Emrah Yağlı – ORDAN BORDAN

Merhaba değerli Dünya okurları. Türkiye yeni hükümet ve kadrosuyla sorunlarla boğuşmaya devam ediyor. Geçen haftadan beri değişen tek şey doların birazda olsa geri adım atmış olması. Şimdilik tabi. Dışarıdan alınan yardımlarla ve vatandaşların devlete destek çıkıp dolara ve dövize rağbet etmeyip ellerindekini Türk Lirasında değerlendirmeleri sonucu biraz nefes alındı. Destek deyince yanlış anlaşılmasın, iş gene küçük esnafa, memura düştü. Yoksa hem gazetelere çarşaf çarşaf milli, manevi değerleri coşturacak ilanlar verip, bir taraftanda parasına para katmak için dövizin yükselmesini izleyen iş adamları değildi taşın altına elini koyan. Bir de vefalı Arap dostumuz Katarın yardımı. Artık iyilik olsun diye mi yoksa Türkiye‘deki yatırımları zarar görmesin diye mi yaptı bilinmez ama yaptı. Şimdi asıl önemli olan Emlakçı Trump‘ın kafası ne zaman yerine gelir de Türkiye‘nin stratejik önemini, bölgedeki işlevini hatırlar bunu beklemek. Ya da beklemek yerine bunları hatırlatmak daha iyi olur diye düşünüyorum. Hem ABD‘ye hem de tüm dünyaya. Nasıl mı? Şöyleki ne kadar değerli kaynaklara sahip olduğumuzun biz farkında olmasak da dünya farkında. Mesela bor madeni. 2017 yılında Türkiye‘de 2.2 milyon ton bor madeni çıkarılmış ve bunun neredeyse yüzde seksenbeşi ihraç edilmiş, yurtdışına satılmış. Benim bildiğim Japonlar bir kilo boru yakıt olarak işlediklerinde bir arabayı yaklaşık 6000 kilometre yürütebiliyorlar. Dünya rezervinin % 72 si bizde. Bor madenini çıkarıp ham madde olarak satıyoruz. İşlemeden!! Mesela ABD‘ye sattığımız ham madde olan boru 500 bin dolara satıyoruz, Amerikan şirketi bunu işleyip 6 milyon dolar para elde ediyor. Yani neredeyse 12 kat para kazanıyor. Bor neredeyse değişik 450 sanayi dalında kullanılıyor. Kozmetikten, roket yakıtına kadar aklınıza gelebilecek her yerde. Şimdi, bizde bir sabah kalkıp canımız çok sıkıldı bundan böyle 6 ay bor satmayacağız, nasılsa öylede battık böyle de, hazır canımız sıkılmışken boğazları da kapattık kimsenin gemisini geçirmiyeceğiz tamirat var desek ne olur acaba? Nemi olur, bence çok güzel olur. Bizimle istediği gibi, istediği yerde ekonomik sosyal top gibi oynayanlara güzel bir ders olur. Ortadoğu‘da bize hem jandarmalık yaptıran hem de bak Suriye gibi, Irak gibi yaparız diye tehdit eden süper güçler bak nasıl kendine geliverir. Bizim ekonomik beceriksizliğimizin dışa bağımlı politikalarımızın elbetteki bugünkü durumda %70 etkisi var, ama saydığımız ülkelerin ali cengiz oyunları bu gün olduğu gibi yıllardır başımızı tokmaklamaya devam ediyor. Gerçekten bu tür yaptırımları biraz olsun hayata geçirsek inanın durumumuz bu günkünden çok farklı olur. Kendi kaynaklarımızı bilinçli adam akıllı kullansak şu ankinden çok daha iyi durumda oluruz. Tabiki herşeyden önce devleti, milleti düşünen bir yönetim kadrosunun titiz ve disiplinli çalışmalarıyla gerçekleşir bunlar. Haftalardır Türkiye‘den başka bir şey yazmıyorsun diyenler olabilir. İnanın bu ülke insanının yaşadığı sorunlar boyunu aştı. Herkeste bir tedirginlik, herkeste bir belirsizlik almış gidiyor. Hal böyle olunca biz de dilimiz döndüğünce sorunları sizlerle paylaşmktan başka birşey düşünemiyoruz. Bizim gibi aynı darboğazdan geçen Yunanistan gibi ülkeler uyguladıkları politikalarla neredeyse düze çıktılar. İlk başta devletin içinden başladı tasarruf. Gereksiz bütün masraflar kesildi. Bilmem kaç bin tane devlet görevlisine ait makam aracı satıldı parası hazineye aktarıldı. Milletvekilleri kendi masraflarını kendileri ceplerinden karşılamaya başladı. Demem o ki bizde herşeyden önce müsrifliğin önüne geçilerek başlangıç yapılabilir. En son iki gün önce meclis milletvekillerine yirmişer bin lira bayram ikramiyesi verme kararını bir saatte onayladı. Çok ihtiyaçları vardı iyi oldu. Yapılan son yasa değişikliği ile iki sene milletvekilliği yapan ömür boyu vekillikten emekli maaşı alacak. Aslında kavram kargaşası burada başlıyor. Bizimki gibi ülkelerde meclis çatısı altına bir kere girebilmek en karlı iş olarak algılanıyor. Devlete millete hizmet ikinci sırada geliyor. Seçildiği bölgeye belki senede bir gidip şöyle bir görünen, sorunlarını sizle bizle birlikte gazetelerden, medyadan takip eden vekil modeli sanırım sadece bizde var. Amacım kimseyi karalamak ya da kötü göstermek değil ama eğer bir ekonomik kemer sıkma politikası uygulanacaksa önce devletteki gereksiz müsrifliklerden başlanmalıdır bence. En küçük belde belediyesinden, devletin tepesine yani milletvekillerine kadar herkes üzerine düşeni yapsa inanın çok büyük tasarruf yapılır. Bu tasarruflarlada zırt pırt öz kaynak satmak yerine, doğru yatırımlarla daha az dışa bağımlı bir ekonomimiz olur. Tabi bunlar bizim kendi çapımızda iyi niyetli temennilerimiz. Görünen köy misali kılavuza ihtiyaçsız herşeyin farkındayız aslında millet olarak. Adam sendeciliği, kaderciliği birazcık bir kenara bıraksak çok işler başaracağız aslında. Bilgiyi reddetmesek, mantığımızla hareket etsek, sorgulasak daha biliçli olacağız. Bu en son kriz gösterdi ki memlekete sahip çıkmaya çalışanlar gene orta gelire sahip idealist kesim. Yoksa köşe dönücelerin, bir gecede zengin olanların çok da umurları olmadı bu durum. Onlar her dönemin adamı olduğu için öyle ya da böyle başlarını kurtarıp paralarını katlamayı başarıyorlar. Herkesin bilmesi gereken bu gemi batarsa hepimiz batarız. En pahalı kamarada kalan da, gemideki miço da. O yüzden kişisel çıkarları bir kenara bırakıp düze çıkmanın yollarına bakmalıyız. Tepeden tırnağa. Dostça kalın.
Benzer Videolar