Dünyanın birçok ülkesinde ne yazık ki cinsel tecavüz ve saldırı olayları, çoğunca haberlerin ilk sıralarında yer alır. Bu böyle diye ne tecavüzcüler yapacakları pislikliklerinden vazgeçerler ne de yasal işlemler işlemez hale gelir.
Yine dünyanın bazı ülkelerinde bu konuda kanun koyucular ve yasal işlemler de gerektiği gibi çalışır. Kimi ülkelerde de devletin yapması gereken yaptırımlar yapılmazken, kolayca işin işinden ‘idam isteriz’ deliliği ve akılsızlığıyla çıkılmak istenir.
Yukarıdaki örneklere bakılarak Avustralya, her ne denli yeterli olmasa da yasal anlamda daha olumlu bir bakış sergilerken, Türkiye gibi Ortadoğu ve 3. Sınıf ülkeler, işi idamla çözeceklerine inanırlar.
Geçtiğimiz haftalar içinde Adelaide Başpiskopos’u Philip E. Wilson, Newscastle’da yapılan bir duruşmada suçlu görülerek 12 ay ev hapsiyle cezalandırıldı. Suçunu oluşturan asıl neden, çocuk tecavüzcüsü bir papazın yaptıklarına göz yummak ve Polis’e haber vermemek. Şimdi, burada benim, sorun diye gördüğüm birkaç nokta var. Bir, niye ev hapsi? Wilson effendi, ben hastayım, durumum iyi değil diyor ama Başpiskoposluk görevinden ayrılmıyor, istifa etmiyor. Suçlu diye karar verildiği durum olduğunda, hiçbir manevi/duygusal tepki vermiyor ama ben işime devam edip, paramı almak istiyorum diyor.
Artık dini kisve altında böyle pislikler yapma devri geçti ve Federal Hükümet, Ekim ayında bu konuda ortak bir kararla (büyük olasılıkla muhalefeti de arkasına alarak), tecavüz mağdurlarından özür dileyecek. Zaten Meclis Soruşturmasıyla tazminat ve gerekli ulusal çaplı yasal değişiklikler yapılacak ve dini kurumların bu konudaki suskun olma hakları ve suçluları kollama yöntemine son verilecek. Umarım başta Kiliseler, dini tapınaklar ve okullar, din adamları kendilerine yeniden çeki düzen vermenin yollarına başlayacaklardır.
Öbür yanda tek sulta hükümeti ve erki, belki bilerek önayak olduğu kimi çocuk kaybı olaylarında, işin sonucunda siyasal hasımlarına dayanacak idam önerisiyle halkı galeyana getirerek kendince sert yapıyor. Son 16 yılın kadın ve çocuk ölümleri, tecavüz ve saldırı olaylarındaki yüzde bilmem kaçıncı artışın olduğu bir gerçeklikle, asıl üstüne düşen adam gibi ‘devlet’ rolünü ve sorumluluğunu yerine getirmekten kaçınıyor.Ve daha hazini, tüm dünyanın bildiği, istatistiklerin ortaya koyduğu noktada idam türü insanlık dışı yöntemleri sıradan halkı arkasına alarak gündeme taşıyor. Heyhat demekten başka hiçbir şey yok gibi.
Demek oranın halkı, insanı, kendisine layık olan yöntemi bulmuş, arkasına takılarak bilinmeyen bir yöne gidiyor… bakalım yol nereye çıkacak!
……..
Bu haftanın ikinci konusu, bu satırların yazarına ait, yani kendim…
36 yıllık profesyonel bir meslek yaşamımın sonuna doğru geldim artık. Emekli olmanın hem göreceli anlamda zamanı, hem de belki zaten olması gereken, yaşamın getirdiği bir gereklilik, ya da zorunluluk. Tabii, bunların içi gerek yaş anlamında, gerek sağlık anlamında gelinen konumum anlamında doldurulabilir. Aslında, önümüzdeki yılın ortalarına kadar çalışabileceğim düşüncesi hakimdi. Ama, başta sağlık alanında kimi sorunlarım, bu kararı almamda beni biraz zorunlu olarak bu noktaya getirdi.
Bu yazının yayınlandığı günün öncesinde Kaktüs Kitap Kulübü toplantısında, resmi anlamda son görevli konumum olacak ve sunum olarak, sonuçta bir kitap kulübüne de uyacak anlamda kitap, kütüphane, çok kültürlülük ve okuma alışkanlığımız üstüne birkaç söyleceğim şey olacak. Bu, bir anlamda hem kendimi sorguladığım, hem de herkesin önüne (istenir ki) açık alınla çıkıp yapıp-yapamadığım işlerin kısa bir dökümünü yapacağım samimi ve dürüst bir sunumum olsun istiyorum. Sonuçta yaptıklarım ya da yapamadıklarımla, başardıklarımla ve eksikliklerimle eleştiriye açık olacağım ve sıradan bir okuyucu olarak Kaktüs devam ettiği sürece ben de devam edeceğim. Kendi adıma, profesyonel anlamdaki konumumun ötesinde bu Kitap Kulübünde birçok anlamlı ve değerli yaşam unsurlarını buldum, öğrendim, anladım, bildiğimin sadece bilmediğimi bilmek olduğunun özetiyle bu günlere geldim, çok değerli dostlar edindim. Bunların daha da artarak devam edeceğine inancım var.
Belki, önümüzdeki haftanın konusu, bu geçtiğimiz Kaktüs toplantısındaki kimi anıları ve gelişmeleri sizlerle paylaşmak olabilir. Böylece, bir sonraki haftaya ne yazacağım konusunu (!) düşünmeyeceğim, ne mutluluk…!
Sydney-Avustralya
Dünya, 10 Temmuz 2018

1
“Müfredatta daha fazla çokkültürlü dil”
2
OKUL OTOBÜSÜ DEVRİLDİ Öğrenciler ağır yaralı
3
MH370 uçağını arama çalışmaları yeniden başlıyor
5
AN0M uygulaması üzerinden 55 kişiye gözaltı
6
YAŞIYOR MU! Aylar sonra kritik gelişme
7
Bizim evde suçlu yoktu ama hedef biz olduk
8
On Visiting Türkiye
9
Sydney’de bir kreş aniden kapatıldı!
10
Topluma Çağrı: Bilgi Alın, Hakkınızı Kullanın
11
ALACAKLISINIZ myGov hesabınızı kontrol edin
12
ÖLÜ BULUNDU Anne baba ve iki çocuk
13
Victoria’da 72 Saatlik Kabus: 9 Can Kaybı
14
Avustralya basketbolunda ilk! Irkçılığa Tutuklama!
15
Turist Saldırısında Coolaroo’dan Tutuklama