Faiz Artışı İhtimali Güçlendi
Avustralya’da Enflasyon Beklentileri Aştı: Faiz Artışı İhtimali Güçlendi
Avustralya’da enflasyonun yeniden beklentilerin üzerine çıkması, Reserve Bank of Australia’nın (RBA) önümüzdeki hafta faiz artışına gitme ihtimalini güçlendirdi. Australian Bureau of Statistics (ABS) verilerine göre, tüketici fiyatları Aralık 2025’e kadar olan 12 aylık dönemde yüzde 3,8 arttı.
Bu oran, Kasım ayında kaydedilen yüzde 3,4’lük yıllık artışın üzerinde gerçekleşti. Aylık bazda ise Consumer Price Index (CPI) Aralık ayında yüzde 1 yükseldi. Ekonomistler, verilerin RBA üzerindeki baskıyı artırdığı görüşünde.
RBA’nın yakından takip ettiği “trimmed mean” olarak bilinen çekirdek enflasyon göstergesi, Aralık ayında yıllık bazda yüzde 3,3’e yükseldi. Bu oran, bir önceki ay yüzde 3,2 seviyesindeydi. Çeyreklik verilere göre ise CPI, Aralık çeyreğinde yüzde 0,6 artarken yıllık bazda yüzde 3,6’ya ulaştı.
Faiz kararı öncesi kritik hafta
RBA, 2026 yılının ilk para politikası toplantısını önümüzdeki hafta Pazartesi ve Salı günleri gerçekleştirecek. Kurulun faiz kararını Salı günü açıklaması bekleniyor. Westpac ve ANZ ekonomistleri, açıklanan verilerin ardından faiz tahminlerini değiştirerek, RBA’nın politika faizini 0,25 puan artıracağını öngördü. Dört büyük bankanın tamamı da artık bir faiz artışı bekliyor.
Westpac Baş Ekonomisti Luci Ellis, olası bir artışın tek seferlik olabileceğini belirterek, bunun yeni bir uzun vadeli faiz artış döngüsünün başlangıcı olmayabileceğini ifade etti. Ellis, RBA’nın artış sonrası “bekle-gör” yaklaşımı benimseyebileceğini kaydetti.
Capital Economics’ten Abhijit Surya ise enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesinin faiz artışını “neredeyse kesin” hâle getirdiğini belirtti.
Jim Chalmers üzerindeki siyasi baskı
Enflasyon verileri, Treasurer Jim Chalmers üzerinde de siyasi baskıyı artırdı. Chalmers, yüksek enflasyondan hükümet harcamalarının sorumlu olduğu yönündeki eleştirileri reddederek, verilerin özel sektördeki canlanmayı yansıttığını söyledi.
Chalmers, bütçe politikalarının sorun olması durumunda geçen yıl üç faiz indiriminin gerçekleşmeyeceğini savundu. Ancak ekonomistler, faiz artışının hane halkı üzerindeki etkisinin kaçınılmaz olacağı görüşünde.
Mortgage sahipleri için faiz artışı ihtimali, son aylarda beklenen rahatlamanın tersine dönmesi anlamına geliyor. Analistler, faiz artışının “yaşam maliyeti” baskılarını yeniden siyasi gündemin merkezine taşıyabileceğini belirtiyor.
Konut maliyetleri en büyük etken
ABS verilerine göre, son 12 ayda enflasyona en büyük katkıyı konut maliyetleri yaptı. Konut fiyatları yıllık bazda yüzde 5,5 arttı. Özellikle elektrik fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekti.
Elektrik maliyetleri, Aralık ayına kadar olan 12 aylık dönemde yüzde 21,5 arttı. ABS, bu artışın büyük ölçüde Queensland ve Western Australia’da uygulanan eyalet desteklerinin sona ermesinden kaynaklandığını belirtti. Devlet destekleri hariç tutulduğunda, elektrik fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 4,6 olarak hesaplandı.
Gıda ve alkolsüz içecek fiyatları da yüzde 3,4 artarak enflasyona en fazla katkı sağlayan ikinci kalem oldu.
Hane halkı üzerindeki etkiler
Artan konut ve yaşam maliyetleri, özellikle sabit gelirli kesimleri zorlamaya devam ediyor. Melbourne’un Pascoe Vale bölgesinde yaşayan 74 yaşındaki Kevin, artan kiralar nedeniyle evini terk etmek zorunda kaldığını söyledi.
Kevin, özel bir evden destekli konuta taşınarak aylık yaklaşık 80 dolar tasarruf edeceğini belirtti. Elektrik desteklerinin yardımcı olduğunu ifade eden Kevin, buna rağmen market fiyatlarının sürekli arttığını söyledi.
RBA’nın önündeki denge
Ekonomistler, RBA’nın enflasyonu kontrol altına almak ile istihdamı korumak arasında zor bir dengeyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. RBA Deputy Governor Andrew Hauser, merkez bankasının enflasyonu bir ila iki yıllık perspektifle değerlendirdiğini daha önce açıklamıştı.
BDO Baş Ekonomisti Anders Magnusson, enflasyonun iki çeyrektir RBA tahminlerinin üzerinde seyretmesinin faiz artışı ihtimalini önemli ölçüde artırdığını söyledi. Magnusson’a göre, olası bir artış, RBA’nın enflasyonu geçici bir sapma olarak değil, daha kalıcı bir risk olarak gördüğünü gösterecek.