DUALARDA BULUŞALIM

İzmir’deki anne ve baba oğullarını Melbourne’ye yolcu ederken yürekleri endişeyle karışık hüzünle atıyordu. Yavrularını hiç bilmedikleri, çok uzak bir ülkeye uğurlamak zor gelmişti. Kısa bir zamanda bütün formaliteler tamamlanmış gidiş izni apansız çıkmıştı.  Yemeyip yedirip giymeyip giydirip yetiştirdikleri ciğerparelerini bir meçhule uğurlamak anne-babanın uykularını huzurlarını kaçırmaya yetmişti. Öyle ya, oralarda kim buna kol kanat gerecek, kimler aç mı tok mu bilip kollayacak diye düşünüp durmaktan zihinleri yorgun düşmüştü. Çaresiz seccadelerine yüz sürüp Rablerine sığındılar hem kendi çocuklarına hem de bütün gurbete giden evlatlara dua dua yalvarıp “Allah’ım sen yavrumuzu koru… Onu hayırlı kullarınla karşılaştır… Onu kötülüklerden koru Allah’ım” diye diye yolcularını uğurladılar.

    Avustralya yollarına düşen Mahir anne-babası kadar endişeli değildi. Oraya önceden gitmiş bir arkadaşıyla görüşmeleri vardı. Onunla konuştuğuna göre kalacak yeri olacaktı. Hemen iş bulup çalışmaya başlarsa fazla sıkıntı çekmeyecekti. Biraz İngilizcesi de olduğundan pek endişeli değildi. Ama ardında onu çok seven, bekleyen birisini bırakıp ta yollara düşmüştü. En geç “altı aya kadar gelirim, evleniriz, Melbourne’ye beraber geliriz” diye anlaşmışlardı. Yerleştikten sonra iş de buldu. Hem çalışıp hem okula giderken aklı hep bu kavuşmanın nasıl olacağıyla meşguldü. O da ellerini açıp dualarla Rabbine sığındı. Detayları kestiremeden “Allah’ım beni sevdiğime burada kavuştur İnşaallah” diye diye günleri dualarla niyazlarla birbirine ekledi.

    Geldikten birkaç ay sonra Mahir nişanlısının tanıdıkları olan bir aileye tanışmaya, ziyarete gitti. Ağzı dualı yaşlı amca ve teyze onu samimiyetle karşılayıp halini hatırını sordular. Melbourne’ye yenilerde geldiği için ona güzel nasihatlerde ve tavsiyelerde bulundular. Mahir onlara işinden, gücünden, nişanlısıyla evlenmeye gideceğinden hatta o zamana kadar münasip bir ev bulması gerektiğinden falan anlattı. Mahiri dinledikçe çocuğun birçok ihtiyaçları vardı ve bunlara onların gücü yetemeyeceğini bilip her şeye gücü yeten Allah’a dua etmeye başladılar.  Hani Hazreti İsa Aleyhisselam “birbirinize temiz günahsız ağızlarla dua edin” demiş ya, yaşlı amca ve teyze temiz yürekle Mahir için “Allah’ım bu kulunun sıkıntılarını gider, onu hayırlısıyla evine, işine  ve eşine kavuştur Allah’ım diye diye dualara devam ettiler.

     Nişanlısının geleceğini bekleyen gelin kızında Allah’tan duaları vardı. Bir anda ailesini evini bırakıp bilmediği bir şehre gelin gidecekti. İster istemez her fırsatta adeta Rabbiyle konuşuyordu “Allah’ım orada evimiz olacak mı… kimsemiz olmadan oralarda nasıl yaşarız… bari iyi bir komşum olsa… iş bulabilsem… okulum nasıldır…” diye diye devamlı dilinde duayla geçti günler vee nişanlısı söz verdiği gibi geldi, evlendiler. 

    Gün döndü devran döndü altı ay sonra yollar açıldı Mahir evlenmek için memleket yollarına düşecekti. Evlenip gelecekti ama ev bulmak çok zordu. Yaşlı teyze ve amca yakın bir yerlerden onun için devamlı ev bakıyorlardı ama hiç birisi olmuyordu. Allah denk getirecek ya, aynı zamanda Sunshine semtinde küçücük bir flatın sahibi de kendi dilinde evi hakkında duadaydı. Önceki kiracı hem kira ödememiş hem de evini berbat vaziyette bırakıp kaçıp gitmişti. Evi yeniden toparlayıp düzeltmek çok zor ve masraflı olmuştu. Kiracıyla anlaşırken karşındaki iyimi kötümü bilemiyorsun ki.  Bu yüzden her şeyi bilen Rabbine sığınıp Ondan “Ne olur Allah’ım bana evimi temiz tutup, kirasını vaktinde ödeyecek bir kiracı nasip et” diyerek devamlı istiyordu. Nitekim dualar kabul olmuş ki Mahir İzmir’e uçarken anlaşma oldu ve evin anahtarları yaşlı aileye teslim edildi. Tamda o günlerde bir evin sakinleri evlerini boşaltıp başka bir şehre gideceklerinden eşyalarını parasız verecek insan aradıklarından evin tertemiz eşyalarının bir kısmı Mahir gile nasip oldu. Dualar çok güzel işliyordu, yeni evliler gelmeden evleri lazımlı bütün eşyalarıyla hazır haldeydi. Sonuçta ev sahibi için çok iyi bir kiracı oldular.

   Mahirler’in yerleşeceği flatın yanında oturan Pakistanlı aile boş eve eşyalar getirildikçe yeni gelecek komşunun iyi insanlar olması için duaları vardı. Genç hanım çok sonradan “Pakistan’dan gelip bu flata yerleşeli bir sene olmuştu. Eşim işine gittikten sonra çok yalnız kalıyordum, konuşup anlaşacağım bir insana ihtiyacım vardı. Eve eşyalar taşınırken “Allah’ım ne olur bize hayırlı bir komşu nasip eyle” diye dualar ederdim. Sizinle komşu olduğumuz için çok mutluyum, Allah’a hamdolsun” diye “hayırlı komşu” duasından anlattı.

    Rabbimiz biz kullara “duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz vardı” diyor. Sevgili Peygamberimizde “ayakkabınızın bağı kaybolsa duayla Allah’tan isteyin” diyerek bizi dua etmeye teşvik ediyor değil mi? Kimin duasının kabul olacağını Allah bilir, hep beraber güzel dualarda buluşmak dileklerimle hoşça kalın.

Pembegül Abla          

Benzer Videolar