X
80’lik Cafer Amca hayırda yarışıyor!

80’lik Cafer Amca hayırda yarışıyor!

ABONE OL
Ağustos 7, 2021 15:55
80’lik Cafer Amca hayırda yarışıyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Melbourne’un ilk Türk camisi olan Coburg Mescidinde bugünlerde hüzün ve sevinç bir arada yaşanmakta.

1971 yılından bu yana Cami projesinin en başından itibaren şahidi olan ve adeta yürüyen tarih olarak adlandırılan Cafer Altınörs ile geçmişi konuşarak kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportaj: Mustafa YILMAZ

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Ben Cafer Altınörs. 1941 doğumluyum. Samsun’un Çarşamba kazasındanım. Mesleğim torna tesviye. Avustralya’ya 1970 yılının 6 ayının 16’sında Avustralya geldim. Şu anda yaşım tam 80.

Neden bir cami ihtiyacı duydunuz?
İlk geldiğimizde biz burada Arapların camisine gidiyorduk. Tabii o yıllarda uzun saatler çalışmak ve sabahları da erkenden işe gitmek zorundaydık. Neyse, mevcut camiler özellikle Ramazan’da teravih namazını çok uzun kıldırıyorlardı. Biraz bize ağır geliyordu. Bir de bazı nüans farkları oluyordu mesela teşbih ve duaları ortak yapmıyorlardı.
Sonra bilharede dedik ‘biz Türkler olarak biz de bir camii bir mescit yaptıralım’ diyerekten böyle bu kararı aldık.

Kaç kişi ile yola çıktınız. Nasıl gelişti süreç?
12 kişi ile yola koyulduk. Bazı isimleri hatırlayamıyorum. Rahmetli İsmet Tok’un evinde toplandık. Ve bu arada rahmetli İbrahim Şimsek (İmam Hatip okulu mezunu) hocamız vardı. Mehmet Topal ve ben derken 12 kişi olduk.
Toplanıyoruz ama dedik böyle olmayacak. Kağıt kalem aldık notlar tutmaya başladık. Kim ne yapacak yazdık. Neler yapacağız kayıtlara geçirdik. Bir de o zamanlar kağıt ve kalem herkeste bulunmuyordu.

BÜTÜN CAMİLERİN TEMELİ BENİM TOPLADIĞIM İLK 12 DOLAR PARADIR

Hemen yardım toplamaya başladınız mı?
Bu vesileyle yardım toplamaya başladık. Elhamdülillah ilk 12 dolar parayı ben topladım. Bütün camilerin temeli bu para oldu. Şu anda Melbourne’da gördüğünüz tüm camilerin ilk yekûnu şu 12 dolardır.

PREMIER TEMELİ ATTI

Süreç nasıl devam etti?
Daha sonra daha iyi iş bilenler geldi. Derken bu caminin yeri alındı. 1971 -72 yıllarında arsa alındı. Bilmiyorum şu anda yaşıyor mudur zamanın Victorian Premier’i (1971 – 1982) Rupert James Hamer buranın temelini atmaya geldi.
1978 senesinde buranın 78 bin dolar borcu vardı. Bu borcu ödemek için gruplar halinde semtlere dağıldık. Biz beş kişi Flemington, Monee Ponds, North Melbourne ve Essondon civarlarına taksim olduk. Buralarda sağ olsunlar – Allah razı olsun – vatandaşlarımızdan bir hayli para topladık. 78 bin dolar borcu kapattık.

Siz görev aldınız mı?
1980 yılında burada bazı arkadaşlarımız ayrıldı. Ve ben o zaman denetim kurulu başkanı oldum. Denetlemeye giriştik. 8-9 ay bu görevde kaldım. Daha sonra seçimler oldu görevi devrettik.

Camii şu anda yenilecek. Her adımında hatıralarınız var. Duygularınızı alabilir miyim?
Tabii bu kadar mücadele eden kişi olarak duygulanmamak elde değil. Çok emeklerimiz oldu. Mesela, caminin ortasında bir şadırvan vardı ( Belki siz hatırlamazsınız) o şadırvanın üzerine bir kubbe yaptım ki yağmurdan korunsun diye. Bunun yapımına o zamanlar 12 bin dolar para istemişti. Ben bunu 4 bin dolara yaptım.

Yardım için para toplamaya çıktığınız o zamanlar toplum size nasıl tepki verdi?
O toplum o zamanlar bam başkaydı. Gerçekten takdire şayandı. Neden derseniz. Mesela, aslında mesela değil gerçek bu, Flemington, Kensington binalarına gittiğimizde kapıda bekliyorlar. Bir kişi vardı, yanına vardım camimiz için yardım topluyoruz dedim, adam; ‘bende sizi bekliyordum’ dedi. O zamanın haftalıkları 50 dolar civarındaydı. Cebinden 160 dolar para çıkardı, verdi. Bir haftadır bu parayı saklıyormuş bize vermek için. Bunun gibi 4-5 farklı kişi de aynı bu olayı yaşadım.
Bazı ilginç hatıralar da var tabi ki. Mesela, bir kapıyı çaldım. Ramazan mübarek günüydü. Kapıyı açan kişi alkollüydü. Kapıyı yüzümüze kapattı. Tekrar çaldım, şu elinizdekinden bir de bana verin de ben de içeyim dedim. Adam Allah Allah dedi. Gitti içeriye para getirdi. Böyle de oldu. Halkta camimiz oluyor zihniyeti beraber bir heyecan, bir sevgi vardı. Sevinerek içlerinden gelerek yardımları yapıyorlardı.

Sizce, şimdi aynı heyecan devam ediyor mu?
Şimdiki durumda aynı heyecan ne kadar devam eder bilemiyorum. Aynı kardeşlik devam ediyor, umarım yardımcı olurlar.

O zamanlar nüfus azdı. Toplum birbirine daha yakın daha samimi miydi?
Tabi ki şimdi, genişledik. Torunlarımız oldu, derken çok büyüdük. O zamanları ‘benim sana ihtiyacım vardı, senin de bana ihtiyacın’ vardı. Çünkü, Türk nüfusu fazla değildi. Şimdi annen, baban, deden herkes var. O zamanlar bunların hiç biri yoktu.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.