• Dunya News
  • Emrah Yağlı – TÜM DÜNYA KADINLARINA SELAM OLSUN

Emrah Yağlı – TÜM DÜNYA KADINLARINA SELAM OLSUN

ABONE OL
March 7, 2018 23:35
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba değerli Dünya okurları. Geçtiğimiz hafta Avustralya’da hükümet ortakları ulusalcıların başkanının istifasıyla rahat bir nefes aldılar. Şimdi de özellikle kırsal kesimden oy kapma ve destek arama yarışı başladı. Ulusalcıların, daha milliyetçi olarak tanımladıkları ve göçmen oranı düşük, Avustralyalıların yoğunlukta yaşadığı Queensland gibi eyaletlerde, hem yeni ulusalcı lider için hem de bir dahaki seçimler adına oldukça yoğun bir destek arayışına girdikleri belirtiliyor siyasetçiler tarafından. Özellikle Liberallerin İşçi partisine karşı oy kaybetme kaygılarının korktukları kadar olmadığı ve özellikle ekonomik politikalarda aldıkları eleştirilere kulak verip, bir dizi yeni düzenlemeyle orta sınıfın desteğini almayı amaçladığı gelen bilgiler arasında. Gelişmeleri hep birlikte izleyip göreceğiz.

Bu ayın 8’i dünya emekçi kadınlar günü. İlk olarak 1910 yılında resmi olarak kabul edilmiş ve kutlanmaya başlamış. Tarihsel olarak çıkış noktası ise 8 Mart 1957’dir. Newyorkta çalıştıkları fabrikalarda kötü çalışma koşullarını protesto eden neredeyse kırk bin Kadın çalışanın grev kararına karşın, işverenin onları çalıştıkları yere kilitlemesi ve çıkan yangında 120 kadın işçinin ölmesinin ardından cenaze törenlerinin adeta bir hak adalet arayışı ayaklanmasına dönüşmesiyle başlamıştır.

1910 yılında burada ölen kadınların anısına dünya kadınlar günü olarak anılması kararlaştırılmış fakat asıl 8 Mart günü ilk 1921’de belirlenmiştir. İlk yıllarda daha çok doğu bloku ülkelerinde kutlanan gün 1977’de birleşmiş milletler tarafından da dünya emekçi kadınlar günü olarak kabul edilmiştir. Türkiye’de ise 1975 yılından beri bazen resmi zaman zaman da gizli kapaklı kutlanmaya devam etmiş. Erkekler çok mu almış hakkını da kadınlara böyle bir gün verilmiş kutlamaları için diye düşünenler mutlaka olacaktır. Bence daha çok, bu erkek egemen dünyada kadının çalışma ve toplum hayatındaki yerine biraz olsun bir vurgu yapmak adına belirlenmiş bu gün.

Kültürel, demokratik, sosyal evrimlerini tamamlayamamış toplumlarda, kadının bırakın emeğinin karşılığını almayı, çalışma hayatına katılması, bir birey olarak kaile alınmasının bile nimet sayıldığını varsayarsak bir gün bile kadının varlığına vurgu yapılmasının önemini daha iyi kavrarız. Ortadoğu, Afrika gibi 21. yüzyılda her yönden gerilemekte rekordan rekora koşan toplumlarda kadınların yaşadıklarını hepimiz az ya da çok biliyoruz. Özellikle son yıllarda egemenlerin her gün değişik bir orta oyunu sergilediği Arap yarımadasında yaşanan her kargaşada insan olarak aşağılanan, yeri geldiğinde haraç mezat satılan, bedeni düşmana helal sayılarak tecavüze uğrayan, ana, eş, kardeş kadınlara ne ifade ettiğini sorarsanız bu günün inanın bunun cevabı kimsede yok. Bendeki cevabı insanlık adına utanma. Biz ve bizimki gibi toplumlarda yüz yıllardır cinsel, dinsel, inançsal, kültürel olarak hep eksik, hep kusurlu, hep aciz görülen kadınların hayatında her gün 8 Mart olsa ne değişir diye düşünürsek evet belki de hiçbir şey değişmez. Ama toplumsal bilinçlenme açısından ucundan kenarından bir aydınlanma olursa o bile yeterlidir diye düşünmek gerekir sanırım.

Özellikle Cumhuriyet sonrası kazanımlarıyla bilhassa Arap hemcinslerine karşı çok büyük fark atan Türk kadınının, bu günkü geldiği yere bakınca, din ve erkek egemen kültür etmenlerinin ne kadar etkili olduğunu ve toplumun tamamının bunların etkisiyle ne hale geldiğini çok açık görebiliyoruz. Kadın cinayetlerinde, tacizde, tecavüzdeki artış neredeyse her yıl ikiye katlanan ülkemizde, kadının toplumdaki yerinin evinden başka bir yer olmaması, tek üretkenliğinin de çocuk doğurması olması gerekliliği mantığı her geçen gün daha çok yerleşmekte. Kadının yaşam alanını türlü bahanelerle kısıtlayıp, üretkenliğini engelleyerek toplumda ikinci sınıf, yani erkeğe, kocaya, babaya muhtaç hale getirmeye çalışmak yeni bir şey değil. Demokrasiden, sosyal adaletten sıkıntısı olan her toplumda ilk hedef çoğunlukla kadının üretkenliğidir bence. Eğitimli, bilinçli, üretken sorgulayan bireylerden her zaman rahatsız olanlar olmuştur. Emekçi kadınları pasifize etmeye çalışmak da bu korkunun eseridir. İşte bu yüzden 8 Mart sadece kadının emeğine sahip çıkması açısından değil, birey olarak toplumsal bilinci sağlamlaştırmak adına da önemlidir.

Esasında toplumun yükünün çoğunu taşıyan ama gerek emeğinin karşılığını almakta gerekse toplumdaki yeri giderek geriletilen ya da tamamen yok sayılan kadınların, üretime katılması, ekonomik olarak bağımsızlığına kavuşması, eğitim ve öğrenimde, iş hayatında eşit imkanlara sahip olması insan hakkı olarak şarttır. Özellikle çağımızda belirli yerlere gelmiş, mevki makam sahibi diye tanımlayabildiğimiz kadınların bile erkek egemen sistemlerde kendilerini ifade, hak arama konusunda ne denli yetersiz ve çaresiz bulduğunu yapılan araştırmalardan görüp öğrenebiliyoruz. Hal böyleyken feodal kültürlerde yaşayan, eğitim seviyesi düşük, ekonomik özgürlüğü olmayan kadınların durumu bir de üstüne mahalle baskısı eklenince varlığıyla yokluğu bir durumuna geliyor. Yeri geldiğinde cennetin ayaklarının altında olduğunu söylediğimiz kadınların, çoğu zaman eksik etek, kaşık düşmanı muamelesi gördüğünü yaşarken görebiliyoruz. İşte, evde, sokakta hep başkalarının çizdiği sınırlarla yaşamak zorunda olan ve bu sınırlar semte ile hükümetlere göre değişkenlik gösteren kadınların problemi toplumsal sosyal adalet kavramının gelişmesiyle ancak çözüm bulabilir. Bunun içinde eğitim, kültür ve ekonomik olarak kalkınma şarttır. Yani 8 Martta kadınların haklarının hatırlanması iyi ve güzel ancak devamında top yekûn bir bilinçlenme gerekmektedir.

Değerli dostlar 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü tüm dünya kadınları için kutluyoruz ve tüm dünya halklarının barış ve adalet içinde yaşamalarına dair tüm umutlarımızı saklı tutuyoruz.

Dostça kalın

 

Yazar Hakkında

admin
admin

En az 10 karakter gerekli