• Dunya News
  • AHBAPLIK MI, EĞİTİM Mİ? NEPOTİZM VE MERİTOKRASİ

AHBAPLIK MI, EĞİTİM Mİ? NEPOTİZM VE MERİTOKRASİ

ABONE OL
January 12, 2021 22:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ahbaplık, eş dost, teyze, amca, dayı ‘Tanıdık’ – Eğitim, bilgi birikimi, liyakat ‘Yetenek’

  1. yy sonlarına dayanan nepotizm kavramı, Katolik papalarının yakınlarına birtakım torpiller geçmesiyle oluşmuştur. Hayatlarını yaratıcıya, kutsal olana adamak için, adaylar üç büyük yemin eder; fakirlik, üstlerine itaat ve iffet yemini… Fakirlik yemininden dolayı varlıklı olamazlar ya da iffet yemininden dolayı evlenezmezler; fakat evlenemeyen ya da ‘hayatları boyu varlıklı olmama’ yemini eden bazı papalar yeğenlerine birtakım ayrıcalıklar sunmuşlar. Belki mevki sahibi insanların çocuklarıyla evlendirmişler onları ya da onlara üst düzey, kilit işler bulmuşlar. Ingilizce ‘nephew’ ve Latince ‘nepot’ kelimleri de oradan geliyor, yani ‘yeğene torpil geçme, yeğen kayırma’ gibi. Zamanla anlamı genişlemiş nepotizmin; hemşericilik, akrabacılık, ahbaplık, mezhepçilik, lobicilik, cinsiyetçilik…

Uzmanlar ‘nepotizm’ in temelinde yatan davranışı tanımlamada ikiye ayrılıyor; bazılarına göre bu içgüdüsel bir davranış, tıpkı hayvan sürülerindeki ‘Kin Selection’ yani sürüsünü koruma ve kayırma davranışı ve bazılarına göre ise bu bir seçilmiş davranış tipi. İçgüdüsel, duygusal; insanların makam ve mevkilerinden aldıkları gücü kötüye kullanmaları ve ‘kendi’ akraba, eş dostlarını kayırması. Seçilmiş bir davranış tipi, ne içgüdüsel ne de duygusal. Tamamen isteğe dayalı yani.

Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin çok büyük bir sorunu olmakla birlikte, nepotizm aslında bütün dünyanın sorunudur. Bürokrasi ve özel sektörde yaşanan nepotizm, araştırmalara göre olumlu sonuçlarının yanında, genel olarak birçok olumsuz sonuca sebep oluyor. Olumlu olması, sadece bireyden bireye değişen bir durum. Örneğin, bir aile şirketinde, donanımı, bilgi birikimi ya da yeteneğiyle birlikte, belli bir mevkiye ahbaplık ilişkisinin yardımı ile konumlandırılmış bir kişi, şirkete kendini daha fazla adayabiliyor ya da daha özverili çalışabiliyor. Dolayısıyla bu hem o kişi, hem çalıştığı şirket hem de diğer şirket çalışanları için olumlu bir sonuç oluyor. Daha adil gözükebiliyor. Fakat genel itibariyle nepotizm, her zaman böyle sonuçlar doğurmaz.

Nepotizm kavramı haliyle akıllara ‘meritokrasi’ kavramını getiriyor. Nedir ‘meritokrasi’, yeteneğin, eğitimin, zekanın, bilgi birikiminin söz sahibi olduğu, esas alındığı yönetim biçimi. Yani liyakat ‘en önemli’ olan. Bu kavram, 1950’ler de ilk olarak, sosyolog Micheal Young’ın Meritokrasi’nin Yükselişi adlı eserinde kullanılmış; fakat bu kavramın tarihi oldukça eskilere dayanıyor. Kavramsal olarak varlığı değil; ama yapılan uygulamalar bağlamında meritokrasi Han dönemi Çin’ine kadar uzanıyor. Avrupa’ya Orta Çağ’dan sonra İngilizlerin aracılığıyla geliyor bazı meritokratik uygulamalar. Napoleon, Fransa’da, kan bağına, akrabalık ve ahbaplık ilişkilerine göre yükselmeyi yani nepotizm kavramını işaret eden yönetim şeklini, meritokratik rejim uygulamalarıyla sonlandırmış. Aydınlanma Çağı düşünürleri, yazarları eserleriyle bu kavramı pekiştirmiş o dönemde. Yetenek ve liyakat baki, arkadaşlık ve ahbaplık hatta kan bağı fani. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ‘devşirme’ sistemi de bir meritokrasi örneği olabilir. Saray mensubu kişilerin, akrabalarından ya da tanıdıklarından ziyade, yetenek ve alınan eğitim ile öne çıkabilme sistemi, devşirilen bir grup insanı kapsamıştır ve bu insanlar, aslında o geniş akrabalık ağından olmayan insanlar. Zekalarıyla komutanları etkilemiş, üst düzey mevkilere yükselmiş bu insanlar. Bu durum Türkiye Cumhuriye’tine de yansımıştır. Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan gibi isimler meritokratik uygulamalar etrafında siyasi varlıklarını sürdürmüşler. Ama yine de çoğu hükümet ve politikaları, özel sektör yapısı ve ne yazık ki akademiler çoğu zaman liyakate gereken önemi vermemişlerdir. Belli bir dönemde, Türkiye siyasi tarihinde, ‘nepotizm’ maalesef yükselişe geçiyor. Kamu yönetimi, memurluk, özel sektör, akademiler… Devletin, şirketlerin, üniversitelerin yetenek ve bilgi ölçme araç gereçleri elbette var. İsmi her sene değişkenlik gösteren, birbirinden özel ve güzel (!) sınavlarımız var aslında. Ama yöntem, yöntem olarak kalamıyor. Layığıyla varlığını sürdüremiyor. Mesela sınav soruları çalınabiliyor, dağıtılabiliyor. Düşünsenize, insanların günlerce, aylarca hatta yıllarca emek vererek, çalıştıkları, tırnaklarıyla kazıyarak geldikleri o bilgi birikimi ve eğitim seviyesinde, yarıştığı kişilerin ellerinde o beklenen büyük sınavın soruları var! Ya da insanlar görevlerinden alınabiliyor, rasyonel olmayan sebeplerle emekli edilebiliyorlar. Yerlerine, yerleri doldurulamayacak ve hatta vasıfsız denilebilecek insanlar geçebiliyor. Memurluk sınavları başlı başına bir bela çukuruna dönüşmüş durumda. İnsanların kendilerini sadece eğitimleriyle, bilgi birikimleriyle sunabilecekleri iş mülakat alanları maalesef azalmış durumda. Daha çok araya ‘bir tanıdık hatta belki birden çok tanıdık’ sokabilme endişesi popüler şimdilerde. Önemli birini, birilerini mi tanıyorsun, yoksa sadece çok iyi bir üniversiteden mezun olup, yüksek lisansını tezli ya da tezsiz bitirip, birden fazla dil mi biliyorsun? Hangisi, hangi alanda, hayatına katkı sağlayacak, geleceğini şekillendirecek?

Emek verdiğin yılların mı yoksa sadece ahbapların mı?

 

Yazar Hakkında

admin
admin

En az 10 karakter gerekli