Fikri Sağlar – Biat eden cahil toplumlar sömürülürler!

0
40

Dün yeni eğitim/öğretim yılı başladı.

Yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 994 bine yakın öğretmen ders başı yaptılar.

İçinde bulundukları ağır sorunlara bakmadan veliler, yeni bir heyecanla çocuklarının geleceğine umutla bakabilmenin buruk sevincini yaşadılar…

İktidar için yeni öğrenim yılının açılışında tek gündem maddesi vardı…

Başbakan Yıldırım Şanlıurfa yaptığı konuşmada TEOG’un kaldırılmasından başka bir şey söylemedi.

Ülkemizin en önemli konusu olan “eğitim politikası” yine hamaset dolu konuşmalarla geçiştirildi.

Açılışta “gerçek eğitim sorunu” üzerinde değil, popülist, oy almaya dönük, basit politika üzerinden halka seslenildi…

Oysa bir ülkenin en önemli yatırımı “insan yatırımıdır!”

Bu nedenle okulların açıldığı ilk günde siyasi iktidarlar, insan kaynaklarının geleceğini düşünerek daha kaliteli eğitilmesiyle ilgili atacakları somut adımlarını açıklamaları gerekirdi…

Bu yüksek politikayı AKP 16 yıldır yapmadı! Yapacaklarını da zannetmiyorum!..

Aksine; “Eğitim seviyesi yükselince oy oranımız düşüyor. Okumuş, eğitilmiş insanlar AKP’ye oy vermiyor!” diyen Taner Yıldız bu ülkeye bakan yapıldı…

“Ülkeyi ayakta tutacak olanların okumamış cahil halktır!” diyen Sebahattin ZaimÜniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr.Bülent Arı’nın YÖK Denetleme Kurulu Üyesi yapılarak, eğitim/öğretim politikasını belirleyen bir konuma getirildiğinde zaten AKP’nin cahiller yetiştirmekten başka hiçbir düşüncesi olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor…

Artık çağdaş olmaktan çıkan, demokrasi ve hukuktan uzaklaşan, giderek daha da otoriterleşen bir idare şeklimiz var!..

RTE herhangi bir konuda bir açıklama yapıyor. Bir istek belirtiyor!..

Devletin tüm kurumları hemen bu istek doğrultusunda “önüne sonuna bakmadan” söyleneni emir telakki ederek, gereğini yalap şalap yapmaya çalışıyor!..

Devlet olma gereğine uymayan bir şekilde, bu isteğin nedeni, maliyeti, geleceği düşünülmeden, uzmanlarına danışılmadan, ve de asıl önemlisi, halka ve ülkeye faydası sorgulanmadan emir yerine getiriliyor!..

Bu durum Türkiye’de demokratik hukuk devletinin ortadan kalktığının net göstergesidir!..

Diğer yandan; tek adam yönetiminin geri dönülmez adımlar atamaya başladığının açık örneğidir…

AKP Genel Başkanı Erdoğan, 3 gün önce yaptığı bir konuşmada şöyle dedi;

Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum

TEOG’un kaldırılması lazım. Biz TEOG’la mı geldik? Ne TEOG vardı ne bir şey vardı.

Okursun, sene içinde notların bellidir. Bu notlarınla beraber yürürsün. Gelirsin Üniversite sırsına, orada da girersin üniversite imtihanlarına…”

Güzel de!
TEOG sınavını bu günkü AKP iktidarı oluşturmadı mı?!..

RTE onaylamadı mı?!..

Tıpkı 15 yıldır eğitim politikasını tek başına belirlediği gibi…

TEOG sınavı uygulamasına geçildiğinde dönemin Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı, bu durumu müthiş bir yöntem olarak halkımıza takdim etmişti…

Aradan geçen yıllarda ne oldu?..

Öğrenciler akademik başarı için daha fazla çalışmaya başladılar.

Özel okullar ve hali vakti yerinde olan veliler, çocuklarına daha iyi imkânlar tanıdılar…

Bu arada imam hatip okullarının başarısızlığı ortaya çıktı.

TEOG sınavında başarılı olanlar İHL’leri tercih etmedi.

Oysa İktidar, öğrencilerin en az yüzde 35’nin İHL’ye girmesini hedeflemişti!..

Bu hedefe ulaşılamamanın arkasında TEOG sınavı olduğu açık!..

Yani TEOG bilinen zorluklarından dolayı değil, İHL’lere öğrenci akışı kesildiği için kaldırılıyor…

Aslında bilinçli olarak AKP, yıllardır Türkiye’nin eğitim politikasıyla oynamaktadır!..

Bilime dayalı, çağın gereklerine uygun, akademik düzeyi yüksek, muhakeme kabiliyeti olan, sorgulayan, araştıran ve yeni düşüncelere açık olan öğrenci yetiştirmek yerine, dine dayalı, biat karakteri yüksek, tartışmayan, şabloncu, ezbere dayalı bir eğitim modeli uygulamaya çalışmaktadır.

Bu nedenle AKP yıllardır sürekli değişen, her fırsatta yeni ve bir öncekine benzemez “eğitim modelleri” ve o modellere uymasını istediği “eğitim bakanları” ile eğitim/öğretim politikasını sürdürmüştür.

AKP yıllardır bütçede MEB’e en fazla pay ayırdığını söyleyegelmiştir!..

Dersliklerin çoğaldığını, fiziki eksiklerin tamamlandığından dem vurmuştur.

Oysa gerçek bu değildir!..

2016 TÜİK verilerine göre GSMH içinde MEB bütçesinin payı yüzde 3.46’dır!..

Ancak rakamsal büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanmaktadır.

Bütçenin yüzde 69’u personel giderleri ve yüzde 11’i de sosyal güvenlik devlet primi giderleridir.

Yani; eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 80’inin personel harcamalarına gittiğini gizlemeye çalışmaktadır.

2016 MEB bütçesi içinde mal ve hizmet alım giderlerinin payı sadece yüzde 9, cari transferler yüzde 3, diğer giderler ise yüzde 8’dir.

Ayrıca OECD’nin hazırladığı 15 Eylül 2016 tarihli raporuna göre;

Türkiye’de İlkokuldan yüksekokula kadar öğrenci başına harcanan miktar 3 bin 327 dolardır ve 45 OECD ülkesi arasında Türkiye 33. sırada yer almaktadır. Oysa OECD ülkeleri arasında öğrenci başına harcanan ortalama miktar 10 bin 493 Amerikan doları seviyesindedir. Yani Türkiye ayırdığı pay ile son sıralarda yer almaktadır!…

AKP iktidarı zamanında eğitim/öğrenimdeki gerilemenin en somut örneğini luslararası PISA testi sonuçlarında gördük.

Türkiye’deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kaldı.

72 ülkede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapılan testlerde Türkiye 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansının gerilediği de ortaya çıktı…

Bu sonuçlar bize eğitimde 2003 yılındaki değerlerinin de gerisinde olduğumuzu gösterdi…

Açıkça bir kez daha söyleyebiliriz ki; AKP iktidarı giderek bizi cahil bir toplum haline getirmeyi hedefliyor…

Biliyor ki, ancak böylece tek adam rejimi kalıcı olabilir!..

Bu duruma dur demek adına CHP geçtiğimiz günlerde “Eğitim Çalıştayı” düzenledi!

Çalıştayda eğitimin üç şartı olan bilimsellik, adalet ve laiklik ele alındı!..

CHP’nin TBMM Milli Eğitim Komisyonu sözcüsü Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer ve diğer katılımcılar güzel değerlendirmeler yaptılar.

Usluer konuşmasında; “Laik demokratik Cumhuriyetin eğitim politikasıyla bu günü kıyaslayınca geleceğimizi yok eden iktidarın, ülkemize ve çocuklarımıza yaptığı düşmanlığı hazmetmemiz mümkün değil!” diyerek içinde bulunduğumuz durumu özetledi…

Bu iktidar, insanların eğitim/öğrenim düzeyini düşürerek, üstüne üstlük, yoksul ve aç da bırakarak kendisine bağımlı bir toplum yaratmak istiyor!..

Algı yönetimi ile “gözleriyle düşünen, kulaklarıyla karar veren” kişiler oluşturmaya çalışıyor!..

Bu oyunu bozulmalıdır!..

Ülkenin temel sorunu olan eğitim politikası ivedilikle bilime dayandırılmalıdır…

Sorgulamayan ve biat eden insanlar, ölene dek sömürülürler!..

Son söz; “Yeni eğitim yılı öğrenci, öğretmen ve veliler için başarılı olsun!”

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu bırakın!
Lütfen isminizi girin