Avustralya için kritik haftalar başlıyor
Avustralya, küresel petrol arzındaki daralmanın etkilerini henüz doğrudan hissetmese de, uzmanlara göre ülke önümüzdeki haftalarda kritik bir döneme girebilir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından fiilen kapanan Hürmüz Boğazı, Asya’daki rafinerileri alternatif petrol kaynakları aramaya zorladı.
Şu ana kadar Avustralya’da akaryakıt fiyatları küresel petrol fiyatlarına paralel olarak yükselirken, mevcut stoklar ve tedarik zincirindeki gecikmeler nedeniyle fiziksel bir kıtlık yaşanmadı. Ancak sektör temsilcileri, bu durumun kısa süre içinde değişebileceğini belirtiyor.
Avustralya, petrol ürünlerinin yüzde 80’den fazlasını yurt dışından temin ediyor. Ülkede yalnızca iki rafineri faaliyet gösterirken, benzin, dizel ve jet yakıtının büyük bölümü Güney Kore, Singapur, Malezya ve Çin’deki rafinerilerden sağlanıyor. Bu ülkeler ise ham petrolün önemli kısmını Orta Doğu’dan, büyük ölçüde Hürmüz Boğazı üzerinden alıyor.
Enerji araştırma şirketi MST Marquee’den Saul Kavonic, bölgenin “kritik bir döneme yaklaştığını” ifade ederek, Avustralya’nın tedarik zincirinin en sonunda yer almasının ülkeyi savunmasız hale getirdiğini söyledi. Kavonic, “Ticaret ortaklarımıza, sınırlı yakıt içinde öncelik vermeleri için güveniyoruz. Ancak her ülke önceliği kendi vatandaşına verecektir” dedi.
Petrol taşımacılığındaki gecikmeler de krizin etkilerinin henüz tam hissedilmemesinin nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Irak’tan 26 Şubat’ta yola çıkan ve yaklaşık 2 milyon varil petrol taşıyan Eagle Vellore adlı tanker, Hürmüz Boğazı kapanmadan önce geçiş yapan son gemilerden biri oldu. Geminin yükünün değeri yolculuk sırasında yaklaşık 130 milyon dolardan 220 milyon doların üzerine çıktı.
Asya’daki rafineriler ise alternatif petrol kaynakları arayışına girmiş durumda. Ancak farklı bölgelerden gelen ham petrolün özelliklerinin değişmesi, rafinasyon sürecini zorlaştırıyor. Singapur merkezli S&P Global Ratings analisti Pauline Tang, alternatif petrol temininin daha yüksek maliyet ve daha uzun nakliye süreleri anlamına geldiğini belirtti.
Tang, “Rafineriler faaliyetlerini sürdürebilse bile, Avustralya dahil müşterilerin daha yüksek fiyatlar ödemesi kaçınılmaz” dedi. Uzun süreli bir kriz durumunda ise üretimin yavaşlayabileceği ve bunun yakıt kıtlığını artırabileceği ifade ediliyor.
Bazı Asya ülkeleri iç piyasayı korumak için ihracatı sınırlamaya başladı. Çin, Vietnam ve Tayland rafine ürün ihracatını durdururken, Güney Kore ihracata üst sınır getirdi. Uzmanlar, bu durumun Avustralya gibi ithalata bağımlı ülkeler için risk oluşturduğunu belirtiyor.
Öte yandan, ABD’den Avustralya’ya yönelik yeni yakıt sevkiyatlarının planlandığı bildirildi. Ancak ABD’nin ihracat kısıtlaması getirme ihtimali, küresel piyasalarda belirsizliği artırıyor.
Avustralya hükümeti, mevcut yakıt sevkiyatlarının Nisan ortasına kadar güvence altında olduğunu açıkladı. Ancak bu tarihten sonrası için hem fiyatlar hem de arz konusunda belirsizlik sürüyor.
Uzmanlara göre, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sini etkileyen bu gelişmeler, büyük ölçekli bir enerji krizi riskini gündeme getiriyor.