğinden haber verdi. Bazıları Avustralya savaştan uzak bir ülke olduğu halde petrolün neden pahalandığını çözemediğinden konuştu. Talebeler memnuniyetle petrol yetmeyeceği için okullarının tatil olmasını beklermiş. Herkes İran’da bombalanarak ölen masum kız çocuklarından da konuştu, herkes bu savaşın çabuk durması hakkında hemfikir ve duacıydı. En son motosiklet almak isteyen bir gence annesi “boş ver sen onu.. git kapıya bir at ya da eşek al bağla, yakında petrol biterse lazım olabilir” demiş ona güldük.

     Birkaç kişi bu sene hatimlerini tam vaktinde tamamladıklarına seviniyordu. Hanımlar daha çok Ramazan ayında kahvesizliğe dayanamadıklarından, bu yüzden çok baş ağrısı çektiklerinden, şükür artık kahvelerini içebildiklerinden bahsettiler. Bu sene günler uzun olduğu için iftara misafir alamadığından dertlenen de çoktu. Gece sabaha kadar uyumayıp iftarı yapıp çocukları okula gönderdikten sonra az bir zaman uyuduktan sonra tekrar çocukları okuldan almaya gittiği için uyku düzeni bozulan anneler tatlılarını yerken zombi gibi hep esneyip durdular. Bir genç hanım tatlısını yerken “saçlarım çok dökülmeye başladı, denediğim hiçbir şeyden fayda görmedim, en son doktorum “çeşmene filtre taktır, o su saçlarına iyi gelir” dedi. Sizce filtre taksam mı acaba?” diye sordu. Çay, su ve kahve dağıtırken kedi muhabbeti de çok oldu. Birisi gece vakti başka bir kedi onun kedisini yaralamış diye veterinere götürmüş. Amanıın.. bir vakit herkes kedisini yarıştırdı sanki.  Bir ara ev biraz tenhayken gelen genç aile koltukları boş görünce “Pembegül teyze, koltukları yenimi aldın, çok güzelmiş” dedi. “Yavrucuğum, sen daha önceki gelişinde kalabalıktan dolayı koltukları göremedin galiba, onlar alınalı çok oldu” dedim.

  Toz duman yatıştıktan sonra sıra geldi memleketteki büyüklerimizle bayramlaşmaya. Yengem bayramını tebrik etmek için aradığıma çok sevindi, yenilerde ölen kocası için “baş sağlığı” dilemeyen birkaç akrabaya çok darılmış kırılmış, “tavuk ölüsü mü bu..insan bir arar sorar” diye çok dert yandı. Ama benim arayacağımı da bekliyormuş, içimden “iyi ki aramışım” dedim. Çok sevdiğim öteki yengemi aradım. Başka akrabalarında bayram ziyaretindeymiş, “biraz eski günleri andık..torunlarından..yeğenlerinden falan anlattıktan sonra bayramda kızlarıyla beraber toplanmışlar hapishane ziyaretine gitmişler. Komiser olan damadını yedi aydır hapse atmışlar..KHK liymiş..” oda üzgündü. İzmir’i de aradım, abim “Pembegül, memleket bildiğin gibi değil, her şey çok bozuldu” dedi. Bende, Mersin’de İngiliz atını kavurma yapıp halka yedirdiklerini kastediyor sandım, abim “o yarış kazanmış kıymetli bir atmış, o daha bir şey değil..başka bir vatandaş dağlarda avladığı bütün domuzları kavurma yapıp camiden çıkanlara dağıtmış..herkese domuz yedirmiş..daha neler neler..” dedi. Bende ona bir ara “Melbourne yaşanacak ülkeler sıralamasında birinci seçilmiş” diyebildim. Ne yazık ki memleketten bizi arayıp bayramımızı tebrik eden neredeyse hiç kimse kalmadı. Herkeste bir dünya telaşı başlamış, biz aramazsak irtibatlar kopacak gibi. 

   Misafirlerime ikram izzetle meşgulken çocukları da kolladım. Annelerinden izin alıp kızların eline kınayla çiçek resmi yaptım çok sevindiler. Erkek çocuklarına minik arabalar, kızlara türlü hikaye kitapları almıştım onlardan seçip aldılar. Her eve bir uçurtma hediye dağıttım, boş vakitlerinde uçurtma uçursunlar bakalım. Ne kadar anlatsam bitiremem, Melbourne’ün bayramları bir başkadır yani. Geçmiş bayramınızı tebrik ederim.                                             

 Pembegül Abla

Benzer Videolar